Archive for the ‘inceleme’ Category

virginia’dan yazarlık dersleri

February 14, 2016

a)Yazma alışkanlığı kazan

  • Yazmaya rutin bir zaman ayır
  • Not tut ve sakla
  • Üretkenliği baltalayacak her türlü duygusal tuzaklardan uzak dur.
  • Dikkatini dağıtma
  • Bir tane karalama defterin olsun
    • Bu defterde her şeyi dene
    • Bu defter zihninin yazılı hali olsun
  • Yazma rutininde ritmini bul
    • Günlük ya da gün aşırı yaz
  • Günlük olarak kullanabileceğin kalem ve defterin olsun. Günlüğün amacı gözlem gücünü artırır, zihni hazırlar, kulağı hassaslaştırır.
  • Günlüğe her gün 15 dakika ayır. Tasvir, alıntı, şarkı sözü, fotoğraf vs.. fikir listesi
  • Günlük = SIÇRAMA TAHTASI..
  • Evdeki meleği bul ve onu öldür.
  • Evdeki melek demek, seni masa başına geçmeni engelleyen her şey: tv, sigara, kitap okuma vs..
  • Her türlü mantık hatası, dil bilgisi ve yazım yanlışı yap. Virgina apla izin veriyor.

b) Çalışmak 

  • Sessiz oda, düşünecek zaman, ara sıra seyahat
  • “Yaşanmış olanın önemli olduğu yerde hayali olanı yazmayı tercih ederim”
  • İlk etapta film, roman, hikaye, vs… eleştirisi/incelemesi yaz. Böylece yollar keşfedebilirsin ve insanlar nasıl eser ortaya koymuş görürsün.
  • Tek ihtiyacımız yalnız kalmayı başarmak ve üretkenliğimizi pekiştirecek rahatlığı sağlamak.
  • Çalışma odan olsun
  • Biriktirdiğin nesneler kişiliğini ifade eder. Ve bir çok anıyı taze tutar.

c) Üretmek

  • Sıradan bir zihnin, sıradan bir gününde bir anıyı inceleyin. Akla düşen her zerreyi sırayla kaydedin, arkalarında bırakacakları izin takip edilmesini sağlayın.
  • Kurmaca içgüdülerle yaratılır.
  • Kendine, büyük yazarları rakip yap. Kendini onlardan öğrenerek geliştir.
  • Yazı hakkında öğrendiğin her şeyi not et. (metodoloji defteri) Sonra bu kuralları çiğne.
  • 15 dakika konsantre ol. Düşünce, duygu, imge yarat.
  • Deneysel takıl. Kırmızı başlıklı kızı dolambaçlı dille, şairane, ya da sarkastik bir şekilde dile getir.


d) Yürümek

  • Yürümek huzur verir, yatıştırır. Düşüncelerinizi tazelemeyi sağlar. Algılar açılınca hızla bir şeyler şekillenmeye başlar zihinde.
  • Karakterler için manzaralar keşfet.
  • Çevrendeki dünyayı gözlemle. Etrafındaki sesleri, renkleri, kokuları zihnine not et; defterine yaz.
  • İnsanları izleyip onlar için hayali hayatlar kurgula. Elinde Pazar sepeti olan teyze, “Miss Turkey” seçilseydi ne olurdu?
  • Tıkanırsan yürü.
  • Kendisini sıradan bir şey için sokağa atan karakterler için zor durumlar uydur. Onların başını derde sok. Onlara şiir, hikaye yaz.
  • Bir yolculuk etrafında şekillenen hikayeler yaz.

 e) Okumak

  • Kendi sebepleriniz olmalı ki kendi sonuçlarınıza ulaşabileseniz.
  • Klasiklerin tamamını kendini vererek oku. Ama sadece iyi kitaplar okuyarak da kendini sınırlandırma.
  • İçindeki gerçekleri tam anlamadıkça etrafında olup bitenleri yazman hiçbir zaman yeterli olmayacaktır.
  • Deneme yazmak güzel fakat tehlikelidir. Çünkü deneme, omurgası fikirlerden bir türdür.
  • Denemede metafor kullanımı, saflık, üslup, ilk cümlenin büyüsü, son cümlenin çimdiği önemlidir. Ruhun her kelimeye nüfus etmelidir.
  • Shakespeare okuyup kaslarını rahatlat. Okuma, yazmaya götüren bir süreçtir. Okumayla ilham gelir, yaratıcılık beslenir.
  • Sevdiğin kitabı nasıl okuduğuna dair serüvenini yaz. Hem süreci gözlemlemiş olursun böylece.
  • Kitapçıya git, okumak zorunda olduğun kitabı bul.
  • Kendin hakkında hoş olmayan gerçeklerden bahset. Denemeci olabilmek için bu önemlidir. Sevmediğin özellikleri listele. Onlara hikayeler uydur. (Aynı zamanda duyguları inceliyorsun.. buna da hikayeler uydur)
  • Yazma egzersizi olarak oku. Mesela Shakespeare’den bir hikaye oku ve onu yeniden yaz.
  • Arkadaşlarınla tartışma kulübü kur.

f) Yayımlatma

  • Üzerinde baskı olmadan denemeli, başarısız olmalı ve yeniden yazma sürecini yaşamalısın.
  • Deneysel takıl, hikayeyi istediğin gibi anlatabilme özgürlüğün var.
  • Eğer bir problemin çözümü için değilse kitap yazmanın ne anlamı var?
  • Dışarıda devam eden hayat şiirin kaynağıdır.
  • Karakterlerle empati kur.
  • Halka açık mekanlarda takış. Gözlem yap ve somut ayrıntıları yaz, 5 duyuya hitap eden ayrıntılar, gördüğün, duyguduğun kokladığın vs…
  • Gerçeklerle ilgili konu bulup şiire dök: araba lastiği nasıl değiştirilir vs.. gibi.
  • Şairler hemen hemen her şeyi eleyerek sadeleştirme işinde başarılıdırlar.
  • Şairlerin kullandığı araçları (baş döndürücü imgeler, konsantre bir dil, metaforlar, ritm, hatta kafiye) kullanarak bir hikaye yaz.
  • Ailende/çevrende yaşanan bir olayı ele alıp şiirin bölümü haline getir.

g) Şüphe duymak

  • Gerçek bir roman yazarı olduğunu nasıl anlarsın?
  • Yazar, hayata ve etrafında olup bitene her zaman duyarlıdır. Ses, tat, kırpıntı, işitilen kelime,.. çevrenle ne kadar ahenk içindesin? Algıların ne kadar açık?
  • Yazar kendi başına kaldığında hayatı sorgulamadır, onu ayrıştırmalı ve hayatın sanata boyun eğmesini sağlamalıdır.
  • Yazarın görevi, bir şeyi alıp onu yirmi farklı şekilde sunmaktır.
  • Asıl olan yazabilmek değil, hissedebilmektir.
  • Cümlelerin ritmi olmalı. Yazdıklarında ezgi olmalı. Onları tekrar tekrar dinle ve demle..
  • Karakter analizi.. karakter oluşturma yöntemlerini kavra.
  • Karakter defteri tut.
  • Anlatma göster! Az diyalog. Gerekirse konuşsun karakterlerin. Tasvir ve diyalogların karakteri anlatsın.
  • Hava alanı, park, sınıf gibi kalabalık mekanlarda insanları gözlemleyerek karakter alıştırması yap. Karakter defterine bunları 3 boyutuyla yaz. (psikolojik =duygusal durum, zihni vs..,sosyolojik=diğer insanlarla ilişkileri vs.., fizyolojik=ses, mimik, ritm vs..)
  • Karakter oluşturmak için kullanılan araçlar:
    • Diyalog
    • Tasvir
  • Bir olayı 2 kerede bunları ayrı ayrı kullanarak yaz.
  • Tanık olduğun bir anlaşmazlık için sahne yaz.
  • Tasvir yöntemlerini araştır.
  • Biçimde yeniliğin peşinden koş. Yarı roman yarı şiir mesela.

h) hatırat notları

  • Woolf, ikinci anısının- sahile çarpan dalgaların sesi- onun için önemli olduğunu söyler.
    • Deniz kıyısında insanı bu kadar hüzünlendiren nedir?
    • Bu kadar suya hükmeden kim mesela benim için : )
  • Hayatınızdaki önemli bir olay veya evre ile ilgili kısa bir anı yazın, fakat hikayenizi şimdiki zamana bağlı tutun.
    • Örneğin şimdiki zamanda bahçeye adım attığınızda, çocukluğunuzda St.Ives’e yaptığınız ziyareti hatırlayın
  • Bir aktivite için duyduğun heyecanı, tutkuyu, bu tutkunun hayatını nasıl etkilediğini/değiştirdiğini, nasıl başladığını ve nasıl sona erdiğini anlat.

i) biyografi

  • Karakterin kişiliğini ortaya çıkaracağını inandığın önemli olay ve ayrıntıları not et. Karakterlerin biyografisini yaz.
  • Tanıdığın birini seç ve ona hayat uydur.
  • Metaforlar ve tasvir çok önemlidir.
  • “beyaz kanatlar yerine siyah bir cübbe giymiş kovulmuş bir koruyucu melek gibi önümde duran bu temiz ve müşfik beyefendi, hanımların sadece bir üniversite üyesi eşliğinde …”
  • Denemelerde keskin ve yoğun tasvirler kullan.
  • Sahibi hakkında bir şeyler keşfetmek için evcil hayvanları kullandığın bir karakter analizi üzerinde çalış.
    • –siz de kullan bu fikri.
  • Şu anki fikre hangi aşamalardan geçerek geldin bunu yaz.
    • Etrafındaki insanlarla ilişkin hangi duygu/durum ile başladı, şu an hangi durum ve duyguda bunu belirt.
  • Denemede kişisel bir ses oluşturmak için zorlanırsan, tanıdığın bir arkadaşına mektup yazar gibi yaz.
  • Yaşadığın süre boyunca dünya nasıl değişti düşün ve yaz.

j) Şiir notları

  • Şair, “defterinde gün batımının renklerini doğru olarak aktarmaya çalışan titiz bir karakter olmalıdır.”
    • Titiz kişi pek çok ufak detaylarla uğraşır.
  • Şiire nasıl başlayacağını bilmiyorsan gelişi güzel notlar al. Herhangi bir roman al, rastgele bir sayfa aç ve kulağına hoş gelen bir kelimeyi seç.
  • Defterinde soru listen olsun. X’in teması ne olurdu? Varlığın amacı ne? vs.. gibi. (benim tarzım zor bir durum problem yaratıp, karakterlere rastgele biyografi atayıp o durumu açmak)
  • Her satıra “bu yüzden, çünkü ” vs.. ile başlama. Ritmi bozar, okuyana yorgunluk verir.
  • Metafor bul. Mesela: “hayat on milyon parçadan oluşan bir yapbozdur”
  • 5 duyuyu kullan. Nesneler arasında bağdaşmaz gibi görünen ilişkileri keşfet.
  • Modern hayatı, bilgisayarı, mikroskobu öven şiirler yaz.
  • Çocukluğunda hatırladığın olay ve nesne, kişiler,yer, rüyaları not et.
    • Ananemin evinde rüya, balon at vs..
  • Şiirde karakter oluşturmak için monolog yaz.
    • Karakterler yoğunlaşmış ve sentezlenmiş olmalıdır.
  • Başka bir vücudu arzulayan kadın/erkek için şiir yaz.
  • Değişen bakış açılarını kullan
    • mısra=> kafede tanışma
    • mısra=> bekleyiş
    • mısra=>endişe vs.. gibi.
  • Başka gözlerden/kişiliklerden olayı anlat. Biçim alıştırmaları gibi…
    • A kadını B erkeğinin aşkını köpeğin gözünden anlat. Eşyaların gözünden anlat vs..
  • Kurguda akış değiştirici nesneler vardır: Mesela kahvede bir TV var diyelim. TV de haber yayınlansın. Habere göre kahvedekilerin muhabbeti değişiyor. Durum/duygular değişiyor.

 

Kurmaca notları

Başlangıç

  • Arkadaş grubu oluştur, beyin fırtınası
  • Yeni fikirler için okuma günlüğü tut. Kitap film haber betimlemeler vs.. ilginç bulduğun şeyleri buraya yaz.
  • Yazmaya başlarken her şeyi bilmen gerek diye bir zorunluluk yok. Karmaşa içinde başla. Belirsizlik yaratıcılığı körükler 😀
    • Karakter soru sorsun başlarken ya da sorunla karşı karşıya kalsın
    • Ya da bir olayın içinde olsun. Arkasından hareket getirecek bir sorun bu tabii.

Kurgu

  • Kurgu unsuru olarak zamanı kullan ve mesela hikaye 1 günlük sürede geçsin
  • Zihnindeki hikaye için geometrik bir şekil çiz.

Sahne

  • Bir insan sende bir sahne oluşturmasına neden olabilir. (Mesela Tevfik kovboy sahneleri oluşturuyor kafamda)
  • Kurgudaki iyi bir sahne okuyucunun olayı görmesini ve karakterlerin birbiriyle etkileşimini seyretmesini sağlar.
  • Anlatma göster! Sahne bunu sağlar.
  • Kaybolan ve bulunan bir eşya hakkında hikaye yaz. Kendini 3 sahne ile sınırla
    • Eşyanın kaybolduğunun fark edildiği an
    • Kayıp hakkında hissettiğin acı, kafa karışıklığı vs.. gösterdiğin an
    • Eşyanın bulunması ya da artık feragat etmen
  • Zamanı,mekanı, mimikleri diyalogları… sahnede etkin bir şekilde kullan.
  • Sahnenin
    • Her bir detayı anlatılabilir. (Dostoveyski)
    • Tek bir detayı anlatılabilir. (Turgenyev)

Gerilim

  • Gerilim hikayenin lokomotifidir, karakterleri canlandırır, ve hareket halinde tutar.
  • Gerilim yükselişi veya daha karmaşık hale gelmesi ile olaya ivme kazandırır.
  • Etrafındaki sorunların listesini yap. Toplumsal, çevresel, şahsi/bireysel sorunlar olabilir. Mesela ağaç katliamı, savaş, hep borç alan ve ödeyemeyen adam, peşine takılan köpek..
  • Her çatışma sonuçlanmadan hangi aşamalardan geçer, nasıl kötüleşir göster!!!
    • Borç-> Nefret- > Kin –> Cinayet gibi…
  • Listeden bir maddeyi seç, aşamalarını çıkar ve sonuçlandır. Hikayele.
  • Gerilimi anlamak için karakterlerin isteklerini ve bunların gerçekleşmesine engel olan şey açısından düşün/bak. Mesela bakkal para kazanmak ister ama müşteri hep borca aldığı için bunu yapamaz, borçlu müşteri buna engel olur.)
  • Gerilim ve karakter iç içedir. Bunu görmek için 2 farklı karakterin aynı durumda ne yapacağını düşün/ne yaptığına bak.
    • İstanbul’a gitmek isteyen çocuk
    • İstanbul’a gitmek isteyen fakat uçaktan korkan çocuk
    • İstanbul’a gitmek isteyen fakat yolculuk sevmeyen çocuk
  • Dramatik bir şekilde birbirleriyle çelişen arzulara sahip iki arkadaş hakkında bir sahne yaz.

Karakterler

  • Zengin karakter oluşturmak için:
    • İç ses: karakterlerin iç dünyası, düşüncesi, anıları, korkuları, arzuları, aşkları vs..
    • Tasvirler: karakterlerin nasıl göründüğü, başka karakterlerin bu karakterler hakkında yaptığı yorumlar
    • Eylemler:karakterin davranışı sözlerden daha çok şey ifade eder.
    • Mekanlar: bir karakterin odasının nasıl göründüğü bize onun hakkında fikir verir.
    • Başkalarının düşünceleri: başkalarının düşünceleri o karaktere boyut ve derinlik katar. John Wick filminde herkesin John’u anlatması gibi..

Alıştırmalar

  1. Anne-kız, baba-oğul bir şeyler yapsınlar ve sen bunu anlat
  2. A karakteri B yi anlatsın
  3. Karakter gelişimini bir nitelikler listesi yardımıyla ilerlet/takip et.
    1. Gamsız, spontane, telaşlı, cimri.
    2. Her nitelik için 3 eylem bul: mesela cimri: bahşiş bırakmaz, her gün aynı kıyafeti giyer, arkadaşlarına borç vermez fln..

(karakterin psikolojik durumuna karşılık gelen günlük rutinlerin keşfi)

  1. İki karakteri olan bir taslak yaz. Yukarıdaki gibi olsun ama. Onların davranışlarından niteliklerini(psikolojik durumlarını anlayalım)
  2. Karakterleri karmaşık ve derinlikli yapan bir diğer unsur da kendisinde barındırdığı zıtlıklarıdır. Bunun için söyledikleri yaptıkları çelişsin.
  3. Karakterlerin anıları da derinlik katar.
  4. Karakterlerin beklenmedik bir unsuru ifşa etmek için mekanlar bul, tanımla. Ev ofis vs.. Şaşırtıcı şeyler yapsınlar burada
  5. Ölülerin hayaletini gören bir karakter hakkında bir şeyler yaz.
  6. Ana karakteri fiziksel olarak tersine çevir. Mesela erkekken kadın yap onu.
  7. İkincil karakterler bul.
  8. Karakterlere tercihler arasında gel-gitler yaşat.

Bakış Açısı ve Anlatım

  • Birinci tekil şahıs, ana unsuru anlamamış, hikayeyi yanlış yönlendirmiş ya da yanlış bilgiye sahip birisi olmuş olsun.
  • Araya giren anlatıcının imkanlarını anlamak için, hikayesini anlatamamak üzerine sürekli yorum yapan bir anlatıcı kullandığınız bir taslak yaz. (mr nobody gibi)
  • Üçüncü şahıs anlatıcıyı tecrübe etmenin bir yolu, basit diyaloglar dizini ile başlamak. “… dedi. Diğeri de : … diye karşılık verdi.”
  • Mutsuz bir insan hakkında taslak yaz. Onu bir kadının gözünden anlat. Mutsuz sevmeyen bir adam.. Sonra onu başka bir mutsuz adam gözünden anlat. Sonra da Tarafsız anlat.
  • Bir grup hakkında yabancı bir kimsenin bakış açısıyla yaz. (empatinin geliştir kısacası)
  • Diğerinin bakış açısıyla yazmak için öncelikle onlar gibi düşünmelisin. (diğer felsefesi->Levinas)

Zaman ve Mekan

  • Woolf, sadece mekanların tasvirini yapmakla kalmaz, ayrıca bu mekanları karakterlerin duygu düşünce ve mizacına göre şekillendirirdi.
  • Okurun sadece karakterlerin iç dünyasına değil yaşadığı şehre de nüfus etmelerini sağlayın.

Diyalog

  • Söylenin küçücük şeyler, duygu ve düşüncenin derinliklerini yansıtmalıdır
  • Tam cümleler yerine eksiltili, kesik cümleler kullan.
  • Diyaloğun amacı: karakterin ağzından çıkan her kelimenin kişiliği ortaya çıkarmak, gerilim yaratmak, bilgi sağlamak veya hikayeyi daha ileriye taşımak gibi bir işlevi olmalıdır.
  • İma edilen ile söylenenin çelişmesi
  • Karakterin kelime seçimi eğitim, üslup , yaş, doğum yeri, cinsiyet … hakkında bilgi verir.
  • Eskiden birbirine düşkün iki aşık insan arasında geçen bir diyalog yaz.

 

Advertisements

godot’yu beklerken – waiting for godot

December 30, 2014

Mekan: Bir köy yolu. Bir ağaç. Akşam.
Nasıl ki dünyaya gelirken bir şeyimiz yok, beklerken de hiç bir şeye sahip değiliz.

Gogo :
– Yapacak bir şey yok.
Didi :
– Ben de bunu düşünüyordum… İşte yine birlikteyiz. Hadi bunu kutlayalım. Kutlayalım… Ama nasıl?

Daha ilk anda karşımızı çıkan derin ve vurucu bir diyalog Gogo ve Didi arasında geçen. Hayatları baştan aşağı aynı etki ve tepkilerle örülü – işte yine birlikteyiz -; yapacak bir şey bulamayan – ya da yapılacak her şeyi anlamsız bulan –  ve de bir eylemin ne anlama geldiğini bilmeyen – kutlama ama nasıl? – eylemi olduran şeyi bilmeyen insanlar.

Didi, kendisinin de emin olamadığı geçmişi ve kavrayamadığı şimdiyi hafızasında tutan bir karakter olarak çıkar karşımıza. Gogo ise biyolojik ihtiyaçlarını bedeninin kendisine hatırlatmasını saymazsak, geçmişe dair hiç bir anıya sahip değildir. Bir bekleyişte en çok ihtiyaç duyulan şeylerden birisi olan hafıza, Gogo’da işlevini yerine getiremiyor; Didi’de ise bulanıklaşıyor. Böylece geçmişin analizi yapılamadığı gibi, geleceğe dair bir plan da sunulamıyor. Hatırlanan tek şey ne olduğu, nasıl olacağı, ne zaman olacağı pek de bilinmeyen gelecek zamanlı bir buluşma: bir bekleyiş. Şimdiye bağlı olan, belki sonsuza kadar sürecek bir bekleyiş : “Godot’yu beklerken”

Bu bekleyişte ne eksik ? Ya da ne tam ? Anılar eksik. Planlar, ne beklendiğinin bilinmemesi, bekleyişin ne kadar süreceği… Yaşanan anların hafızalardaki eksikliğinden olsa gerek yaşadıklarından da emin değiller. Hatta yol üzerindeki ağacın yaşadığından bile.

Vakit geçirmek için Didi’nin anlattığı hikaye her ne kadar umut verici olsa da Gogo için, yine de gitmek ister:
– Umut verici bir hikaye. Hadi gidelim.
Didi:
– Hayır gidemeyiz.
Gogo:
– Neden?
Didi:
– Çünkü Godot’yu bekliyoruz.

Yarılanmak üzere olan başka bir hikayede yine aynı soruyu sorar Gogo:
– Şimdi ne yapıyoruz?
Didi:
– Godot’yu bekliyoruz.

Beklerken intihar olayını konuşurlar. Ama intihar da edemezler. İpleri yok. Hem ağaç taşımaz Gogo’yu. Çok ağır çünkü. Umut yine belirsiz bir geleceğe, geleceği belli olmayan, Godot’ya bağlanır. Devam eder bekleyiş. Didi, Godot’yu hatırlamaya çalışır, onla ne konuştuklarını… Aslında tam da hatırlayamaz da. İsminin “Godot” olmasından bile şüpheye düştükten sonra “İnsanın özü değişmez” yargısına varır. Hafıza kusurunun yanında, hayata karşı değişmezliklerini de dile getirmiş olur böylece Didi.

İpleri efendisinin elinde olan bir uşak görülür ilkin:Lucy. Arkasında ise onu kırbaçlayan efendisi: Pazzo.
Pazzo uşağını “kötü huylu” ve “yabancıları sevmeyen” bir insan olarak tanıtır. Kendisi dışındaki insanları uşağı için yabancı ilan ediyor Pazzo. Uşak sadece komutlardan anlıyor, onun hafızası da sadece komutları tutuyor anlayıp tepki vermek için. Lucy rutin şekilde emir alıp işleyen, tek bekleyişi “başka bir emir” olan bir insan tipi olarak çıkıyor karşımıza.

Uşak kendi hareketini emir almaya; efendi emir vermeye; Didi ve Gogo ise Godot’ya bağlamıştır. Hareket..? Yaşamak mı diyelim yoksa?

Uşağını ve kendisini tanıttıktan sonra, Pazzo,  Lucy’i panayırda satmak için yola çıktıklarını belirtir. Bu sırada Didi’den Pazzo’yu Godot’ya benzettiğini öğreniyoruz. Fakat Pazzo, Godot olmadığını söylüyor. Az sonra Didi bir an gitmeyi getirir aklına. Ama Pazzo hatırlatır kendisine birisini -Godot’yu- beklediğini. Zaten bu hatırlatma işi Gogo’dan da beklenemezdi. Gogo anını bile hatırlamaktan aciz.

Lucy’nin neden hep yükleri elinde tuttuğu merak konusu olur. Pazzo’nun cevabı ilginçtir. Lucy’nin kendisini etkilemeye çalıştığını belirtir sanki köle sıkıntısı çekecekmiş gibi, sanki Lucy’yi sonsuza kadar yanında tutacakmış gibi üstüne üstelik. Ama bir şeyi de belirtir Pazzo: “Lucy olmasa kendisini “ağa dolanmış balık” gibi hissederim”.

Pazzo geceyi, alaca karanlığı anlatır sonra der ki: “eğer insan ne beklediğini biliyorsa, endişe etmesine gerek yoktur. İnsan sadece bekler, alışageldiği gibi”. Pazzo, sonrasında, uşağının eskiden ne kadar yetenekli olduğunu anlatır Gogo ve Didi’ye. Dans edermiş.. Düşünürmüş… Konuşurmuş.. Artık bu yetenekleri kalmadığı için onu panayırda satacağını belirtir. Gogo ve Didi, Lucy’nin düşünmesini isterler. Daha önce yere düşen şapkasının başına takılmasıyla Lucy düşünmeye başlar. Lucy’nin düşüncesinde abuk sabuk isimli bilim adamları, araştırma kuruluşları, henüz bitmeyen araştırma projeleri vardır. Lucy’nin konuşmasında bilimin, insana anlam vermeye çalışmasının anlamsızlığı var. “Anlama”eylemi zamana bırakılmıştır. “İnsan, dışkılama ve beslenme edimlerinden dolayı eriyip gitmektedir, gözlemlenen gelişmelere karşı da zayıflamaktadır. Fakat insan bu eriyip gitmeye,bu zayıflamaya yanıt verecektir.”

Tüm bu konuşmalardan sonra bayılan uşağı uyandırmak için Gogo ve Didi yardımcı olur. Onu kollarından tutarak ayağa kaldırırlar. Pazzo da uşağın ellerine yükleri tutuşturur, onu uyandırır. Pazzo’nun Lucy’inin köle olduğunun bilinciyle uyanmasını istemektedir. Eğer böyle yapmasaydı Pazzo, Lucy onun kölesi olur muydu acaba ? Uykudan nasıl uyandığımızın, kendimizi bilmemiz açısından ne derece önemli olduğunu sorgulanmalıdır.

Lucy kendisine geldikten sonra oradan ayrılır efendisiyle.

Didi:
– Bu arada vakit geçti.
Gogo:
– Öyle ya da böyle geçecekti zaten.
Didi:
– Evet ama bu kadar çabuk  geçmezdi.
Gogo:
– Gidelim.
Didi:
– Gidemeyiz.
Gogo:
– Neden?
Didi:
– Godot’yu bekliyoruz.

Didi, Pazzo’nun ve Lucy’nin çok değiştiğini söyler Gogo’ya. Onları hatırladıklarını fakat Pazzo’ya ve Lucy’e bu hatırlayışını belli etmediğini belirtir, çünkü onlar da Didi’yi tanımamışlardı. Fakat yine de Didi emin değildir: “Belki de aynı kişiler değildi”. Böylece yine emin olmadığı geçmişiyle karşımıza çıkıyor Didi. Didi’nin şimdisi yaşanan şeylerin şüphesiyle bulanıklaşır.

Godot’nun bu akşam gelemeyeceğini fakat yarın kesinlikle geleceğini haber verecek bir çocuk gelir yolun diğer ucundan.Çocuk, Godot’nun yarın geleceğini söylemesiyle umut görevini üstlenmiş oluyor. Didi çocuğa bir kaç soru sorar, ama en kayda değer soru mutlu olup olmadığıdır. Çocuk bu soruya “bilmiyorum” der. “Sen de benim gibisin” der Didi. Didi, çocuğa kendilerini gördüğünü Godot’ya iletmesini söyler. Çocuk gider. Artık umutludur Didi çünkü yarın Godot gelecektir. Didi ve Gogo oradan uzaklaşırken ağacın önüne gelirler. Gogo, “Keşke bir ipimiz olsaydı. İntihar ederdik… Yarın hatırlat da ipimi getireyim” der. Anlaşılan o yarına dair bir umut beslemiyor. Birden Didi’nin onun bir gün intihardan kurtardığını hatırlar çok anısını anımsayamamasına rağmen. Ayrılsak mi diye sorar Gogo, Didi’ye. Çünkü aynı yolun yolcusu değillerdir ona göre. Ama emin de olamazlar aynı yolun yolcusu olup olmadıklarına. Hatta ayrılmanın onlar için iyi mi kötü mü olacağına da emin olamazlar. Zaten hiç bir şeyden emin değiller, her şey belirsizdir. Uzaklaşırlar oradan.

İkinci sahne Didi nin bir türlü bitiremediği bir şarkıyla başlar. İki defa teşebbüs eder bitirmeye fakat bitiremez, çünkü yine hafıza sorunuyla karşı karşıyadır: şarkının sonunu hatırlayamaz. Her türlü sonlanamayan eylem, beklemek de dahil, acaba hafızanın mı yüzünden?

Gogo gelir. Geçen gece kaldığı yerde dayak yemiştir muhtemelen. Didi ona ne olduğunu sorar fakat Gogo konuşmak istemez. “Bana bir şey sorma. Bana dokunma, benimle kal..” der. Didi ise onu hiç terk etmediğini söyler. Gogo’nun cevabı ise: “Gitmeme izin verdin.”.
Didi, Gogo’yu mutlu olduğuna ikna eder sonunda. Fakat yine bir sorun vardı: mutlular ama şimdi ne yapacaklar? Tabii ki Godot’yu bekleyecekler.

Beklemek… Ölümlü bir dünyada beklemek: “Herkes çarmıhını sırtında taşır ölene kadar. Ve unuturlar. Bizler tükenmeyiz.”

“İnsan ararken bir şeyler işitir. Bu da düşünmesini engeller, doğruyu bulmasını engeller. Düşünmüş olmak en kötüsü: her yer ceset, iskelet. Doğaya dönmek en iyisi, fakat onu da denedik”. Düşünmemek, vakit geçirmek için türlü oyunlar oynarlar. Küfrederler, spor yaparlar, soru sorarlar birbirlerine …

Gogo:
– Daima bir şeyler buluruz değil mi Didi, bize varolduğumuz izlemini verecek?
Didi:
– Evet, büyücüyüz biz.Ama yapmaya karar verdiğimiz şeyler konusunda azimli davranalım unutmadan.

Gogo:
– Gidelim.
Didi:
– Gidemeyiz.
Gogo:
– Neden?
Didi:
– Godot’yu bekliyoruz.

“Hepimiz deli doğarız, bazılarımız öyle kalır.”

Lucy ve Pazzo tekrar gelir. Lucy durur. Pazzo ona çarpar Lucy bayılır ve düşer. Pazzo da onun üstüne düşer. Pazzo yardım ister. Pazzo, Lucy’nin üstündeyken, uzun bir süre Gogo ve Didi yardım edip etmeme konusunda tartışırlar. En sonunda yardım etmeye karar verirler. Çünkü yardım etme de bir tür vakit geçirme yöntemidir !

Yardım edilen Pazzo onları tanımaz. Çünkü görmüyordur. Görmek tanımadıktır Pazzo için. Ama o kördür artık. Bir sabah uyandığında kör olmuştur. Bazen hala uykuda olduğunu düşünmektedir Pazzo. Didi her ne kadar bir önceki günü anlatsa da Pazzo bilmez hatırlamaz onu. Bir önceki günü olmamıştır Pazzo’nun: körlerin zaman kavramı yok, zaman nesnelerini görmez onlar. Ama Didi bunun aksi üstüne yemin edebilir!

Yerde baygın bir şekilde yatan Lucy’nin de uyandırılması gerekmektedir. Pazzo’nun bir kolundan Didi, diğer kolundan Gogo tutmaktadır. Didi, Gogo’ya Pazzo’yu bırakıp Lucy’i uyandırmasını söyler. Ama Gogo gidemez bir türlü. Niye gitmiyorsun sorusuna verdiği yanıt : “Godot’yu bekliyorum”. İlk defa Gogo niçin gitmediğini anımsıyor. Gogo’yu o an için hafızayla barıştıran şey neydi acaba? Gogo’nun görüyor olması mı?

Körlük Pazzo’nun hafızasını silmiştir. Ne için yola çıktığını da bilmemektedir. Her şeye rağmen unutmadığı tek şey: Lucy’nin efendisi olması.

Lucy kendine geldikten sonra ufaktan yola koyulurlar Pazzo ile birlikte.

Didi:
– Gitme.. Eğer her türlü yardımın imkansız olduğu yerde düşerseniz ne yaparsınız?
Pazzo:
– Kalkmayı başarana kadar bekleriz. Sonra tekrar yola koyuluruz.

Pazzo’nun Godot’su da “ayağa kalkmayı başarmak” oluyor bu durumda.

Didi, Pazzo’dan Lucy’i tekrar konuşturmasını ister. Pazzo Lucy’nin dilsiz olduğunu söyler fakat Didi daha dün konuştuğunu söyler ve ne zaman dilsiz kaldığını sorar. Bunun üzerine Pazzo sinirlenir : “uğursuz zaman hikayelerinizle bana yeteri kadar işkence yapmadınız mı? Günün birinde işte. Yetmez mi?”

Pazzo:
– Günün birinde… Diğer günlerden farksız bir günde.. O dilsiz oldu ben kör. Günün birinde sağır olacağız, günün birinde öleceğiz. Aynı gün aynı an. Bu kadarını bilmek yetmiyor mu? Bir ayağımız çukurda dünyaya getirirler bizi.Güneş bir an parıldar, sonra yeniden gecedir.

Bu söylemle Pazzo yaşanmışlığı; görmenin, duymanın, konuşmanın olmamasıyla  değersizleştirmiş, sıradanlaştırmış oluyor. Eğer duyular yoksa, zaman da yoktur, artık kayda değer bir şeyler de yoktur.

Lucy ve Pazzo uzaklaşır.

Didi, o sırada uyuklayan Gogo’yu uyandırır.
Gogo:
– Beni neden uyandırıyorsun.
Didi:
– Kendimi yalnız hissediyordum.
Gogo:
– Rüyamda.. Rüyamda mutluymuşum …
Didi:
– Sakın anlatma ! …

Didi merak ediyordur; zaman kavramının olmadığını söyleyen bir kör ne ister ki? Gogo, Didi’ye Pazzo’nun Godot olup olmadığını sorar. Didi, kesinlikle olmadığını söyler. Nasıl bu kadar emin olabilir ki?

Didi:
– Uyuyor muyum ben başkaları acı çekerken? Şu anda uyuyor muyum? Yarın uyanınca, ya da uyandığımı zannedersem bugün hakkında ne diyeceğim? Dostumla Godot’yu beklediğimi mi? Pazzo’nun kölesiyle birlikte geçip gittiğini mi? Ama bütün bunların içinde ne kadar doğruluk payı olacak? Gogo.. O bunların hiç birinin farkında olmayacak. Yediği tekmelerden bahsedecek, ben de ona havuç vereceğim. Bir ayağımız çukurda, zor bir doğum doğrusu. Mezarcı çukurun dibinde forsepsi yerleştirir. İhtiyarlığa vakit var daha önümüzde. Hava çığlıklarımızla dolu. Ama alışkanlıklar duyarsızlaştırıyor insanı. Bana da bir başkası bakarak uyuyor diyor. Kendisinin de uyuduğunun farkına varmadan uyuyor, hiç bir şey bilmiyor. Uyusun bakalım benim için diyor. Böyle devam edemem.. Ne dedim ben ?!

Didi kendisi üzerine düşünürken, böyle devam edemeyeceği fikrine varmışken; çocuk, yani Godot’nun gelmesine dair olan umut yeniden gelir yolun diğer tarafından.

Didi:
– Beni tanıdın mı?
Çocuk:
– Hayır.
Didi:
– Dün gelmemiş miydin?
Çocuk:
– Hayır.
Didi:
– İlk defa mı geliyorsun?
Çocuk:
– Evet.
Didi:
– Bay Godot’dan mesaj mı getirdin?
Çocuk:
– Evet.
Didi:
– Bu akşam gelemeyecek? Yarın akşam gelecek?
Çocuk:
– Evet.
Didi:
– Kimseyle karşılaştın mı? İki adamla..
Çocuk:
– Hayır… Bay Godot’ya ne diyeyim?
Didi:
– Bizi gördüğünü söyle. Bizi gördüğüne eminsin değil mi?
Çocuk:
– Evet efendim.

Gece olur. Gogo, Godot’yu ekme fikrini önerir fakat Didi kabul etmez. “Bizi cezalandırır” der Didi.
Sonra ağaca bakar: “Her şey ölü. Ağaçtan başka.”
İlk sahnede canlılığından şüphelendiğin ağacın artık yaşadığına karar kılmıştır.

Yine yola koyulurlar yarın aynı yere gelmek üzere.
Yine aynı ağacın önünden geçerler.
Yine aynı intihar fikri.
Yine, yeniden gelecek olan fakat sonlanmayan bekleyiş:
tüm eylem fikirlerinin oluşmadığı bir hayat, salt kurgunun egemen olduğu.