Posts Tagged ‘Hikaye’

yazarak hafifleyin – yeşim cimcöz

April 5, 2017

Teknikler 

Yeşim Cimcöz’ün “yazarak hafifleyin” isimli kitabından bazı öneriler var. bu önerilerin amacı bizi kağıdın korkutucu boşluğuna dalmayı teşvik etmek..

Serbest Yazı

  1. yazmanın yolculuk olduğunu kabullen.
  2. durmadan, yazdıklarını okumadan, üzerinde düşünmeden 6 dakika boyunca yaz.
  3. ortaya bir konu çıkmışsa, bu sefer onun üzerinde düşünerek ama fazla da kasmadan yaz sıkılana kadar.
  4. ikinci ve üçüncü adımdaki çıktıları oku, aralarında bağlantı kur. gereksiz cümleleri at. kalanları detaylandır ve bağlantılar kurarak birbirleriyle ilişkilendir.

Kümeler (Zihin haritaları)

  1. boş bir kağıt al.
  2. ortasına bir kelime yaz ve kelimenin etrafını elips ile kapat.
  3. o kelimenin sende çağrıştırdığı duygu, düşünce,kelime,cümle ya da resim/fotoğraf neyse etrafına yaz. bu yeni kelime/resmin de etrafını elips ile kapat ve ikisi arasında bir çizgi çiz.
  4. yeni kelime ya da ilk kelime için çağrışımlar varsa ikinci ve üçüncü yöntemi uygulamaya devam et.
  5. eğer üretim bitmişse:
    1. kümeler sende hangi duyguyu uyandırdıysa o konuda yaz.
    2. kümeler sana bir kurmaca öneriyorsa onu yaz.
  6. bu süreçte de hiç durmamak, düşünmemek önemlidir.

Cümle Sapları

  1. Bu çalışmada önceden yarım bırakılmış cümleleri tamamlamanız beklenmektedir.
  2. Bence herhangi bir kitabı alıp, içinden cümleler seçilip kendimiz de tamamlayabiliriz.

Listeler

  1. düşünmeden aklına gelen kelime, kelime grupları,cümleleri ya da resim/fotoğrafları alt alta yaz.
  2. mantıklı, tutarlı olmak zorunda değil.
  3. yüze kadar madde yazmayı amaçla.
  4. sonra maddelerin üstünden geç, onları grupla, analiz et.

 

dil ve arka fon

March 16, 2017

eğer bilim yapmıyorsak dilin yegane amacı düşünce nesnelerimizi tekil’leştirmektir. hangi nesne hakkında konuştuğumuzu o nesneyi diğer nesnelerden farklı kılarak belirtiriz. dolaptaki elma dolapta olmasıyla diğer elmalardan, kürk mantolu madonna ise en başta ismiyle diğer kitaplardan başka olduğunu belirtiyor. bu farklılığı kılmanın en etkin yolu ise sözcüğün içinde bulunduğu dünyadaki arka fonla ne kadar farklılaştığını göstermektir. çimenlerin içindeki bir çimen renk olarak farklı değildir. ama üzerinde uğur böceği olan bir çimen tekil’dir, yani diğer çimenlerden farklıdır. ve düşüncemiz bu tekille başlayıp başka bir tekil’e eklemlenir. tekil’lerin birbirini neden sonuç içinde takip etmesi ise hikayedir. “Sunless” adlı belgeseldeki giriş metnine bakalım. Metinde bahsedilen ilk görüntüyü diğer görüntülerden farklı kılan ne? Üç çocuk ve mutluluk ifadesi. Bu tekil’leştirmenin arkasından bir niyet geliyor: uzun siyah giriş parçasıyla kendisini diğer filmlerden ayıran bir yapımın başlangıcı olacak.

İlk bahsettiği görüntü; 1965’te, İzlanda’da, bir yoldaki üç çocuğa aitti.
Bunun kendisi için, mutluluğun resmi olduğunu ve diğerleriyle bu imge arasında birçok kez bağ kurmaya çalışmışsa da bunun hiç işe yaramadığını söyledi.
Bir gün, bunu bir filmin başına; uzun, siyah bir giriş parçasıyla birlikte öylece koymak zorunda kalacağını yazdı.
Resimdeki mutluluğu göremeyenler en azından siyahlığı görebilirdi.