Archive for the ‘kafa notları’ Category

dil ve arka fon

March 16, 2017

eğer bilim yapmıyorsak dilin yegane amacı düşünce nesnelerimizi tekil’leştirmektir. hangi nesne hakkında konuştuğumuzu o nesneyi diğer nesnelerden farklı kılarak belirtiriz. dolaptaki elma dolapta olmasıyla diğer elmalardan, kürk mantolu madonna ise en başta ismiyle diğer kitaplardan başka olduğunu belirtiyor. bu farklılığı kılmanın en etkin yolu ise sözcüğün içinde bulunduğu dünyadaki arka fonla ne kadar farklılaştığını göstermektir. çimenlerin içindeki bir çimen renk olarak farklı değildir. ama üzerinde uğur böceği olan bir çimen tekil’dir, yani diğer çimenlerden farklıdır. ve düşüncemiz bu tekille başlayıp başka bir tekil’e eklemlenir. tekil’lerin birbirini neden sonuç içinde takip etmesi ise hikayedir. “Sunless” adlı belgeseldeki giriş metnine bakalım. Metinde bahsedilen ilk görüntüyü diğer görüntülerden farklı kılan ne? Üç çocuk ve mutluluk ifadesi. Bu tekil’leştirmenin arkasından bir niyet geliyor: uzun siyah giriş parçasıyla kendisini diğer filmlerden ayıran bir yapımın başlangıcı olacak.

İlk bahsettiği görüntü; 1965’te, İzlanda’da, bir yoldaki üç çocuğa aitti.
Bunun kendisi için, mutluluğun resmi olduğunu ve diğerleriyle bu imge arasında birçok kez bağ kurmaya çalışmışsa da bunun hiç işe yaramadığını söyledi.
Bir gün, bunu bir filmin başına; uzun, siyah bir giriş parçasıyla birlikte öylece koymak zorunda kalacağını yazdı.
Resimdeki mutluluğu göremeyenler en azından siyahlığı görebilirdi.

beden

June 23, 2016

hayallere daldığında, kendisini zaman ve mekan içinde bir yere yerleştirmiyordu.
çünkü eklemlerinin;dirseklerinin;ayaklarının;bacaklarının; uyluk,elmacık ,çekiç-örs-üzengi kemiklerinin;kafasının;ellerinin;parmaklarının farkında değildi.
soyut olanı, boşlukta asılı duranı, fikirleri, felsefeleri düşünmüştü hep.
bedenin görevi bunları bilmekten ibaret zannederdi.

okumak

October 9, 2013

okumayı farklı kılan şey nedir?

insan,  toplum içinde ya da kendi iç dünyasında varoluşunu nasıl fark eder?
toplumdaki varoluşunu en başta başkaları tarafından görülmesiyle, iletişime geçebilmesiyle,  konuşa bilmesiyle, dokunabilmesi, hissedebilmesi vs.. ile fark eder.

ya kendi içindeki varoluşunu nasıl fark eder? iç çelişkileri vardır, cümleler ve duygular arasında giden.
rüyadan gerçekliğe geçiş vardır uçurumda sürüklenirken, ya da gökdelenden yere düşerken. dilin, kelimelerin geçerli olmadığı sadece fotoğraflardan ibaret bir alem olan uykudan uyanışı…

peki kitaplar? varoluşumuzu fark ederken kullandığımız tüm araçları kitaplar cümlelere, paragraflara sıkıştırmışlardır.
bir cümleyle bir rüyaya dalarken, bir başka cümleyle rüyadan dünya gerçekliğine böcek olarak kalkıyoruz.
bedenimiz böcek, ruhumuz insan kalıyor, hissediyoruz bunu.

yani cümleler: dokunmaktır, görmektir,hissedebilmektir, duymaktır, yere düşmektir, uyumaktır.

dönüşüm – 1

October 12, 2012

“doğru”dan ve “yanlış” tan “anlam” ve “değer”e dönüş.

çözülmesi gereken tek felsefi sorun

June 3, 2010

çözülmesi gereken tek felsefi sorun: “bir insanın ‘gerçeği’ nedir?”

jules verne misali …

January 24, 2010

ay’a kapağı attığımıza göre geriye ne kaldı?
tabii ki “zaman yolculuğu”…

yıllar önce merak etmiştim bu olayı. ve karşıma şuna benzer şeyler çıkmıştı:
“termodinamiğin ikinci yasası der ki evrenin kullanılabilir enerjisi sürekli azalmaktadır.”

bunun zaman yolculuğu ile ne ilgisi var peki?
enerji geriye dönmüyor yani. olaylar hep ileri yönde gerçekleşiyor…

tabi buna morali bozulan bazı bilim adamları(Nobert Wiener …), “eğer bir noktada bilgi varsa, orada kayıp yoktur” diyerek “sibernetik bilimi”ni ortaya atıyorlar.

neyse biz asıl konumuza dönelim. bilgisayar bilimleri ile biz bu işe nasıl katkı sağlayabiliriz?

beynin hafıza bölgelerine nüfuz edip, ilgili geçmişi/hatıraları “güçlendirilmiş gerçeklik” ile orta yere getirebiliriz. bu “gerçeklik” ile yeniden karşılaşabilir insan. tabii bu noktada, gerçekliğin içindeki diğer şahısların davranışlarının da modellenebilmesi gereklidir. acaba onlar da aynı sistemin içine dahil olarak- yani aynı araç ve gereçlerle aynı geçmişin güçlendirilmiş gerçeklik ile  ortaya çıkarılması sürecine – bu modelleme derdinden de kurtuluruz.

bekleyelim…

gerçekler ve hayaller

December 23, 2009

insanı çepeçevre saran o kadar şey -üzüntü, sevinç, sevgi vs…- varken
“insan zekası seviyesinde” bir “yapay zeka”yı amaçlamak ne kadar zekice?

kafama bu takıldı şu an?

zaman üstümüze ağını atmışken, niye bu hayallerin peşinden koşmak ?çocukça değil mi? sadece çocuklar bilmez zamanı, bir de uyuyanlar.
uykuda mıyız yoksa?

ölümsüz olmak!
ölümlülerin ölümünü görmekten başka bir  şey katmayacak ölümsüz olana ölümsüzlük.

“bilimsel gerçekler” ne kadar gerçekçi?
hayal gücü bilgiden gerçekten önemli midir?

ilgi alaka nereye kaydı?

December 6, 2009

uzun zamandır tüm yapay zeka problemlerini içinde barındıran tek bir yapay zeka probleminin varlığı üzerine düşündüm.
yapay zeka’ nın temel problemleri, zeka’yı açıklarken/tanımlarken kullandığımız fenomenlerle eşdeğerdir diye düşünüyorum. bu durumda biz zeka’ yı “anlama”, “çıkarsama”, “uyum sağlama”, “bilgiyi temsil etme”, “anlamlandırma”, “kavram üretme”, “kavrama”, “tanıma”, “idrak”,  “sezgi” vs… gibi fenomenlerle/kavramlarla bu bunların birbirleriyle olan ilişkileriyle açıklamaya çalışacağız.
yapabilinecek şey bu kavramların meta-tanımları ve meta-ilişkilerini ortaya koyup, her çağın bilimsel değerlerine göre bir içerik verilmesi, ve bundan da zeka’yı-yapay zeka’yı elde etmektir: matematik, mantık, bilişsel bilim ve felsefe(fizik ve biyoloji felsefesi, yapay zeka, akıl, bilgi, varlık ve işimizi doğru yapıyor muyuz diye bilim felsefesi … ) ile birlikte…
yukarıdaki tüm bu kavramları bünyesinde barındıran, bir değil iki mevzu keşfettim: “dil anlama” ve “hesaplanabilir felsefe” dir.

başka çıkış yolu?

bence yok.

bilgisayar bilimi

September 11, 2009

bilgisayar bilimlerinde/mühendisliğinde bir açığı görmek için baya açılmak lazım.

matematik ve zeka

July 28, 2009

ihtimaldir ki akıl/zeka/bilinç vs… matematik ile iş görmüyordur. yani birisini tanımam için beynim türev/integral/diferansiyel denklemlerle uğraşmıyordur.

peki ama aklı/zekayı/bilinci vs… ifade edebilmenin bir başka yolu var mıdır ki?