dil ve arka fon

eğer bilim yapmıyorsak dilin yegane amacı düşünce nesnelerimizi tekil’leştirmektir. hangi nesne hakkında konuştuğumuzu o nesneyi diğer nesnelerden farklı kılarak belirtiriz. dolaptaki elma dolapta olmasıyla diğer elmalardan, kürk mantolu madonna ise en başta ismiyle diğer kitaplardan başka olduğunu belirtiyor. bu farklılığı kılmanın en etkin yolu ise sözcüğün içinde bulunduğu dünyadaki arka fonla ne kadar farklılaştığını göstermektir. çimenlerin içindeki bir çimen renk olarak farklı değildir. ama üzerinde uğur böceği olan bir çimen tekil’dir, yani diğer çimenlerden farklıdır. ve düşüncemiz bu tekille başlayıp başka bir tekil’e eklemlenir. tekil’lerin birbirini neden sonuç içinde takip etmesi ise hikayedir. “Sunless” adlı belgeseldeki giriş metnine bakalım. Metinde bahsedilen ilk görüntüyü diğer görüntülerden farklı kılan ne? Üç çocuk ve mutluluk ifadesi. Bu tekil’leştirmenin arkasından bir niyet geliyor: uzun siyah giriş parçasıyla kendisini diğer filmlerden ayıran bir yapımın başlangıcı olacak.

İlk bahsettiği görüntü; 1965’te, İzlanda’da, bir yoldaki üç çocuğa aitti.
Bunun kendisi için, mutluluğun resmi olduğunu ve diğerleriyle bu imge arasında birçok kez bağ kurmaya çalışmışsa da bunun hiç işe yaramadığını söyledi.
Bir gün, bunu bir filmin başına; uzun, siyah bir giriş parçasıyla birlikte öylece koymak zorunda kalacağını yazdı.
Resimdeki mutluluğu göremeyenler en azından siyahlığı görebilirdi.

Advertisements

Tags: , , , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s


%d bloggers like this: