Eleştirel Düşünmenin Bileşenlerine Çok Hızlı Bir Giriş ve Yapay Zeka Disiplini Üzerinde Uygulaması

September 26, 2017

Düşünüyoruz. Sürekli Düşünüyoruz. Neyi? Çekip gitmeyi, karşılaştığımız problemi nasıl çözeceğimizi, hangi model araba alacağımızı, yeni bir ürün olarak piyasaya ne süreceğimizi…

Çoğu kez bu düşünmeyi bilinçsiz bir şekilde, yani fikri unsurlarına ayırıp her bir bileşeni belirli süzgeçlerden geçirmeden, çevresel koşulları göz ardı ederek yapıyoruz. Bilinçsiz bir şekilde üretilen fikirler ön yargılı, benmerkezci ya da toplum merkezci düşüncelerin eseri oluyor. Bunun örneklerini görmek için herhangi bir gazetenin web sayfasına girip yapılan yorumlara bakmamız yeterlidir.

Düşünme sürecimizi iyileştirmenin, düşüncelerimizi kaliteli hale getirmenin bir yolu yok mu peki? Var: Eleştirel Düşünme Yöntemi.

Peki eleştirel düşünme nedir? 3 tane üstada bu soru yöneltildiğinde alınan cevaplar aşağıdaki gibidir.

  1. “Eleştirel düşünme neye inanacağımıza veya ne yapacağımıza karar vermeye odaklanmış mantıklı yansıtıcı bir düşünmedir.” (Robert Ennis)
  2. “Eleştirel düşünme, iyi bir yargıya götüren becerili ve sorumlu bir düşünmedir, çünkü içinde bulunduğu bağlama duyarlıdır, kriterler üzerine kurulur ve kendini düzeltici bir yapıya sahiptir.” (Matthew Lipman)
  3. “Eleştirel düşünme, düşündüğünüz esnada düşünmenizi daha iyi bir hale getirmek amacıyla, kendi düşündükleriniz hakkında düşünmedir.” (Richard Paul – en üstad insan bu 🙂 )

Bu tanımlardan hareketle aklımıza şu sorular gelir.

  1. Madem düşünceleri değerlendirmemiz gerekiyor bu değerlendirme kriterleri nelerdir? (Bunlara ELEŞTİREL DÜŞÜNME STANDARTLARI diyeceğiz)
  2. Düşünce denilen şey hangi bileşenlerden oluşur? (Bunlara da DÜŞÜNCENİN BİLEŞENLERİ diyeceğiz.) Çünkü bir şeyi değerlendirebilmemiz için onun bir kavram olarak karşımızda olması gerekmektedir.

Bu soruların cevabı bizi “Eleştirel Düşünme” ye götürür. Yani eleştirel düşünmeye göre her bir düşünce çeşitli bileşenlerden, ve bu bileşenleri değerlendireceğimiz standartlardan oluşur.

Eleştirel düşünmenin üç boyutu vardır. Biz şimdilik sadece ANALİTİK BOYUTU ele alacağız. Tüm boyutları sıralayacak olursak:

  1. Düşünceleri bileşenlerine ayırmalıyız. ANALİTİK BOYUT
  2. Her bir bileşeni standartlar etrafında değerlendirilmeliyiz. DEĞERLENDİRİCİ BOYUT
  3. Hataları kusurları gidermeli/fikirleri geliştirmeliyiz. SENTEZ BOYUTU

ELEŞTİREL DÜŞÜNME BİLEŞENLERİ

Richard Paul/Linda Elder tüm bileşenleri tek bir cümleyle şöyle ifade etmiştir :”Akıl yürüttüğümüz her an, bir bakış açısı içerisinde bazı kavramlar ya da fikirlerkullanarak bir amacı yerine getirmeye çalışırsınız. Sonuca ulaşmak için varsayımlaradayanarak,eldeki verileri kullanarak ve bütün bunların bazı etkileri olan, bir sorukonu veya problem üzerine odaklanırsınız.”

Şimdi Yapay Zeka disiplini açısından bunu örneklendirelim.

AMAÇ

Makinelere buharla ruh verip belirli bir müddet gelişimini devam ettiren insanlık elektriğin keşfi ve mantıktaki/matematikteki ilerlemelerle, yani cümlelerin sembolik bir düzeye getirilmesi ve matematiksel hesaplama araçlarının (Turing, stack machine vs..) ortaya çıkmasıyla daha da ileri gidip, girdileri belirli kurallarla işleyip çıktı üreten fiziksel makineler ortaya çıkarmıştır. Eğer bir iş kesin adımlarla tariflenebiliyorsa bu bir bilgisayar programı yardımıyla otomatize edilebilir. Böylece insanlığa angarya olan ya da çözümü zor olan problemler programlar aracılığıyla cevaplanmış olur.

Bilgisayarlara dair bu kısa girişten sonra düşünmenin ilk bileşeninin AMAÇ olduğunu söyleyebiliriz. Bilgisayar fikrinin amacı (tabi iyi niyetli bir BAKIŞ AÇISIYLA) insan işlerini kolaylaştırmaktır. Turing biraz daha ileri gidip makinelerin, insanların düşünerek çözdüğü sorunları çözüp çözemeyeceğini tartışır. AMACI düşünebilen bir bilgisayarın ortaya çıkmasıdır.

SORULAR

Düşünen bir bilgisayarı amaçladığımız zaman cevaplamamız gereken bazı sorular vardır. Bunlar :

  • Düşünmek nedir ve nasıl gerçekleşir?
  • Bilgisayarda düşünme süreci nasıl modellenebilir?
  • Bir bilgisayarın düşündüğünü nasıl anlarız?

gibi sorular.

VARSAYIMLAR

Eğer bilgisayarların düşünebileceğini iddia edersek belirli bazı varsayımlara dayanmamız lazım. Bu noktadaki en temel varsayımlar:

  • Makineler düşünebilir.
  • Düşünme süreci modern mantık / matematik dizgeleriyle ifade edilebilir.

BAKIŞ AÇISI

Soruna baktığımız tepe diyebiliriz bakış açısı için. Varsayımlarla ilişki içerisindedir. Bilgisayar bilimcilerinin bakış açısı genellikle düşünme işinin bilgi-işlem süreci olarak ele alınabileceğini şeklindedir. Bundan dolayı nöroloji ve psikoloji gibi dallarla iş birliği içinde düşünme işindeki fonksiyonları belirleyip bunların programlanmasından yanadırlar. Tabi bu tarafta da çeşitli yol ayrımları mevcuttur. Bazı bilgisayar bilimcileri düşünme işini modelleyebilmek için mantığa dayanmamız gerektiğini (LISP, PROLOG gibi dillerin temel felsefesi budur) bazıları için de mantığa dayanmayan, küçük küçük bilgi işleyen parçacıkların birbirleriyle olan ilişkisiyle (bu ekolden de Yapay Sinir Ağları,Genetik Algoritmalar gibi yaklaşımlarla) elde edilebileceğini var sayarlar.

Eğer bir biyolog olsaydık belki elektronik devre tabanlı bilgisayarlar yerine biyolojik temelli malzemeler kullanmamız gerektiğini önerebilirdik. Hatta daha da farklı bakış açısıyla ele alalım olayı. Psikolog/sosyolog olduğumuzu hayal edelim. Bu durumda düşünceyi oluşturan şey belki de toplumsal ilişkilerimizdir. Dolayısıyla da bilgisayarda düşünme işlemine karşılık gelen bir model yaratırken bu ilişkilerden faydalanmamız gerektiğini benimseriz.

Görüldüğü gibi her bir disiplin kendi çerçevesinde sorunu ele almakla kalmıyor, çözümlerini belirli VARSAYIMLAR,BİLGİLER üzerine kuruyor. VARSAYIM ve BAKIŞ AÇISI birbiriyle ilişkilidir.

BİLGİ/KANIT/VERİ

Makinelerin düşünebildiğini iddia ediyoruz. Peki bunu neye dayanarak yapıyoruz? Hatırlarsanız giriş bölümünde buharlı makinelerden elektronik dünyasına doğru bir gelişmeden bahsettim. Aynı zamanda beyin üzerine yapılmış ciddi araştırmalar var. Bu araştırmalar düşünme, dil anlama, problem çözme gibi önemli bilişsel süreçlerin nasıl gerçekleştiğini içermektedir. Bu çalışmalar belirli matematiksel formüllerle ifade edilebilir durumdadır. Keza yapay sinir ağları beynin nörolojik yapısından esinlenerek ortaya atılmış bir algoritmik modeldir. Bir taraftan da mekatronikteki gelişmeler ile insan organlarına benzer organlara sahip robotlar üretiliyor ve bunlar üretim hatlarına dahil ediliyor. Sadece insan değil hayvan zekası üzerinde de çeşitli veriler ve araştırmalar mevcuttur.Tüm bu çalışmaları ve hatta daha fazlasını belirli kavramlar ve teoriler çerçevesinde modeller ortaya koyabiliriz.

KAVRAM/GÖRÜŞLER

Bu aşamada, önceki adımda elde ettiğimiz verileri kavramsallaştırıp belirli teorilerle ortaya “Düşünen makine modelleri” koyarız. Kullanacağız kavram ve görüşler bilgisayar bilimlerinden gelecektir. Tabii kendimiz de kavramsallaştırma yoluna gidebiliriz. Algoritma, kişisel bilgisayarlar, kuantum bilgisayarlar, sistem teorisinden vs..yararlanırız. Burada model dediğimiz şey aslında, elde ettiğimiz verileri kullanarak amacımıza nasıl ulaşacağımız belirleyen bir yoldur.

ÇIKARIMLAR ve YORUM

‘Elde ettiğimiz veriler neticesinde düşünme işlemi dile dayanmaktadır. Dil ise beynin şu şu şu özellikleri ile ortaya çıkmaktadır. Bu yapı ise sinir ağları ile beyinde tutulur. Dil kendisini cümleler, cümleler ise kavramların birbirine eklemlenmesiyle oluşur. Kavramlar ise özellik ve fonksiyonlardan oluşan varlıklardır.Özellik ve fonksiyonlar da şöyle şöyle bilgisayarda temsil edilebilir’ gibi verilere/kanıtlara dayanarak bir model oluşturuyorsak “Güçlü Yapay Zeka”nın savunucusu durumunda oluruz. Bu durumda da tüm çalışmalarımız dil anlayan bir sistem geliştirmeye odaklanır.

Tabii başka fikirler de mevcuttur. Örneğin bazı yapay zeka araştırmacıları/filozoflar insan seviyesinde zekanın mümkün olamayacağını da savunabilir mevcut bilgilerden /araştırmalardan yola çıkarak. Robotların yaptığı işi anlamadıklarını, belirli algoritmalara dayandıklarını iddia edip önemli olanın bilgisayarlara zor problemleri çözdürmek olduğunu iddia ederler. Bu durumda da “Zayıf Yapay Zeka”nın savunucusu olurlar.

İMA ve SONUÇLAR

Düşünme sadece belirli kavramları, varsayımları, bilgi ve bakış açılarını birbirine eklemleyip bir sonuca varmaktan ibaret değildir. Düşünenin bir sorumluluğu, düşüncenin ise sonuçları vardır. Tüm bu mantıksal süreç bizi nereye getirdi? Biz “Güçlü Yapay Zeka”yı savunuyorsak ve bu alanda araştırmalarımızı yapıyorsak bunun sonuçları neler olabilir? Olumlu ve olumsuz yanları neler olacaktır? İstediği her şeyi öğrenebilecek midir? Ya da çocuk sahibi olmak isteyecek midir? Tembellik yapıp işini askıya alır mı?

KAYNAKLAR

  • ELEŞTİREL DÜŞÜNME ve DİSİPLİNLERARASI ELEŞTİREL DÜŞÜNME REHBERİ / Gearld M. Nosich
Advertisements

yazarak hafifleyin – yeşim cimcöz

April 5, 2017

Teknikler 

Yeşim Cimcöz’ün “yazarak hafifleyin” isimli kitabından bazı öneriler var. bu önerilerin amacı bizi kağıdın korkutucu boşluğuna dalmayı teşvik etmek..

Serbest Yazı

  1. yazmanın yolculuk olduğunu kabullen.
  2. durmadan, yazdıklarını okumadan, üzerinde düşünmeden 6 dakika boyunca yaz.
  3. ortaya bir konu çıkmışsa, bu sefer onun üzerinde düşünerek ama fazla da kasmadan yaz sıkılana kadar.
  4. ikinci ve üçüncü adımdaki çıktıları oku, aralarında bağlantı kur. gereksiz cümleleri at. kalanları detaylandır ve bağlantılar kurarak birbirleriyle ilişkilendir.

Kümeler (Zihin haritaları)

  1. boş bir kağıt al.
  2. ortasına bir kelime yaz ve kelimenin etrafını elips ile kapat.
  3. o kelimenin sende çağrıştırdığı duygu, düşünce,kelime,cümle ya da resim/fotoğraf neyse etrafına yaz. bu yeni kelime/resmin de etrafını elips ile kapat ve ikisi arasında bir çizgi çiz.
  4. yeni kelime ya da ilk kelime için çağrışımlar varsa ikinci ve üçüncü yöntemi uygulamaya devam et.
  5. eğer üretim bitmişse:
    1. kümeler sende hangi duyguyu uyandırdıysa o konuda yaz.
    2. kümeler sana bir kurmaca öneriyorsa onu yaz.
  6. bu süreçte de hiç durmamak, düşünmemek önemlidir.

Cümle Sapları

  1. Bu çalışmada önceden yarım bırakılmış cümleleri tamamlamanız beklenmektedir.
  2. Bence herhangi bir kitabı alıp, içinden cümleler seçilip kendimiz de tamamlayabiliriz.

Listeler

  1. düşünmeden aklına gelen kelime, kelime grupları,cümleleri ya da resim/fotoğrafları alt alta yaz.
  2. mantıklı, tutarlı olmak zorunda değil.
  3. yüze kadar madde yazmayı amaçla.
  4. sonra maddelerin üstünden geç, onları grupla, analiz et.

 

dil ve arka fon

March 16, 2017

eğer bilim yapmıyorsak dilin yegane amacı düşünce nesnelerimizi tekil’leştirmektir. hangi nesne hakkında konuştuğumuzu o nesneyi diğer nesnelerden farklı kılarak belirtiriz. dolaptaki elma dolapta olmasıyla diğer elmalardan, kürk mantolu madonna ise en başta ismiyle diğer kitaplardan başka olduğunu belirtiyor. bu farklılığı kılmanın en etkin yolu ise sözcüğün içinde bulunduğu dünyadaki arka fonla ne kadar farklılaştığını göstermektir. çimenlerin içindeki bir çimen renk olarak farklı değildir. ama üzerinde uğur böceği olan bir çimen tekil’dir, yani diğer çimenlerden farklıdır. ve düşüncemiz bu tekille başlayıp başka bir tekil’e eklemlenir. tekil’lerin birbirini neden sonuç içinde takip etmesi ise hikayedir. “Sunless” adlı belgeseldeki giriş metnine bakalım. Metinde bahsedilen ilk görüntüyü diğer görüntülerden farklı kılan ne? Üç çocuk ve mutluluk ifadesi. Bu tekil’leştirmenin arkasından bir niyet geliyor: uzun siyah giriş parçasıyla kendisini diğer filmlerden ayıran bir yapımın başlangıcı olacak.

İlk bahsettiği görüntü; 1965’te, İzlanda’da, bir yoldaki üç çocuğa aitti.
Bunun kendisi için, mutluluğun resmi olduğunu ve diğerleriyle bu imge arasında birçok kez bağ kurmaya çalışmışsa da bunun hiç işe yaramadığını söyledi.
Bir gün, bunu bir filmin başına; uzun, siyah bir giriş parçasıyla birlikte öylece koymak zorunda kalacağını yazdı.
Resimdeki mutluluğu göremeyenler en azından siyahlığı görebilirdi.

text and role analysis

March 6, 2017

what is it and why?

text analysis is decomposition of text’s  meanging layers. with this method, player can define clearly how to act.

preparation

  1. read the text clear way.
  2. learn writer’s social, psychological and physiologic situation
  3. answer these questions about text:
    1. when/where/for what had it been writen?
    2. which is it from art school?
    3. what are ethical values in text?
    4. etc.. try to get meta-information about text.

steps of text analysis

  1. evaluate text from a literary point of view.
    1. had it been written as poetic or  prose?
    2. structure analysis of sentences like inversion or simple, or complex structure.
    3. dramatic/action value of text. when do characters be in conflict?
    4. value of  acting. Is it easy to perform text? does scene, costumes etc.. can be found easily?
  2. find genre of text
    1. tragedya, comedy or fantastic..
    2. this is important. the genre requires a certain attitude. for ex, if we play Moliere, we must play exaggeratedly, or if we play Shakespeare we must play fine tuned acting.
  3. identify dramatic structure
    1. find theme, subject and messages in text
    2. find exposition,climax and solution sections
    3. define how these are introduced fastly/slowly according to all text.
  4. analyze of characters
    1. what are the strongest and weakness specialities of each charachter?
    2. what are the 3-dimentions each character at begin of the text. While text finishing, are there any dimesion which changed?
    3. How/why are dimensions changed? (step-2 and step-3 are very important. because “drama means changing!”)
    4. Are characters changed by themselves or social or environmental conditions?
    5. what is the function of each character in text?
    6. Does each character has some symbolic functions like goodness, badness or wealth?
  5. list below
    1. events order
    2. relationship of characters
    3. reason and result each event
  6. now read again text with your character. answer below questions for this character
    1. how does he see himself?
    2. how does he see other characters?
    3. what does he think about other characters’ ideas for him?
    4. how does he  explain himself with body, speach, mimics and gesture?
    5. does he talk a lot or not? does he say each idea?
    6. is poetic, philosophical or sarcastic etc.. his dialogue?
    7. what kind of words does  he select while speaking or inner thinking?
    8. how  does he behave to other characters. why? when? where?
    9. what kind of relationship does he have. why? when? where?
    10. how does he affect the events?
    11. how is his perception,effect and response? how does he react to other characters speachs, actions and ideas?

understand character’s physiology

  1. apperance of the role : find physical apperance that fits to role
    1. healthy or unhealthy
    2. weak or strong
    3. fat or slim etc..
    4. attractive
    5. not like his body and clothes etc..
  2. stance : let’s think about ourselves. when we get angry, we elicit by shouting, fighting or being in silence .. so we must research this depend on role:
    1. what gesture/mimics or voice does role’s feelings explain?
    2. how dominant is his body and his actions? How aware is he in his emotional state?
    3. does he feel free? or is he in stress?
  3. the meaning of the body and the social attitude of the role : actions show feelings and thoughts. by asking below questions we can understand vision of character and how does it affect character’s general physical behavior.
    1. what kind of world does character live in? and how does it affect character? because of the world , he can be athesit, religious or optimistic etc..
    2. how is the social structure? is it agriculture, industrial or modern society etc ?
    3. who are the leading people in the society? why?
    4. how is information learned? by gossipy characters, newspaper, internet, town crier, gods,animals or magican etc..
    5. what are the daily living conditions? Food, warming, shelter etc..
    6. is character outspoken, secretive, influenced by others?
    7. the character can act differently when he is alone or with others.
      1. what is the reason for this behavior change?
      2. what are social positions other people in society and character’s life.
      3. what are 3-dimensions of others characters?
      4. for which expectation does character act differently?

The essence of the method described up to this point is to understand

  1. events and process of story
  2. character and other characters
  3. character’s point of view
  4. how does character see himself, world and other characters? why?
  5. how do world and other characters see character? why?

resource 

  1. http://e-dergi.atauni.edu.tr/ataunigsfd/article/viewFile/1025003173/1025003065

how to write dialogue

March 4, 2017

INTRODUCTION

  1. write a paragraph for each dialogue. This provides convenience for readers, also looks well. Readers don’t get tired while reading.
  2. use punctuation marks correctly.
    1. “I don’t like sweets,” girl said, “because they are unhealthy.”
    2. “Are you coming to cinema?” he asked.
    3. “I said to him –  ” (if dialogue is interruped, use -)
  3. just use words like “said”, “told”, “asked” … or use words that indicate action or situation.
    1. He raised his dog’s head. He said, “look this satan.” => WRONG
    2. He raised his dog’s head. “Look this satan.” => TRUE
    3. He said, “look this satan.” => TRUE
  4. DON’T TELL, SHOW
    1. don’t use words like “get angry, grunt” .. instead of these words, show this situation using words like painting.
      1. “Get out here” she grunt. => WRONG
      2. “I don’t want you here.” she said. After that she pulled out the door, then closed the door sharply. “Do not come here anymore, asshole.” => RIGHT
      3. “I am tired” he said. => CAN BE BETTER
      4. “I cant move my arm. I have walked all day. ” => VERY GOOD
  5. throw away longueur words/parts..
    1. for example most readers don’t read words like “said, told,asked”.. if speaker is known.
    2. repeated words, sentences or ideas. (if repeating something has a mission at story, you can use it. for ex: “Waiting for Godot”)
  6. each dialogues must improve story’s event and flows.
  7. sentences must be simple, but not be prosaic.
  8. don’t let characters speak more than three sentences. So how a dialogue is interrupted?
    1. with natural ending of speaking. there is nothing to tell about situation.
    2. another character interrupt.
    3. interior monologue / idea
    4. some events occur while speaking

DIALOGUE DEVELOPMENT AND DIVERSITY

  1. answer a question or answer with question. so this starts a topic.
    1. A : do you think it is good?
      B : good? do you know what does “good” mean?
  2. interrupt a dialogue with another character’s speaking or an event which is occuring at that time.
  3. redirect dialogue’s topic.
  4. use silience as dialogue.
  5. add subtext to sentences. Assign meanings to objects, history, feelings, peoples or events at dialogue.
  6. use jokes,sarkastizm, absurds, misunderstandings, surprises, etc ..

WHY IS DIALOGUE USED?

  1. to learns character’s aims, hopes, history, feelings and thoughts.
  2. to continue communication and interaction between characters
  3. to learns character’s role (like good, bad, or teacher ..) in story.
  4. to provide new information that helps or hinders to character.
  5. to increase suspicion and tension.
  6. to arise new challenges to character.
  7. to remind character’s , scene’s or story’s aim.

 DIALOGUE PASSES ALONG

  1. don’t say characters already know.
    1. “We loaned, two years ago to buy this house,” she said to her husband. => FALSE. because husbands knows that situation.
  2. don’t use words or sentences which won’t improve flow of story.
  3. some characters forget important information. So this creates tension.
  4. the dialogue should reflect the three dimensions of the character.

CREATING TENSION IN DIALOGUE

  1. let the another character has different agenda or purpose. thus, he constantly makes contradictions against the speaker.
    1. A : We must talk.
      B : I am very busy now. I must finish the project.
  2.  don’t let characters give required information immediately. They must debate for something. There must be conflicts between them.

OTHER SUBJECTS

  1. pay attention the dialect.
  2. characters can have slight lisp, or use jargon.
  3. strong characters explain themselves with actions, not lot of words. When they feel bad things, they speak.
  4. if you want to start with dialogue to your story, you must enter the subject directly.
  5. emotion>actions>dialogue order:
    1. “i don’t know where it is”. he shook his shoulder. => FALSE
    2. his eyes opened, his breath stopped. he shook his shoulder. “i do not know where.” => RIGHT
    3. “i dont like this place.” Music affected her mind energy. she said, “i wanna go home. let’s”
  6. action- emotion-dialogue orders:
    1. action – dialogue
    2. dialogue – action words (like said, told, asked)
    3. emotion – action – dialogue

resource

  1. https://www.amazon.com/Dialogue-Busy-Writers-Guides-Book-ebook/dp/B00H17HGY8

 

Ancient philosophy

February 15, 2017

Thales, who had already lived 2600 years ago, told us that the earth was swimming in the water.
Aristotle, who came 260 years later after Thales, showed that the soil was heavy than water. So Thales was false.

Now,it is October 28, 2015.
I am at a steamboat from Üsküdar to Beşiktaş.
Aristotle was also false.

deneme yazmanın temelleri

January 30, 2017

DENEME NEDİR?

dünya görüşüne sahip bir kişi olay, olgu ve durumları incelediğinde bazı iddialarda bulunabilir. savaşların, ahlaksızlıkların, yüksek fiyatların nedenlerine ilişkin çeşitli iddialar ortaya atıp, bunları kanıtlarla savunabilir. işte bu sürecin yazılı olarak yapılması sonucu ortaya çıkan esere “deneme” diyoruz. bu tanımdan yola çıkarsak deneme yazmanın temel postulatları şunlardır:

  1. yazarın bir dünya görüşü vardır.
  2. bu dünya görüşü çerçevesinde, olay ve olguları nedenlere dayanarak çözümler, açıklar.
  3. iddia sağlam delillerle ortaya konur.
  4. bu çözümleme esnasında karşı-argümanları da ele alır.

(burada deneme tanımını “Deneme Yazmanın Temel Kuralları” kitabından yola çıkarak yapıyorum.)

DENEMENİN SEMBOLİK FORMÜLÜ

deneme = iddia + delil1 + delil2+…+delilN + sonuç

delil = delil VEYA ihtiyaç/değer

DÜŞÜNCENİN BİLEŞENLERİ

denemenin “iddianın kanıtlarıyla birlikte açıklaması” tanımından yola çıkarsak şu düşünce unsurları karşımıza çıkar.

  • bakış açısı
  • varsayım
  • iddia
  • kanıtlar
  • karşı kanıtlar
  • örnekler ve karşı örnekler
  • bilgiler ve temel kavramlar
  • uygulamalar/sonuçlar

eğer “aç gözlüysem” bakış açım da böyledir. “bir insan fakirse bu onun beceriksizliğidir”, “ben her şeyin en iyisini hak ediyorum” varsayımlarıyla olaylara yaklaşırım. yolda üstünden başından fakir olduğu anlaşılan birisi, parasını düşürdüğü zaman, “bu para onun değil benim hakkım” şeklinde bir iddia ortaya atabilirim. kanıtlarım ise onun “fakirse beceriksiz olması”, “beceriksizse zaten bu parayı da kullanamaz” olacaktır. aç gözlü olduğum için karşı örnekleri (eline para geçse çok iyi şekilde değerlendirebilecek bir fakir insan olabilir ve zenginleşir ..) ve karşı kanıtları (insanları fakirleştiren sistemin sorgulanması …) ele almayacağım bile. diyelim ki aldım.. bunlara bile yine bir cevap üreteceğim. işte bu süreçteki düşünce unsurlarının işleyişi denemedeki işleyişi ile aynıdır. tek fark, deneme yazarının gerçekten hakikati hedeflemesi, açık bir zihin ve kalple bu yola çıkmasıdır.

iddia, sadece kanıtlarla yapılandırılmış bir sistem gibi düşünülmemelidir. iddianın bir görevi de karşı-kanıtlar ve karşı-örneklere karşı direnebilmesi, onları alt edebilmesidir. onu güçlü kılan şey bu olacaktır.

ÖN HAZIRLIK SÜRECİ

  1. konuya ait temel kavramlar için sözlükten yararlan.
  2. tanıtıcı, özeti anlatan yazılar okuyabilirsin.
  3. kağıt üzerinde düşün.
  4. denemenin gidebileceği olası yönleri tespit et.
  5. denemenin yapısını belirle. yani:
    1. soruyla ilgili bakış açını
    2. varacağın sonucu
    3. ana argümanı
    4. karşı argümanları
  6. yukarıdaki her bir aşamada sorudan uzaklaşıp uzaklaşmadığını kendine sor.

DENEME METNİNİN ÖZELLİKLERİ

  1. tutarlıdır.
  2. iyi argümente edilmiştir.
  3. net ve anlaşılırdır
  4. soruya yanıt verir.
  5. bağlantılı konuları da ele alır.

ŞABLON

  1. önerme için bir taslak ortaya koy.
  2. bu taslak çeşitli bileşenleri içerir
    1. iddia
    2. varsayımlar
    3. uygulamalar/sonuçlar
    4. bilgiler
    5. temel kavramlar
    6. çıkarımlar
    7. bakış açısı
  3. bu taslağın kusurlarını gider.
  4. yazmaya başla.
    1. ifade et
    2. ayrıntılandır
    3. örneklendir
    4. resmet.
  5. tüm sürece eleştirel bir gözle bak.
    1. taslaktan uzaklaştın mı?
    2. ana konudan saptın mı?
    3. yazının içeriği kusurlu mu?
  6. kusurları gider.

 

PARAGRAFLAR

Paragraflar düşüncenin yapı taşıdır. Her yeni bir düşünce yeni bir paragraf demektir. Yazar paragrafa konunun ne olduğunu belirterek başlar. Bahsettiği konudan ayrılmadan ilişkili şeyleri ele alır. Eğer bir gelişme paragrafıysa bu ilişkili şeyler argümanlar, karşı argümanlar, örnekler, karşı örnekler olacaktır. Aşağıda daha detaylı ele alınacaktır.

DENEMENİN YAPISI

Denemenin üçlü yapısını herkes biliyor. Bu üçlü yapı paragraflarla inşa edilir.

  1. Giriş
    Bir denemede neyin tartışılacağı, hangi bakış açısıyla ele alınacağı giriş aşamasında ortaya konur. Kanıtlardaki ve iddiadaki anahtar kavramlar bu aşamada sunulur. Eleştirel ve tarafsız bir niyet taşındığı gösterilir okuyucuya.
  2. Gelişme
    Kanıtların teker teker ortaya serildiği yerdir. Her paragrafta bir kanıt, sorunla ilişkili noktasıyla ve konusuyla, örnek ve karşı  örnekleriyle ele alınır. Paragraflara başlarken ilk bir-iki cümlede paragrafın savunduğu genel fikir verilir. Böyle yapmak okuyucuya sadece paragrafların ilk cümlelerini kullanarak bir kılavuz oluşturma imkanı sağlar.
  3. Sonuç
    Bu noktaya kadar okuyucunun her şeyi anladığı varsayılır. Kanıtlar, iddia, örnekler, karşı-örnekler ve karşı-kanıtlar çok kısaca ve net olarak bir araya getirilir. Küçük bir özet sunulur, resmedilir. Son izlenim en taze izlenim olacağından bu kısım çok önemlidir.

 

YAZMA SANATINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

  • sokak dilinden uzak dur.
  • noktalama işaretlerine dikkat et.
  • etken çatı kullan
  • sesli oku. kulağa hoş gelsin.
  • cinsiyetçi dilden uzak dur.
  • yok denecek kadar az zarf ve sıfat kullan
  • basit ve özlü ifadeler kullan
  • klişelerden uzak dur.

 

ÖRNEK BİR ŞABLON

Bileşenler

bakış açısı : popüler bilimin takipçisi bir yazar.

amacı : zeki makinelerin insan yerine kullanılabileceğinin mümkün olduğunu göstermek

varsayımı : insan seviyesinde zeka mümkündür.

bilgileri : bilimlerdeki insan beyni ve zekası ile ilgili çeşitli araştırmalar.

temel kavramları : zeki makineler, yapay zeka

soru : insan kadar zeki makineler mümkün mü?

uygulamalar/sonuçlar : zeki sistemlerin olduğu makineler, yazılımlar.. bunlar örnekle veriliyor.

çıkarım : bilimlerdeki çalışmalar ve uygulama örnekleriyle insan seviyesinde bir zekaya sahip makine mümkündür.

yazma sürecinde

modern bilim ile mühendislik kavramı da başlatılır. o dönemlerin makinelerinden bu dönemin makinelerine gelindiği anlatılır. sonraki paragraf bir gün düşünsel işlerimizi de sırtlayıp götürecek makinelerin de yapay zeka ile mümkün olduğu fikri ile açılır. bunu destekleyen bilimsel çalışmalardan ve örneklerden bahsedilir. sonra da konu tatlıya bağlanır.

 

ÖRNEK DENEME

Düşünen Makineler Yakındır

Descartes’in “düşünüyorum öyleyse varım” teziyle modern felsefenin, Newton’un yasalarıyla da modern bilimin kökleri atıldı yaklaşık 400-500 yıl önce. O tarihten bu yana mühendislik alanında da büyük keşifler oldu. At arabaları yerini buharı makinelere; mantığa dayalı tahminler yerini teleskop ve mikroskoplara bıraktı. Belki de en büyük atılım makinelerin hayatımıza girmesiyle oldu.

İlk zamanlarda makineler insanların emri altında bir çırak iken, “enformasyon bilimi, sibernetik ve hesaplanabilirlik teorileri” ile yoldaşı olmaya başladı. Şu an makineler herhangi bir ustanın komutlarını almadan ne yapacağını biliyor, nerede durması gerektiğine karar veriyor, kaliteli üretimi hedefleyebiliyor. Hatta endüstriyi bile aşan kullanımları var artık: kaybolunca nerede olduğumuzu söyler; benzinimizin ne kadar yol alacağını, en yakın benzinciye olan mesafemizi gösterir; kimle arkadaş olabileceğimizi önerir.

ilk iki paragraf giriş niteliği taşıyor. Konumuz iddiamız ile ilgili sürece kadar neler oldu kısaca ele aldık.

Tüm bu gelişme ve keşifler daha iyisi için umut vericidir. Yakın bir gelecekte makineler insanların yoğun düşünce gerektiren zor işlerini sırtlayıp götürecektir. Bunun için yapay zekâ alanında yapılan çalışmalara bakmamız yeterli.

iddia ortaya kondu. zeki makineler, yakın bir gelecekte bize yardım zor işlerde yardım edecekler..

