Posts Tagged ‘yazım’

diyalog nasıl yazılır?

July 21, 2016

GİRİŞ

  • her paragrafa bir diyalog yaz. okuyucu için kolaylık olur, metnin görselliği yormaz böylece.
  • noktalama işaretlerinin doğru kullanımı:

“Şekerlerden nefret ederim, ” dedi Ayşe, “çünkü dişlerimi ağrıtıyor.”
“Şekerlerden nefret ederim çünkü dişlerimi ağrıtıyor.” dedi Ayşe.
“Sinemaya gelecek misin?” diye sordu kıza.
“Ali’ye de söyledim – ” (eğer diyalog kesintiye uğrarsa – yazılır)

  • ya sadece “söyledi”,”dedi”,”sordu” … gibi kelimeler kullan ya da bunların yerine eylem/durum bildiren cümleler kullan:

Ali köpeğin başını kaldırdı. “Şu şeytana bakın.” dedi. YANLIŞ
Ali köpeğin başını kaldırdı. “Şu şeytana bakın.” DOĞRU
“Şu şeytana bakın” dedi Ali. DOĞRU

  • “homurdandı”, “sinirlendi” vs.. gibi kelimeleri bir söylemle kullanmamalıyız. çünkü bunlar anlatıcı kelimeler, gösterici değil.

“defol” buradan diye homurdandı Ayşe. YANLIŞ
“Seni burada istemiyorum.” Ayşe, Ali’yi tutup kapı dışarı etti, sonra da kapıyı sertçe kapadı.”Buraya artık gelme pislik herif.” DOĞRU

  • yukarıdaki maddeyi sıfat/zarflara da uygulayabiliriz.

“çok yorgunum.” dedi. DAHA İYİ OLABİLİR.
“kolumu kıpırdatacak halim yok. kaç saattir yürüyorum. kendimi yatağa zor attım.” dedi. EH İŞTE. “ANLATMA, GÖSTER!”

  • okuma esnasında zihin “dedi”, “söyledi”, “sordu” gibi kelimeleri istemeden atar. sıkılmıştır yıllardır bunları okumaktan : )
  • o an hangi karakterin konuştuğu belliyse (ki net olmak önemlidir, bu kurallı göz önünde bulundur hep) ismini tekrar tekrar belirtmeye gerek yoktur.
  • fazlalıkları at:
    • gerek sözcükler, gerekse aynı anlama gelen cümleler, gerekse de amaçsızca tekrarlanan eylemler.
    • kurguyu ilerletmeyen şeyler.
    • cümlelerin basit olsun ama yavan olmasın.
    • tekrar bir amacı varsa iyidir. (godot’yu beklerken)
  • karakterin 3 cümleden fazla konuşmasına izin verme. Peki diyalog nasıl kesilir?
    • laf biter.
    • karşı taraf keser.
    • iç konuşmalar/düşünceler.
    • o an oluşan aksiyon/başa gelen başka bir durum.

DİYALOGU GELİŞTİRME/ÇEŞİTLENDİRME

  • bir soruya, soruyla karşılık ver. konu açılır.
  • diyalogu kes. (başka karakter girsin araya. başka bir durum/olay olsun)
  • ekola. sinirlendiğini, kızdığını, yalan söylediğini düşünürler.

a: “onun tatlı mı olduğunu düşünüyorsun?”
b: “tatlı mı?” (karşı çıkma içeriyor)

  • konuşmayı başka bir yere yönlendir, cevabı geciktir.
  • sessizliği de diyalog olarak kullan.
  • alt metin ekle.(laftaki nesne,kişi, olay veya karakterlere geçmişten gelen anlamlar yükle. onların da tarihi olsun.)
  • mizah/muziplik ekle.

şakalar, espriler, sarkastizm, yanlış anlamalar, süprizler vs..

  • çene çalımları, “hımss”gibi şeylerden uzak dur.

DİYALOGUN VAR OLMAYI HAKEDİYOR MU?

  • niçin diyalog kullanırız?
    • karakterin amacını, geçmişini, duygu ve düşüncelerini öğrenmek için.
    • karakterler arasında iletişimin devam etmesi için.
    • karakterler arasındaki ilişkiyi (sosyal ilişki) anlamak, sağlamak için. (anne,baba,patron vs.)
    • karakterin hangi rolü oynadığını öğrenmek için (iyi,kötü, aptal, hain vs.)
  • diyalog olayın akışını ilerletiyor mu?
    • karakterin amacına ulaşmasına yarayacak ya da engel olacak yeni bilgiler sağlamalı.
    • şüpheyi, çatışmayı, gerilimi artırmalı.
    • yeni zorluklar ortaya çıkarmalı.
    • bize sahnenin, karakterin, öykünün amacını hatırlatmalı.
  • temayı hatırlatan ve bir iki yerde karşımıza çıkan laflar olsun. örümcek adamdaki “güç sorumluluk getirir.” lafı gibi.

DİYALOGLA BİLGİYİ TAŞIMAK

  • diyalog bilginin taşınması için iyi bir yol. yalnız bağlama/hikayenin yapısına/konusuna uygun olmalı.
  • karakterlerin bildiği şeyleri söyleme
    “biz seninle iki yıl önce bu evi almak için kredi çektik.” dedi kocasına. YANLIŞ
  • konuşmaya/hikayeye katkısı olmayacak laflardan/sözcüklerden/cümlelerden uzak dur.
  • karakterler bazı bilgileri atlasın/unutsun. böylece gerilim yaratılır.
  • diyalog karaktere ait 3 boyutu yansıtmalıdır.

DİYALOGLARDA GERİLİM YARATMA

  • Karşıdaki karakterin başka bir gündemi/amacı olsun.  Böylece onla konuşana karşı sürekli bahaneler/karşı çıkışlar üretir.
    a: “konuşmamız lazım.”
    b: “şimdi olmaz. işim var. projeyi bitirmeliyim.”
  • karakterlerini “hemen paylaşımcı” yapma.
  • karakterlerinin tartışmalarına izin ver. aralarında bir hesaplaşma/çatışma/çıkar çatışması olmalıdır.

BAZI GENEL KONULAR

  • Lehçe,şive kullanımına dikkat et.
  • karakterlerin peltek vs.. olabilir.
  • küfür kullanımı, ağza yapışan bazı laflar. (doruk noktasında kullan. inandırıcı olur)
  • güçlü karakterler kendilerini eylemleriyle açıklarlar. pek laf etmezler. ancak yeri ve zamanı gelince konuşurlar. konuşacakları zaman huzursuzluk hissederler.
  • eğer hikayeye diyalog ile başlamayı düşünüyorsan, direkt konuya girmelisin.
  • duygu>aksiyon>diyalog sıralaması…
    “nerede bilmiyorum.” omuzunu salladı. YANLIŞ
    gözleri açıldı,soluğu kesildi. omuzunu salladı. “nerede bilmiyorum.” DOĞRU
  • diyalog arasına hissiyat/duraklatıcı ekleyebilirsin.
    “Burayı sevmedim.” Müzik onun tüm enerjisini almıştı. “Gitmek istiyorum. Hadi.”
  • aksiyon,diyalog.
    diyalog,takı.
    duygu,aksiyon,diyalog.
    aksiyon,diyalog.
  • direkt olmayan diyaloglar konuyu özetler. önemli mevzularda/durumlarda bunu kullanma.

kaynak : https://www.amazon.com/Dialogue-Busy-Writers-Guides-Book-ebook/dp/B00H17HGY8

“anlatma, göster!” nedir?

July 21, 2016

dramatik mevzulara (tiyatro, kurmaca yazımı,sinema vs..) ilgisi olanların hep karşına çıkan mottodur “anlatma, göster!”
bu lafın söylendiği yerlerde, fazla detaya girilmez, üstün körü geçiştirilir. şimdi detaylı olarak inceleyelim ne demekmiş bu.

karakter, kurmacadaki olayları yaşarken, o da bizim gibi deneyimler, his eder, düşünür. dışarıdan ona baktığımız zaman arabanın kapısını kapamış, anahtarı da kontakta unutmuştur. bu görülen şeyi olduğu gibi anlattığımızda okuyucular karakterin yaşadığı deneyimleri yaşamamış olacak, böylece eser de ilgi alaka yaratmayacaktır.
eğer olayı okuyucuların beş duyusuna, hayal gücünü ve duygularına hitap edecek şekilde yeniden düzenlersek başarıya ulaşırız: “ayşe, aniden arabadan çıkıp kapıyı hızla kapadı. gözleri camdan kontağa takıldı. anahtalar orada sallanıyordu.”Lanet olsun!” dedi.” evet olayı bu şekilde ifade ettiğimizde ayşe’nin arabadan nasıl çıktığını, anahtarı nasıl farkettiğini görüyor, ne söylediğini duyuyoruz.

toparlıyoruz.
anlatma => “ayşe, anahtarları arabada unuttuğunu farketti.”
gösterme => “ayşe, aniden arabadan çıkıp kapıyı hızla kapadı. gözleri camdan kontağa takıldı. anahtalar orada sallanıyordu.”Lanet olsun!” dedi.”

nasıl göstereceğiz? bunun cevabını kendimizi sanal gerçeklik dünyasında farz ederek arayacağız. hikayedeki karakterin başına gelen olayı sanki biz ilk kez tecrübe ediyormuşuz gibi hareket edip, bu tecrübeyi dile getirecek doğru kelimeleri/cümleleri bulmalıyız. bu deneyimde hissettiğimiz duygular, düşünceler neyden, nasıl ve niçin oluşuyor incelemeliyiz.

bir şeyi anlatırsak, onu okuyucuya dikte etmiş oluruz. bu, onları aptal yerine koymak, onların hayal gücüne güvenmemektir. ama bir şeyi gösterdiğimizde ise sadece o anki olay/duygu ve düşünceye ilişkin kanıtları sunmuş oluruz. bu kanıtların birleştirilip değerlendirilip yorumlanması ise okuyucuya kalmıştır. sonucu onlar çizer.

yani gösterme:

  • okuyucu zekasına saygı gösterir.
  • onu hayal kurmaya teşvik eder.
  • eğlendirir.
  • duyguların kolayca geçmesini sağlar.
  • yazma işini interaktif hale getirir. “noluyor lan burada?” sorusu sürekli kafada dönüp durur.

“ali sinirliydi.” direkt sonucu söyledik yani anlattık.
“ali sertçe elini masaya vurdu.” burada bir kanıt var. neyin kanıtı? ali’nin sinirli olduğunun kanıtı.

Kurmacada anlatma yaptığımız yerleri nasıl yakalarız?

Duyguları isimlendirmişsek

“Ali kızgındı” gibi bir ifade yanlıştır. yine yargıya varmış oluyoruz. bunun yerine kızgınlık belirten eylemleri, düşünceleri, hisleri anlatmamız lazım.
“Ali elindeki oyuncak arabasını hızlıca geri sürdü. halının tüm tüyleri tekerleklere toplanıyordu. durdu. arabayı yerden kaldırıp duvara fırlattı. bir taraftan da hıçkırarak ağlıyordu.” bu gözümüzde canlandı.

tanımlayıcı diyalog teknikleri kullanmışsak

eğer karakter tıslarsa, fısıldarsa vs.. bunu sıfat ve zarf kullanarak anlatma.
“fısıldayarak: ‘nasıl olduğunu bilirsin’ dedi.” => anlatma
“iki eliyle ağzını görünmeyecek şekilde kapattı. söylemek istediğini ben dışında herkesten saklamak istiyordu:’nasıl olduğunu bilirsin’ dedi. ” => gösterme

“için” kullanımı

“için” kelimesini kullanıldığı zaman olayın nasıl gerçekleştiğini göremiyoruz.
“Ali kılıcı almak için mağaraya gitti” => anlatma
“Ali mağaraya girdi. Duvara saplanmış kılıcı çekip aldı.” => gösterme. hem de basit cümlelere indirgendi.

“yardımcı” ve “olma” fiileri

“olabilir, -dir,-idi,-dır ” gibi yapıları kullandığımızda yine bir yargıya varmış olacağız. okuyucunun kafasında hiç bir şey canlanmayacak.
“ali nefes alamıyor.” => anlatma
“ali’nin dudakları mavileşmeye başladı. göğüs kafesi daha az inip çıkıyordu. yüzü sarardı” => gösterme. hem daha fazla detay vermiş oluyoruz. direkt sonucu göstermek yerine okuyucuya kanıtlar sunuluyor.

“fark etti”, “merak ediyordu” gibi düşünceler

bu tarz kelimeler, karaktere ilişkin iç sesi vermiyor.
“ayşe köşeyi dönünce gözden kayboldu. ali, onu bir daha görüp göremeyeceğini merak ediyordu” => anlatma. ali’nin merak ettiğini söylüyor sadece.
“ayşe köşeyi dönünce gözden kayboldu. ali, onu tekrar görebilecek miydi? .. ” => gösterme. ali’nin gerçek niyetine ulaşıyoruz. hatta içsel / bedensel ifadelerle daha da zenginleştirilebilir.

“gördü”/”tattı”/”duydu”/”hissetti”/”dokundu”

bu kelimeler okuyucuya olayı/durumu tecrübe etmesine izin vermez.
“ali silah sesi duydu.” => anlatma. sonucu veriyor bize.
“silah sesleri dağlardan yankılandı.” => gösterme. durumu ali’yle birlikte biz de tecrübe ediyoruz. bu yaklaşım bize detayları girip, yoğun bir anlatım yapmamızı sağlar.

benzetmeler

“gibi, benzeri, aynısı ” gibi kelimeler.
“ezilmiş gibi hissediyorum.” => anlatma. bu tarz ifadelerin çok kullanımı da iyi değildir.
“ezilmiş bir et parçasıydım.” => bu da anlatma ama daha iyi.
“doğrama tahtasına yatırıldım. daha ne olduğunu anlayamamışken dövme aleti kafama kafama inmeye başladı. tabana biraz daha yaklaştım.”=> gösterme

“hemen”/”çabucak”/”sonuçta”

bu zarfları/kelimeleri o anki durum ve koşullardan yararlanarak başka bir şekilde anlat.
“ayşe hemen kapıya baktı.” => anlatma
“ayşe elindeki tabağı yıkamadan tezgahın üzerine koyudu. suyu kapamadan hızlı adımlarla kapıya yöneldi.” => gösterme

genelleştirilmiş sıfatlar/sıfatlar

bir şeyin nasıl olduğunu gösterir sıfatlar.
“sıcak bir gündü.” => “hayvanların su kapları bile buharlaşmıştı. köpekler gölgelik yerler arıyorlardı. insanlardan boş yer kalmamıştı. adım atsan ter içindeydin.”
“kalabalık ve gürültülü bir restorana geldik.” => “parti vardı. 5 yaşındaki bir çocuk, etrafında arkadaşlarıyla pastayı ortaya almışlar. adım atılacak yer yok. ses desen.. çocuk sesleri köpek havlamalarına karışmış, bebek ağlamalarıyla büyüklerin konuşmalarını ancak bastırıyordu.”
o anki olayın/kişinin bulunduğu çevresel koşulları kullanarak anlat.

Önemli Noktalar

  • dümdüz duraklamadan takılmadan düşünmeden yaz.
  • sonra yukarıdaki kriterlere göre metni düzelt, detaylara gir.
  • kurmacaya faydası olmayan detaylara, benzetmelere girme.
    • “ali arabayı ayşe’nin evine doğru sürdü.” => eğer trafik ve bu yolculuğun bazı detayları önemsizse bu lafa gerek yok.
      yerine => “ali yarım saat sonra ayşe’nin evindeydi.” de.

kaynak: https://www.amazon.com/Showing-Telling-Fiction-Writers-Guides-ebook/dp/B00J3CUEZM#navbar