Posts Tagged ‘yazma’

felsefe okuma rehberi

October 26, 2017

her şeyden önce yapılması gerekilen tek ve en önemli şey yöntemi öğrenmek ya da bir yöntem keşfetmektir. felsefe okuma ve anlama üzerine Nigel Warburton’un bu işi üstlendiği bir kitabı var. “felsefe okuma rehberi”

her ne kadar kitabın içinde felsefe kelimesi geçse de Nigel okuma,dinleme,tartışma ve yazma kapsamını ayrı ayrı ele alıp her bir bölümde öneriler sunmaktadır.

şimdi her bir bölümdeki önerileri inceleyeceğiz. ama ilk önce giriş yapalım.

GİRİŞ

felsefi düşüncelerle bir muhbir ya da mahalle dedikodusu gibi değil de filozof gibi uğraşmalıyız. peki “filozof gibi uğraşmak” tam olarak nedir?

filozoflar faaliyetlerinde,kendinden önceki fikirleri veyahut kendi çağındaki sorunları inceler, anlar, eleştirir, yorumlar ve yeni açıklamalar öne sürer. her filozofun vereceği cevaplar vardır. bu süreçte kavramlar geliştirip belirli yöntemlerle bu kavramları birbirlerine eklemleyerek yeni düşünceler üretir. örnek verecek olursak descartes’in uğraştığı temel sorun neyi kesin olarak bileceğimiz ve bunu hangi yöntemle ispatlayacağımızdır.o kuşkuculuk yöntemini kullanıp, düşünen kendisi dışında şüphe edeceği hiç bir şey olmadığını önerir. ve geri kalan fikirleri bu temel postulat üzerine kurar.

yukarıdaki açıklamayı özetlersek felsefi faaliyetler:

  • sorun ya da sorunları ele alıp kafaya takmak
  • çözüp için kavramlar üretmek
  • kavramlar çerçevesinde düşünmek
  • eleştirel bir tavır takınmak
  • yorumlama yapmak
  • ve açıklamaktır.

Bu faaliyetlerle filozoflar bize bazı fikirler iletmeye çalışırlar. bu noktada okuyucuya düşen şey iletiyi anlamak, filozofun ne tür düşüncelere tepki verdiğini fark etmek ve geçerli olan argümanlarını ortaya çıkarmaktır.

yani nihai amacımız :

  1. sorunu anlamak
  2. argümanları ve temel kavramları anlamak
  3. onlarla uğraşmak/eleştirmek/yorumlamak.

anlama sürecimizi 4 temel parçaya böleceğiz.

  1. aktif metin okuma
  2. aktif dinleme
  3. aktif tartışma
  4. aktif yazma

amacımız öğrenilmiş bilgiyi idrak edilmiş bir seviyeye çıkarmaktır. şimdi bu 4 temel parçayı teker teker ele alalım.

1. AKTİF OKUMA

argüman, bir sonuca yol açan nedenler ve kanıtlar göstererek yapılan açıklamadır. argüman net bir şekilde ortaya konulunca muhakeme süreci sağlıklı bir şekilde izlenir.

felsefi metin bir soruya/ya da sorulara cevap veren argümanlar zinciri üzerine kurulur. bu argümanlar kavramlardan oluşan mantık önermelerinin birbirlerine bağlanmasıyla oluşturulmuştur. dolayısıyla metin okumada bu kavramların ve argümanların tespit edilip eleştiriye tutulması gerekmektedir.

argümanlar ve kavramlar içeren cümlelerin altını çizebiliriz. bunlar üzerine düşünüp eğer farklı yaklaşımımız varsa metnin kenarına kendi antitezimi yazmalıyız. aynı zamanda o andaki temel sorunun ne olduğunu da not alabiliriz.

sürekli olarak aşağıdaki soruları aklımızda tutmalıyız (i):

  • yazar ne demek istiyor?
  • yazar haklı mı?
  • argümanlarının dayanakları ne?
  • temel varsayımları doğru mu?
  • hangi bakış açısıyla sorunu ele almış?
    gibi soruları sürekli aklımızda tutup bu gözle metni okumaktır.

bu soruları cevapladıktan sonra filozofun gerçekten hiç bir açık vermeden sonucu garanti ettiğini de kontrol etmeliyiz.

her şeyden önce kitabın kendisini de bir nesne olarak ele alıp aşağıdaki gibi değerlendirmeye tabi tutabiliriz. bu belki de en başta yapmamız gereken şeydir.

  1. kitabın adı : kitabın merkezi teması hakkında bilgi verir.
  2. kitabın arka kapağı : kitabın ana konuları, yazarın bakış açısı konusunda çok kısa bilgiler verir.
  3. kitabın giriş kısmı : kitabın ana çizgisi ve argümanın ana çizgilerini gösterir.
  4. içindekiler bölümü : kitabın yapısını gösterir.

ilgili kitabı ya da makaleyi okumadan önce direkt sonuç bölümünü okumak ve kitap/makale üzerine yapılmış çeşitli eleştirileri okumak da fayda sağlayacaktır. sonra genel bir göz gezdirmeden sonra (i) kısmında bahsettiğimiz soruları aklımızın bir köşesinde tutarak kitabı/makaleyi okuruz. bu arada unutmadan söyleyelim. yürümek zihin açar. kitaba ara verdiğimizde yürüyelim : )

iyi yazarların kullandığı bazı teknikler vardır. bu teknikler de kitabı anlamımızı kolaylaştıracaktır. bu teknikler:

  1. paragrafı, kılavuz düşüncelerini/temel argümanlarını ve kavramlarını sunarak açarlar.
  2. sonra bu argümanları nedenleriyle birlikte geliştirip paragrafları devam ettirirler.
  3. bir sonuca ulaşırlar.

2.AKTİF DİNLEME

felsefi metinleri dinlemek/izlemek/okumak genellikle zordur. bu zorluğun nedenleri :

  1. bilimle kıyasladığımızda felsefede olgu ve olayların sayısı çok azdır. dolayısıyla öğrenilmesi gerekilen şeyler felsefi fikirlerin kavramları ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkileridir.
  2. bu kavramların/fikirlerin öğrenilmesi yoğun bir okuma/dinleme/araştırma süreci gerektirir. okunulan metinde konuyu açıklayan iyi örneklere rastlamak bazen zordur.
  3. dinleme aşamasında ise daha ciddi bir sorun vardır: dinlerken hem düşünürüz hem de anlamaya çalışır hatta gerekiyorsa tartışırız.
  4. aynı zamanda felsefenin soyut bir düzeyde olması onun izlenmesini zorlaştıran başka bir etkendir.

filozof, “tikel bir videoyu sansürlemek ahlaki midir?” sorusuyla değil de daha çok “sansür her zaman yanlış mıdır?” tarzında tümel bilgi içeren sorularla uğraşır. tikellerle uğraşmak genel noktaları açıklar, derine inmez ve genellemeleri zayıflatan karşı-örnekler sunar.

dinleme eyleminden önce konu hakkında genel fikirler edinmeliyiz:

  • anahtar terimler nelerdir?
  • konuyla ilgili felsefi tartışmaların genel hatları nelerdir?
  • sözlük,ansiklopedi vs.. gibi kaynaklar gerekli midir?

arkadaşlarla yapılan tartışmalar dinleme eylemimizi geliştirecektir. böylece:

  • sınırlarımızın farkına varmış olacağız
  • aynı zamanda başka kişilerden gelen farklı sorularla muhatap olup, farklı bakış açıları elde edeceğiz.

3.AKTİF TARTIŞMA

öğrendiklerimize dair ne bildiğimizi yani fikirlerimizi araştırmayı, bunları açık ve kesin bir biçimde ifade etmeyi aynı zamanda düşüncelerimizi geliştirmeyi tartışma ile öğreniriz. bu süreç soru sorma ve verilecek cevaplandırmaları temellendirme üzerine kuruludur.

birisi bize karşı çıkana kadar aslında neyi savunduğumuzu tam olarak bilmeyiz. neye inandığımız bile tam olarak netleşmemiştir kafamızda. tartışma tam bu noktada bize yardımcı olur. kavramlarımızın aslında ne anlama geldiğini ve bunları birbirine nasıl bağlayacağımızı keşfederiz. dili – dil  (daha doğrusu sorulan sorular ) düşünme sürecini yönlendiren en güçlü şeydir – aktif olarak kullandığımız için en derin sorulara odaklanmış oluruz.

tartışma esnasında karşımızdaki kişiyi de incelemiş oluyoruz. fikirlerini nasıl savunuyor, bulunduğu konumdaki kusurlar nelerdir? yani bu sürecin en ayırt edici özelliği, birbirlerinin argümanlarını zayıflatan eleştiriler üretmektir. bundan dolayı dayanılan argümanların sağlamlığı önemlidir. felsefi tartışma retorikle ikna etme sanatı değildir, sağlam kanıtlar/nedenler sunma etkinliğidir.

felsefenin kökeninde, insanlığın durumundan doğal olarak çıkan zor sorular vardır. neden buradayız? neden varız? gerçeklik nedir? ahlaki olan nedir? modern sorular da vardır tabi: zihin nedir? nasıl anlarız?  bundan dolayı sorularımız insanlığı ilgilendiren zor hatta bu zamana kadar sorulmamış genele ters düşen sorular olmalıdır.

tartışmada kendimizi özlü bir şekilde ifade etmeliyiz. yanıtları kısa tutmak, etkileşime ve daha fazla berraklaşmaya zaman bıracaktır. argümanları berraklaştırmak demek eleştirmek ve geliştirmek demektir. bir konunun özünü kavramak demektir.

 

4.AKTİF YAZMA

yazmak düşünmektir. yani düşünme faaliyetinin bir parçasıdır.

deneme yazınca da:

  • sınırlarının farkına varırız
  • yapılandırmayı öğreniriz
  • dili ve kelimeleri ve de o an akla gelen soruları kullanarak kendimize karşı argümanlar üretiriz ve bunlara karşı kendimizi nasıl savunacağını fark ederiz. yani düşüncelerimizin kırılgan noktalarının farkına varırız.

felsefi kuramları:

  1. özetlemeliyiz
  2. eleştirmeliyiz
  3. başka teorilerle karşılaştırmalıyız
  4. yeni durum ya da vakalara uygulamaya çalışmalıyız.tikel bir şey bu teoriyle uyumlu mudur? ya da hangi tikel vaka bu teoriye uymaz? bu tarz sorular üretip cevaplar aramalıyız.

örneğin: faydacılık nedir? Ahlaka ilişkin yeterli bir açıklama sunar mı? işlevselciliğin ana argümanları nelerdir?
zihin doğuştan boş mudur? yoksa doğuştan bir şeyler var mı? bunu nasıl örnekleriz? bu fikirlere nasıl varırız?
ender bir bitkinin hakları olabilir mi?

yazmaya başlamadan önce plan yapmak gereklidir. her paragrafın ana konularını gösteren bir taslak olsun.

yazma edimi düşünceyi harekete geçirir.konuyu berraklaştırır, düşünceyi sorgular. yalnız şu tuzağa düşmemeliyiz: bilinç dışı bize sürekli eksik olduğumuzu, biraz daha okumamız/araştırmamız gerektiğini söyleyerek bizi yazmadan uzaklaştırır.

kime hitap ettiğimiz önemli olduğu için kelimeleri seçme ve cümleler oluşturmada dikkatli olmalıyız. bir cümle daha iyi nasıl ifade edilir? bunu sürekli aklımızın bir kenarında tutmalıyız.

ayrıca şu kavramların farkını bilmeliyiz. geçerli/geçersiz sözcükleri argümanlar için kullanılır. doğru/yanlış sözcükleri ise önerme ve kavramlar için kullanılır. ek olarak aşağıdaki kavramları bilmek ve tanımak da önemlidir :

  • çürütmek : bir önermenin yanlışlığını göstermek
  • reddetmek : önermeyi yadsımak
  • çelişki: iki önermenin aynı anda doğru olamamasıdır. ankara türkiye’nin başkentidir önermesi ankara türkiye’nin başkenti değildir önermesiyle çelişir.
  • karşıt: karşıt iki önerme aynı anda doğru olamaz. ama ikisi de yanlış olabilir. kediler en iyi evcil hayvanlardır. köpekler en iyi evcil hayvanlardır. ikisi de yanlış olabilir.. çünkü japon balığı da en iyi evcil hayvan olabilir.
  • tarafsız: ön yargısız
  • ilgisiz: lakayıt
  • ima etmek : öncüller bir sonucu ima eder ama çıkarım yapmazlar.
  • çıkarım : öncüllerden mantıksal yöntemlerle bir sonuç çıkarma işidir.

yazarken konuyu ima etmek yerine onu açıklamalıyız. örneğin : “descartes’in argümanı döngüsellik suçlamasına maruz kalır. bu suçlama tamamen haklıdır” son derece boş bir cümle yığınıdır. çünkü bunları okuduğumuz zaman:

  1. neden tamamen haklılar? destekleri ne?
  2. argümanları neler? belli değildir.

denemenin amacı savunma yapmaktır. varılan sonuçlar gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.

değinilen noktaların:

  • konuyla ilgisi ne?
  • kanıtları ne?
  • soruyla ilgisi ne? bunlar netleştirilmelidir.

karşı argümanları da incelemeliyiz. kendi örneklerimizi bulmalıyız. kaynakça eklemeyi de unutmamalıyız.

 

Advertisements

deneme yazmanın temelleri

January 30, 2017

DENEME NEDİR?

dünya görüşüne sahip bir kişi olay, olgu ve durumları incelediğinde bazı iddialarda bulunabilir. savaşların, ahlaksızlıkların, yüksek fiyatların nedenlerine ilişkin çeşitli iddialar ortaya atıp, bunları kanıtlarla savunabilir. işte bu sürecin yazılı olarak yapılması sonucu ortaya çıkan esere “deneme” diyoruz. bu tanımdan yola çıkarsak deneme yazmanın temel postulatları şunlardır:

  1. yazarın bir dünya görüşü vardır.
  2. bu dünya görüşü çerçevesinde, olay ve olguları nedenlere dayanarak çözümler, açıklar.
  3. iddia sağlam delillerle ortaya konur.
  4. bu çözümleme esnasında karşı-argümanları da ele alır.

(burada deneme tanımını “Deneme Yazmanın Temel Kuralları” kitabından yola çıkarak yapıyorum.)

DENEMENİN SEMBOLİK FORMÜLÜ

deneme = iddia + delil1 + delil2+…+delilN + sonuç

delil = delil VEYA ihtiyaç/değer

DÜŞÜNCENİN BİLEŞENLERİ

denemenin “iddianın kanıtlarıyla birlikte açıklaması” tanımından yola çıkarsak şu düşünce unsurları karşımıza çıkar.

  • bakış açısı
  • varsayım
  • iddia
  • kanıtlar
  • karşı kanıtlar
  • örnekler ve karşı örnekler
  • bilgiler ve temel kavramlar
  • uygulamalar/sonuçlar

eğer “aç gözlüysem” bakış açım da böyledir. “bir insan fakirse bu onun beceriksizliğidir”, “ben her şeyin en iyisini hak ediyorum” varsayımlarıyla olaylara yaklaşırım. yolda üstünden başından fakir olduğu anlaşılan birisi, parasını düşürdüğü zaman, “bu para onun değil benim hakkım” şeklinde bir iddia ortaya atabilirim. kanıtlarım ise onun “fakirse beceriksiz olması”, “beceriksizse zaten bu parayı da kullanamaz” olacaktır. aç gözlü olduğum için karşı örnekleri (eline para geçse çok iyi şekilde değerlendirebilecek bir fakir insan olabilir ve zenginleşir ..) ve karşı kanıtları (insanları fakirleştiren sistemin sorgulanması …) ele almayacağım bile. diyelim ki aldım.. bunlara bile yine bir cevap üreteceğim. işte bu süreçteki düşünce unsurlarının işleyişi denemedeki işleyişi ile aynıdır. tek fark, deneme yazarının gerçekten hakikati hedeflemesi, açık bir zihin ve kalple bu yola çıkmasıdır.

iddia, sadece kanıtlarla yapılandırılmış bir sistem gibi düşünülmemelidir. iddianın bir görevi de karşı-kanıtlar ve karşı-örneklere karşı direnebilmesi, onları alt edebilmesidir. onu güçlü kılan şey bu olacaktır.

ÖN HAZIRLIK SÜRECİ

  1. konuya ait temel kavramlar için sözlükten yararlan.
  2. tanıtıcı, özeti anlatan yazılar okuyabilirsin.
  3. kağıt üzerinde düşün.
  4. denemenin gidebileceği olası yönleri tespit et.
  5. denemenin yapısını belirle. yani:
    1. soruyla ilgili bakış açını
    2. varacağın sonucu
    3. ana argümanı
    4. karşı argümanları
  6. yukarıdaki her bir aşamada sorudan uzaklaşıp uzaklaşmadığını kendine sor.

DENEME METNİNİN ÖZELLİKLERİ

  1. tutarlıdır.
  2. iyi argümente edilmiştir.
  3. net ve anlaşılırdır
  4. soruya yanıt verir.
  5. bağlantılı konuları da ele alır.

ŞABLON

  1. önerme için bir taslak ortaya koy.
  2. bu taslak çeşitli bileşenleri içerir
    1. iddia
    2. varsayımlar
    3. uygulamalar/sonuçlar
    4. bilgiler
    5. temel kavramlar
    6. çıkarımlar
    7. bakış açısı
  3. bu taslağın kusurlarını gider.
  4. yazmaya başla.
    1. ifade et
    2. ayrıntılandır
    3. örneklendir
    4. resmet.
  5. tüm sürece eleştirel bir gözle bak.
    1. taslaktan uzaklaştın mı?
    2. ana konudan saptın mı?
    3. yazının içeriği kusurlu mu?
  6. kusurları gider.

 

PARAGRAFLAR

Paragraflar düşüncenin yapı taşıdır. Her yeni bir düşünce yeni bir paragraf demektir. Yazar paragrafa konunun ne olduğunu belirterek başlar. Bahsettiği konudan ayrılmadan ilişkili şeyleri ele alır. Eğer bir gelişme paragrafıysa bu ilişkili şeyler argümanlar, karşı argümanlar, örnekler, karşı örnekler olacaktır. Aşağıda daha detaylı ele alınacaktır.

DENEMENİN YAPISI

Denemenin üçlü yapısını herkes biliyor. Bu üçlü yapı paragraflarla inşa edilir.

  1. Giriş
    Bir denemede neyin tartışılacağı, hangi bakış açısıyla ele alınacağı giriş aşamasında ortaya konur. Kanıtlardaki ve iddiadaki anahtar kavramlar bu aşamada sunulur. Eleştirel ve tarafsız bir niyet taşındığı gösterilir okuyucuya.
  2. Gelişme
    Kanıtların teker teker ortaya serildiği yerdir. Her paragrafta bir kanıt, sorunla ilişkili noktasıyla ve konusuyla, örnek ve karşı  örnekleriyle ele alınır. Paragraflara başlarken ilk bir-iki cümlede paragrafın savunduğu genel fikir verilir. Böyle yapmak okuyucuya sadece paragrafların ilk cümlelerini kullanarak bir kılavuz oluşturma imkanı sağlar.
  3. Sonuç
    Bu noktaya kadar okuyucunun her şeyi anladığı varsayılır. Kanıtlar, iddia, örnekler, karşı-örnekler ve karşı-kanıtlar çok kısaca ve net olarak bir araya getirilir. Küçük bir özet sunulur, resmedilir. Son izlenim en taze izlenim olacağından bu kısım çok önemlidir.

 

YAZMA SANATINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

  • sokak dilinden uzak dur.
  • noktalama işaretlerine dikkat et.
  • etken çatı kullan
  • sesli oku. kulağa hoş gelsin.
  • cinsiyetçi dilden uzak dur.
  • yok denecek kadar az zarf ve sıfat kullan
  • basit ve özlü ifadeler kullan
  • klişelerden uzak dur.

 

ÖRNEK BİR ŞABLON

Bileşenler

bakış açısı : popüler bilimin takipçisi bir yazar.

amacı : zeki makinelerin insan yerine kullanılabileceğinin mümkün olduğunu göstermek

varsayımı : insan seviyesinde zeka mümkündür.

bilgileri : bilimlerdeki insan beyni ve zekası ile ilgili çeşitli araştırmalar.

temel kavramları : zeki makineler, yapay zeka

soru : insan kadar zeki makineler mümkün mü?

uygulamalar/sonuçlar : zeki sistemlerin olduğu makineler, yazılımlar.. bunlar örnekle veriliyor.

çıkarım : bilimlerdeki çalışmalar ve uygulama örnekleriyle insan seviyesinde bir zekaya sahip makine mümkündür.

yazma sürecinde

modern bilim ile mühendislik kavramı da başlatılır. o dönemlerin makinelerinden bu dönemin makinelerine gelindiği anlatılır. sonraki paragraf bir gün düşünsel işlerimizi de sırtlayıp götürecek makinelerin de yapay zeka ile mümkün olduğu fikri ile açılır. bunu destekleyen bilimsel çalışmalardan ve örneklerden bahsedilir. sonra da konu tatlıya bağlanır.

 

ÖRNEK DENEME

Düşünen Makineler Yakındır

Descartes’in “düşünüyorum öyleyse varım” teziyle modern felsefenin, Newton’un yasalarıyla da modern bilimin kökleri atıldı yaklaşık 400-500 yıl önce. O tarihten bu yana mühendislik alanında da büyük keşifler oldu. At arabaları yerini buharı makinelere; mantığa dayalı tahminler yerini teleskop ve mikroskoplara bıraktı. Belki de en büyük atılım makinelerin hayatımıza girmesiyle oldu.

İlk zamanlarda makineler insanların emri altında bir çırak iken, “enformasyon bilimi, sibernetik ve hesaplanabilirlik teorileri” ile yoldaşı olmaya başladı. Şu an makineler herhangi bir ustanın komutlarını almadan ne yapacağını biliyor, nerede durması gerektiğine karar veriyor, kaliteli üretimi hedefleyebiliyor. Hatta endüstriyi bile aşan kullanımları var artık: kaybolunca nerede olduğumuzu söyler; benzinimizin ne kadar yol alacağını, en yakın benzinciye olan mesafemizi gösterir; kimle arkadaş olabileceğimizi önerir.

ilk iki paragraf giriş niteliği taşıyor. Konumuz iddiamız ile ilgili sürece kadar neler oldu kısaca ele aldık.

Tüm bu gelişme ve keşifler daha iyisi için umut vericidir. Yakın bir gelecekte makineler insanların yoğun düşünce gerektiren zor işlerini sırtlayıp götürecektir. Bunun için yapay zekâ alanında yapılan çalışmalara bakmamız yeterli.

iddia ortaya kondu. zeki makineler, yakın bir gelecekte bize yardım zor işlerde yardım edecekler..

İlk önce yapay zekâyı açıklayalım. Nedir? Yapay zekâ, insan gibi düşünen, karar veren ve davranan bir sistemdir. İngiliz matematikçi Turing, bir sistemin zekâya sahip olup olmadığını belirlememiz için bir test sunmuştur. Ayrı odalarda bir bilgisayar ve bir insan var. Biz de üçüncü odadayız. Diğer odalarla iletişimimizi ekran üzerinden yazarak sağlıyoruz. Eğer iletişimde iki odadan da bize ters gelen bir mantıksızlık yoksa karşımızdakilerin insanlar olduğunu düşünürüz. Ama bir odada makine var! Demek ki karşımızdaki başarılı bir yapay zekâ. Yakın zamanda Turing testini geçen yapay zekâ sistemleri başarılmıştır. Bu sistemin 13 yaşındaki bir çocuğun zekâsını taşıdığı belirtildi.

yapay zeka kavramı açıklandı. tarihçesi hakkında kısa bir bilgi verildi. nasıl test edileceğinden bahsedildi.

Araştırmalar sadece bilgisayar bilimleri tarafında ilerlemiyor. İnsan beyninin tüm karmaşıklığını ve etkisini çeşitli alanlar ele alıyor. Antropologlar çeşitli insan topluluklarını inceleyip insanlığın çevresiyle olan ilişkisini açığa çıkarıyor. Psikologlar da birey üzerinde çalışıyor. İnsanın düşünme eylemini nasıl gerçekleştirdiklerini, diğer insanlarla olan iletişimini, davranışlarının nedenlerini gündemlerine alıp açıklamaya çalışıyorlar. Hatta biyologların ve hayvan bilimcilerin konusu olan diğer canlıların nasıl yaşadıkları, davrandıkları bile yapay zekâ alanı için önemlidir. Çünkü bahsedilen bu disiplinlerdeki keşifler bilgisayar bilimcileri tarafından modellenip bilgisayar sistemlerinde modellenip zeki, iletişime geçen, problem çözebilen bir sistemin yaratılması hedeflenmektedir. Kısacası yapay zekanın beslenmesi dört bir koldan yapılmaktadır.

zeki bir sistemin başarılması için ilgili tüm disiplinlerde araştırmalar yapıldığı gösterildi. aynı zamanda insan beyni ne kadar karmaşık olursa olsun çeşitli alanlarda konu olarak ele alındığı gösterildi.

Bu çalışmalara örnek boldur. Karınca kolonisi sistemleriyle maliyetleri düşüren yazılımlar; insan beynindeki sinir sistemlerinden esinlenip yapılmış öğrenebilen sistemler; çevresel koşullara uyum sağlayabilen robotlar vardır.

diğer disiplinlerdeki çalışmaların bilgisayar bilimlerinde kullanım örnekleri verildi.

Şu an belirli sorunları çözse ve genel bir zekâ eğilimi göstermese bile, gerek yapay zekâdaki gerekse de diğer disiplinlerdeki çalışmalar son derece umut vaat etmektedir. Bir gün bir robotla otobüs durağında işe gitmek için aynı otobüsü bekleyebiliriz.

 iddiamızı bu alanlardaki yoğun çalışmalar ve başarılı örneklere dayandırarak ispatladık. sonuç aşamasında buna kısaca değinip , bir resimle – iş arkadaşımızın robot olduğu  – bitiriyoruz.

yazarın bakış açısı çok popüler bilim temelli iyimser bir bakış açısıdır. Yazar dünyadaki hiç bir kötülüğü görmez, tüm bilim insanların zor işlerini sırtlanmak için çalışıyormuş gibi düşünür. ama bu denemenin pek de bilimsel ve felsefi olduğu söylenemez. gazetelerin cumartesi eklerinde yer kaplasın diye çıkar : )) en azından yukarıda ele aldığımız kurallara uyuyor. zaten dünyanın en kötü denemesidir bu 😀 ama denemedir sonuçta..

daha iyileriyle görüşmek üzere…

 

kaynaklar

  1. Deneme Yazmanın Temel Kuralları , Nigel Warburton
  2. Eleştirel Düşünme Rehberi, Gearld M. Nosich