başkaldıran insan / uyumsuz’un tanımı

albert camus’un “başkaldıran insan” isimli kitabını okuyorum.
okunması-anlaşılması zor bir kitap olduğundan eğer üzerine bir şeyler yazarsam daha rahat anlayabileceğimi düşündüm. bundan dolayı da okuduğum her bir bölümün ardından, ilgili bölüm için özet, eleştiri,çözümleme vs.. yazmaya çalışacağın. böylece kitabı kendim için anlaşılabilir kılacağım : )

camus’u anlamanın ilk adımı “uyumsuz”u (yani absurd/saçma) anlamaktan geçiyor. nedir uyumsuz?

camus’a göre uyumsuz, insanın dünya (dünya derken doğa ve kendisi dışındaki insanlar) ile iletişime geçtiği an ortaya çıkan şeydir. çünkü bu iletişimde us’u tatmin etmeyecek, hatta us’a kapalı gelecek şeyler ortaya çıkacaktır. en basiti, bir insanın açıklık isteğine karşı, diğer insanın duvarlarını örmesi, hattını çekmesi … bir tarafta açıklık isteyen us, diğer tarafta ise kapalı kalan bir insan. böylece us için anlaşılmaz, açıklanmaz bir durum ortaya çıkmış oluyor.  çaresiz bir us, hiç bir zaman hakikate varamayacak. ( parantez açmak istiyorum. camus’da descartesçi bir hava var. daha felsefik bir açıdan bakarsak, dünya kendi içinde dualist bir yapıya sahip oluyor onla iletişime geçtiğimiz an… iyi-kötü, mutlu-mutsuz vs… gibi kavramlar çıkıyor karşımıza. bu zıtlıkların bizim ilişkimizle ortaya çıkıyor olması dünyayı saçma kılıyor olabilir. )
uyumsuzun dünyasına hoş geldiniz.

peki ne yapacağız? önümüzde iki seçenek var. ya intihar ya da umut etmek.

bu noktada camus’un önerisi açık görünen, anlamını saklamayan şeylere tutunmak ve onları bırakmamak.  intiharı ve umudu yadsır böylece. çünkü intihar deney alanını bırakmak, rezaleti en son noktaya, daha berbat bir şekilde vardırmak olacaktır. “yapabileceğimiz tek şey: yaşamak!” diyor. umut beslemek ise insanı mutsuz kılacaktır.
o halde yaşamak ama beklentisiz yaşamak…

uyumsuz için mutluluğun yolu bilmek ve umut etmemekten geçer. nasıl yani? sisifos’u düşünelim. o sonsuza kadar sürecek bir cezaya çarptırılmıştır. bir taşı tepeye kadar taşıyor ve tekrardan o taş aşağıya yuvarlanıyor. sisifos gidip o taşı alıp tekrar yukarıya taşıyor. sisifos kendi durumunu biliyor ve düzeleceğine dair herhangi bir beklentisi yok. çünkü yazgısına boyun eğerek kendini tanrılara karşı özgür kılmıştır. nihani olanı – son’u en başa alarak, bu bilinçle yola koyulmuştur. kendisini hayatında tutarlı da bir konuma da getirmiştir aynı zamanda sisifos.

toparlayacak olursak camus’a göre, tutarlılık ve us’tan ödün vermeden, umut beslemeden, anlayabildiğimiz yani bize açılan her şeyi tüketerek yakalayabileceğimiz daha doğrusu yaşayabileceğimiz bir hayat vardır.

Advertisements

Tags: , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: