spinoza- Etika’nın Bir Ahlak’tan Farklılığı Üzerine/Bilincin Değersizleştirilmesi

Spinozacılığı bir skandal konusu yapan 3 temel kınama vardır: “bilincin”,”değerlerin” ve “kederli tutkuların” kınanması.

1. bilincin (düşünce yararına) değersizleştirilmesi: Materyalist Spinoza

Spinoza’nın temel aldığı bir kavram var: “beden”. “Bir bedenin neler yapabileceğini bilemeyiz …” der Etika’da.
Burada Paralelizm’e de değinmemiz gerekiyor. Paralelizm, zihin ve beden arasındaki nedensellik ilişkisinin yadsınması hatta birinin diğerine üstün kabul edilmemesidir hiç bir şekilde. Bunun pratik anlamı ise, “tutkuların bilinç tarafından tahakküm altına alınması girişimi olarak Ahlakın dayandığı geleneksel ilkenin alt üst” edilmesidir. Etika’ya göre ruhtaki eylem zorunlu olarak bedende de eylemdedir; bedendeki tutku zorunlu olarak ruhta da tutkudur.

“Zihinde bilincimizi aşan ne kadar şey varsa, bedende de bilgimizi aşan en az o kadar şey vardır.”

Bilinç, doğan olarak bir yanılsamanın yeridir. “Bilincin doğası öyledir ki, sonuçları ya da etkileri toplar ama nedenleri bilmez. Nedenler düzeni şöyle tanımlar: Uzamdaki her bir cisim ya da beden ve düşüncedeki her fikir ya da zihin, bu bedenin parçalarını ve  fikrin parçalarını kendi altında toplayan karakteristik ilişkilerden oluşur.”

“Bir beden başka bir bedenle ya da fikirle karşılaştığında:
1. Daha güçlü olmak için bileştiği
2. Birinin diğerini çözüp dağıttı” olur. O halde nedenler düzenin ilişkilerin bileşme ve çözülüp dağılma düzenidir.
Ama bizler bu bileşip-dağılmanın ancak sonuçlarını yani etkilerini toplarız. Bir beden/zihin ile birleştiğimizde “sevinç”, beden ya da zihin bütünlüğümüz tehdit edildiğinde “keder” duyarız. Yani “biz” sadece etkileri toplarız, bileşip dağılmanın dayandığı kuralları bilemeyiz.

Yasasını bilmediği sonuçlara mahkum olmak bilinci tedirgin eder. Peki bilinç bu tedirginlik durumundan nasıl kurtulacaktır? Üçlü bir yanılsama işlemi ile:
1. Ereksel nedenlerin yanılsaması: Bilinç, sadece etki ya da sonuçları topladığından bilgisizliğini, şeylerin düzenini tersine çevirerek, sonucu neden yerine koyarak kapatacaktır. (amaç belirlemek gibi düşünebiliriz)
2. Özgür kararlar yanılsaması: Bilincin kendisini ilk neden olarak alması, beden üzerindeki kudretinden dem vurması.
3. Teolojik yanılsama: Bilincin artık kendisini ilk neden olarak ya da ereklerin örgütleyicisi olarak imgeleyemediğinde ise bir Tanrı’ya başvurması.

Bilinç her ne kadar bu üçlü yanılsamadan koparılamasa da, Spinoza, bilincin kendisinin bir nedeni olması gerektiğini düşünür. “İştah: her şeyin kendi varlığında sürüp gitmek, her bedenin uzamda , her ruhun ya da fikrin düşüncede sürüp gitmek için sarf ettiği çabadan başka bir şey değildir (conatus).
Ama bu çaba bizi karşılaşılan nesnelere göre farklı farklı şekillerde eylemeye ittiği için, onun bize nesnelerden gelen etkilenişlerce her an belirlendiğini söylemeliyiz.
Conatus’un bilincinin zorunlu olarak nedeni olan şey de bu belirleyici etkilenişlerdir.
Bu etkilenişler yukarıda bahsedilen bileşip-dağılmalardan koparılamaz.
O yüzden bilinç, iştah’ın beden/fikirlere bağlı olarak geçişin süreğen bir hissidir. Sadece malumat değeri vardır, ne Bütün’ün ne de belli bir bütünün özelliğidir bilinç.”

“Başlıca büyük etki bilinç dışındadır…” der Nietzsche.

 

Advertisements

Tags: , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: