Yapay Zeka Felsefesi

Yapay zeka felsefesi temel olarak “makine” ve “düşünme” arasındaki ilişki üzerine kafa patlatır. İşte bazı kafa patlatmalar:

  • Makineler düşünebilir mi? Makineler zeka sahibi olabilir mi?
  • İnsanların düşünerek çözdüğü her problemi makineler de çözebilir mi?
  • Makineler zihin, akıl, bilinç … vs sahibi olabilirler mi?

Bunlar ve benzeri sorular YZ Felsefesinin inceleme alanına girer. Şimdi “makineler zeka sahibi olabilir mi?” sorusuna kafa patlatalım biraz.

İlk önce incelememiz gereken mevzu “makine” ve “zeka” kavramı olacaktır. Zeka’ yı zihinsel yeteneklerin hepsine sahip olma olarak düşünebiliriz. Nedir bu zihinsel yetenekler peki? Problem çözme, algılama, dil öğrenme ve anlama … gibi yapılardır. Bunların her biri bilişsel psikoloji, nörobilim, bilişsel bilim ve yapay zeka için önemli araştırma alanlarıdır.

Şimdi gelelim “makine” kavramına… Makine kavramından ne anlamamız gerekecek? Acep Turing Makinesi’ ni mi (yani nam-ı diğer bilgisayarlar) yoksa Kuantum Makinesi’ni mi (teorik olarak mümkünmüş) yoksa Biyolojik Makine mi (beyin gibi karbon bazlı salgılı bi şey) anlamak gerekecek. İşin felsefe tarafında bu tanımlar önemli gibi gözüküyor. Çünkü kimi filozoflara göre (temsil misal John Searle) zeka/akıl için beyin gerekliymiş (“Beyinler akılların sebebidir.” diyor kendisi), kimilerine göre ise bizim zeka/akıl sebebimiz beynimizde bizden habersiz gerçekleşen olayların kuantum boyutuymuş (örneğin Roger Pensore).

Neyse bu tartışmalardan şimdilik uzak durup biz tercihimizi (en azından Kuantum ya da Biyolojik Makine’ ler evlerimize girene kadar) sayısal bilgisayarlardan yana yapıp bu yönde kafa patlatmamızı sürdürelim.

Şimdi efendim, biz diyoruz ki, bilgisayar sistemlerinde Yapay Zeka bilgisayarın zeka sahibi olmasıdır (bundan sonra makine deyince bilgisayar anlayacağız). O halde sorumuz “Bilgisayarlar zeka sahibi olabilir mi?” şeklinde olacaktır (normalde bir soruyu başka bir soruya indirgeme problemin çözümünde rahatlık sağlar fakat biz hala aynı bunalımdayız). Size çok ilginç gelecek ama bu soruya verilen cevap sayısı ikidir (1. Evet olabilir  2. Hayır olamaz). Ve genelde dönen muhabbet bir kaç kelime etrafındadır (şu vakte kadar anladığım kadarıyla ki pek bi şey anlamadım gibi geldi bana): Gödel Kuramı, Beyin, Bilinçsizlik, Fizik. Her bir kavram üzerinde tartışmamızı ilerletelim:

Gödel Kuramı: Gödel Kuramı bize her sistemde doğruluğu ispatlanamayan önermeler olduğunu söyler. Nasıl yani? “Bu cümle ispatlanamaz.” demek, eğer bu cümleyi barındaran sistem bu cümleyi (yani önermenin doğruluğunu) ispatlarsa önerme yanlış olmuş oluyor yani sistem doğru bir önermeyi yanlışlayarak “tutarsız” oluyor. Yok eğer sistem bu önermeyi ispatlayamazsa o zaman önerme doğru oluyor bu durumda sistem “eksik” oluyor. Yani her aksiyomatik sistemde doğruluğu ispatlanamayan önermeler vardır. Peki bunun YZ ile ne ilişkisi var? Gödel’ in YZ üzerinde dört yorumu var:

  1. Lucas’ dan gelen yorum: Lucas’ a göre makinelerin her zaman doğruluğunu anlayamayacağı/ispatlayamayacağı önermeler olacaktır diyor. Ve devam ediyor: “Fakat insan oğlu bu önermlerin doğru olduğunu biliyor. Bu da insanı makinelerden üstün kılıyor.”
  2. Hofstadter’dan gelen yorum: Hofstadter, Gödel Kuramı’ yla bilinci oluşturabileceğimiz aynı zamanda Lucas’ ın tezinin insanlar için de geçerli olduğunu söylüyor. “Lucas bu cümlenin doğruluğunu öne süremez.” cümlesi aksiyomatik bir sistemde olduğu gibi “Lucas”  tarafından da aynı mevzulara maruz kalıyor. Eğer Lucas bu cümlenin doğruluğunu öne sürerse o halde “tutarsız”, süremezse de “eksik” olacak.
  3. Pensore’dan gelen yorum: Pensore de Gödel cümlelerini sadece insanların anlayabileceğini aynı zamanda insan beynindeki süreçlerin kuantum fiziğiyle ilişkili olduğunu söyler.
  4. Russell ve Norvig’den gelen yorum: Gödel Kuramı sonsuz bellek ve zaman gerektirir. Fakat makine ve bilgisayarlar kısıtlıdırlar. Zeki olmak için herşeyi ispatlamak gerekmiyor.

Beyin: Searle’ ye göre insan beynindeki biyolojik, kimyasal… olaylarla akıl, duygu, hayal vs…meydana gelmektedir. Ve sayısal bilgisayarlar ile beyin arasında bu yönde hiç bir benzerlik yoktur. Bilgisayarların yaptığı tek şey sözdizimsel olarak işlem yapmaktır (Çin Odası’ ndaki gibi). Bilgisayarlar hiç bir zaman “dizge” lerini anlamlandıramaz.  “Eğer insan beyni yapısında bir şeyler tasarlanabilirse o zaman YZ mümkündür” der.

Bunların dışında Fiziksel Sembol Hipotezi (Newell ve Simon) vardır. Buna göre insan beyni sembolleri işleyen bir makinedir. Dreyfus ise insan zekasının ve uzmanlığının bilinçsizlikten doğduğunu öne sürmüştür. Bu söylem ile Hesaplanabilir Zeka yaklaşımı arasında şöyle bir ilişki vardır. Hesaplanabilir Zeka (ki meşhur örnekleri Yapay Sinir Ağları, Genetik Algoritmalar, Sürü Zekası vs…) bilinçsiz öğrenme ve çıkarsama üzerine araştırmalarını yoğunlaştırmıştır.

Aslında çerçeve bu kadar dar değil, benim şimdilik anlayabildiğim bu kadar. Bu mevzular için en iyi kaynak elemanların (filozofların, YZ cilerin) kitaplarıdır.

Advertisements

Tags: , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: