Archive for the ‘dilbilim’ Category

dilbilim notları -1

February 28, 2014

itiraf etmem gerekir ki lise’den beri öğrenmek istediğim bir konu vardı. başlıktan tahmin edileceği gibi bu konu dilbilim’in kendisi.

o zamanlar İngilizce hazırlık okumam, yeni kelimeler öğrenmem, bu kelimelerin cümle için duruma göre farklı anlamlar kazanması, zamanın gramer yapısının şahıs çekimleriyle birlikte eylemin bitip bitmemesi / ya da eylemin süreklilik arz etmesiyle değişmesi, mitolojiye ufaktan temas etmem vs… gibi nedenlerden dolayı bu ilgim oluşmuştu.

üniversite yıllarında ise yapay zeka’nın benim için, en nihayetinde, dili anlamak ve anlam üretmekten başka bir tanımının olamayacağını düşünmem bu isteğimi daha da artırdı.

biraz geç de olsa bu konuda araştırma, okuma faaliyetlerine başladım. en iyi teknik ve taktik, yazarak çalışmak olduğundan öğrendiğim, okuduğum şeyleri burada not alacağım. her zamanki gibi kendime not : ) şu an elimdeki kitap “Dilbilime Giriş/Prof. Dr. M. Osman Toklu”

artık giriş yapalım şu konuya. nedir dilbilim?

*****

DİL ve DİLBİLİM

Dilbilim, bir varlık olan dil’i çeşitli açılardan inceleyen bilim dalıdır.

Dil nedir? Her kavramın açıklarken nasıl ki belli kriterlerimiz/ölçütlerimiz oluyor, dil’in ne olduğunu açıklarken de belli kriterlerimiz ölçütlerimiz olacaktır. O zaman doğru soru şu: “Dil’i tanımlarken ölçütlerimiz nelerdir?”

Dil’e bir tanım verirken, şu ölçütlerimiz vardır: (Parantez içinde bu ölçütün ortaya koyduğu tanımları vereceğim)
1. İşlevsellik ölçütü (Dil, en önemli iletişim ve anlaşma aracıdır)
2. Davranışçı bakış açısı ölçütü (Dil, alışkanlıklar bütünüdür)
3. Dil üretimsel bir şeydir (Dil sınırlı sayıda sözcük ve kuraldan sınırsız sayıdan cümle üretimidir)
4. Yapısalcı bakış (Dil göstergeler dizgesidir)
5. Toplumbilim ve edimbilim bakış ( Dil davranış yönlendiren bir araçtır/toplumsal davranış biçimidir)
6. Bilişsel/Evrimsel bakış açısı ( Dil zihinsel olgu/içgüdüdür)

Bu ölçütler birbirleriyle birleştirilip yeni tanımlar da üretilebilir. Nereden başladığımız bu noktada önemli olmaktadır.

Dil bilimin, dil’i çeşitli açılardan incelediğini söylemiştik. Bu açılar iki temel başlık altında toplanabilir.
1. Dil yapısına ilişkin çalışmalar : Sesbilim, biçimbilim, sözdizimi, anlambilim vs…
2. Dille dil dışı olguların ve etkenlerin ilişkisinin dile yansımasına ilişkin çalışmalar : Dilbilimsel edimbilim, toplumdilbilim vs..

Şimdi çağdaş dilbilimciliğin kurucusu Saussure  amcayla tanışma vakti.

Saussure ve Yapısalcılık

Saussure ‘ye göre dil, aralarında belirli bir ilişki düzeni bulunan göstergeler dizgesidir.
Şimdi bu göstergeyi nasıl kurgulamış ona bakalım.

İletişimde üç unsur vardır: Konuşucu, dinleyici ve kod. Bu kodun yapısı ve kodu oluşturan kurucular arasındaki ilişkileri yapısalcı dilbilimin konusu olur.

Saussure dil ve söz ayrımı yapar.
Dil, toplumsal bir olgudur ve ulusun ortak kodudur. Dil, toplumdaki herkese dağıtılmış bir sözlüktür.
Söz ise Konuşucu iletişimde bu sözlüğe bakarak anlatımı için gerekli ses imgesini bulur.  Dilin bireysel kullanımıdır bu.
Sözlük, herkesin ve toplumun zihnine bir şekilde kazınmıştır.
Dinleyici bu sözlüğe bakarak, mesajı çözer.

Artık dil kavramını, söz’ün temelini oluşturan bir göstergeler varlığı olarak da anlayabiliriz. Kendini oluşturan öğeler ve bu öğeler arasındaki ilişkilerden oluşan bir dizgedir.
Dizge, kendi içinde kapalı, belirli bir işlev amacı olan, bütünle ve de kendini oluşturan parçalarla ilişki içinde olan şeydir. Mesela bir kod parçacağı gibi…
Yapı ise, bir bütünü oluşturan öğelerin bağlanış ya da bir dizgedeki parçaların bir araya geliş biçimi olarak tanımlanabilir.

Satrançta taşların birbiriyle olan ilişkileri, kuralları ve bunların işlevleri dizge’ye güzel bir örnektir. Kuralları bilen oyuncu, oyunu istediği gibi oynayabilir artık. Dil’in bireysel kullanımı olan söz de böyledir.

Saussure, “dil bugünün bir kurumu, ancak geçmişin bir ürünüdür” derken, “eşzamanlılık” kavramını öne sürer.
Eşzamanlılık şöyle örneklenebilir. Satrançta tahtasının son durumunu gören bir başka gözlemci, o ana kadarki aşamaları, hangi oyuncu hangi taşı oynatmış, kazanmış, kaybetmiş vs.. anlar. Dil konusu da böyledir. Dil’i anlamak için bu vakte kadar ki aşamaları vs.. bilmenin bir önemi yoktur.

Saussure amca her şeyden önce konuşma diline önem verir. Bunun nedenleri:
1. Konuşma, yazma’dan önce gelir.
2. Sözel iletişim daha fazla araca sahiptir. jest, mimik vs..
3. Sözel iletişimde anında tepki vardır.

Bir sonraki hedefim ise göstergebilim ve yapısalcı teorileri işlemek olacak.

Advertisements