İlk önce yapay zekâyı açıklayalım. Nedir? Yapay zekâ, insan gibi düşünen, karar veren ve davranan bir sistemdir. İngiliz matematikçi Turing, bir sistemin zekâya sahip olup olmadığını belirlememiz için bir test sunmuştur. Ayrı odalarda bir bilgisayar ve bir insan var. Biz de üçüncü odadayız. Diğer odalarla iletişimimizi ekran üzerinden yazarak sağlıyoruz. Eğer iletişimde iki odadan da bize ters gelen bir mantıksızlık yoksa karşımızdakilerin insanlar olduğunu düşünürüz. Ama bir odada makine var! Demek ki karşımızdaki başarılı bir yapay zekâ. Yakın zamanda Turing testini geçen yapay zekâ sistemleri başarılmıştır. Bu sistemin 13 yaşındaki bir çocuğun zekâsını taşıdığı belirtildi.

yapay zeka kavramı açıklandı. tarihçesi hakkında kısa bir bilgi verildi. nasıl test edileceğinden bahsedildi.

Araştırmalar sadece bilgisayar bilimleri tarafında ilerlemiyor. İnsan beyninin tüm karmaşıklığını ve etkisini çeşitli alanlar ele alıyor. Antropologlar çeşitli insan topluluklarını inceleyip insanlığın çevresiyle olan ilişkisini açığa çıkarıyor. Psikologlar da birey üzerinde çalışıyor. İnsanın düşünme eylemini nasıl gerçekleştirdiklerini, diğer insanlarla olan iletişimini, davranışlarının nedenlerini gündemlerine alıp açıklamaya çalışıyorlar. Hatta biyologların ve hayvan bilimcilerin konusu olan diğer canlıların nasıl yaşadıkları, davrandıkları bile yapay zekâ alanı için önemlidir. Çünkü bahsedilen bu disiplinlerdeki keşifler bilgisayar bilimcileri tarafından modellenip bilgisayar sistemlerinde modellenip zeki, iletişime geçen, problem çözebilen bir sistemin yaratılması hedeflenmektedir. Kısacası yapay zekanın beslenmesi dört bir koldan yapılmaktadır.

zeki bir sistemin başarılması için ilgili tüm disiplinlerde araştırmalar yapıldığı gösterildi. aynı zamanda insan beyni ne kadar karmaşık olursa olsun çeşitli alanlarda konu olarak ele alındığı gösterildi.

Bu çalışmalara örnek boldur. Karınca kolonisi sistemleriyle maliyetleri düşüren yazılımlar; insan beynindeki sinir sistemlerinden esinlenip yapılmış öğrenebilen sistemler; çevresel koşullara uyum sağlayabilen robotlar vardır.

diğer disiplinlerdeki çalışmaların bilgisayar bilimlerinde kullanım örnekleri verildi.

Şu an belirli sorunları çözse ve genel bir zekâ eğilimi göstermese bile, gerek yapay zekâdaki gerekse de diğer disiplinlerdeki çalışmalar son derece umut vaat etmektedir. Bir gün bir robotla otobüs durağında işe gitmek için aynı otobüsü bekleyebiliriz.

 iddiamızı bu alanlardaki yoğun çalışmalar ve başarılı örneklere dayandırarak ispatladık. sonuç aşamasında buna kısaca değinip , bir resimle – iş arkadaşımızın robot olduğu  – bitiriyoruz.

yazarın bakış açısı çok popüler bilim temelli iyimser bir bakış açısıdır. Yazar dünyadaki hiç bir kötülüğü görmez, tüm bilim insanların zor işlerini sırtlanmak için çalışıyormuş gibi düşünür. ama bu denemenin pek de bilimsel ve felsefi olduğu söylenemez. gazetelerin cumartesi eklerinde yer kaplasın diye çıkar : )) en azından yukarıda ele aldığımız kurallara uyuyor. zaten dünyanın en kötü denemesidir bu 😀 ama denemedir sonuçta..

daha iyileriyle görüşmek üzere…

 

kaynaklar

  1. Deneme Yazmanın Temel Kuralları , Nigel Warburton
  2. Eleştirel Düşünme Rehberi, Gearld M. Nosich

diyalog nasıl yazılır?

July 21, 2016

GİRİŞ

  • her paragrafa bir diyalog yaz. okuyucu için kolaylık olur, metnin görselliği yormaz böylece.
  • noktalama işaretlerinin doğru kullanımı:

“Şekerlerden nefret ederim, ” dedi Ayşe, “çünkü dişlerimi ağrıtıyor.”
“Şekerlerden nefret ederim çünkü dişlerimi ağrıtıyor.” dedi Ayşe.
“Sinemaya gelecek misin?” diye sordu kıza.
“Ali’ye de söyledim – ” (eğer diyalog kesintiye uğrarsa – yazılır)

  • ya sadece “söyledi”,”dedi”,”sordu” … gibi kelimeler kullan ya da bunların yerine eylem/durum bildiren cümleler kullan:

Ali köpeğin başını kaldırdı. “Şu şeytana bakın.” dedi. YANLIŞ
Ali köpeğin başını kaldırdı. “Şu şeytana bakın.” DOĞRU
“Şu şeytana bakın” dedi Ali. DOĞRU

  • “homurdandı”, “sinirlendi” vs.. gibi kelimeleri bir söylemle kullanmamalıyız. çünkü bunlar anlatıcı kelimeler, gösterici değil.

“defol” buradan diye homurdandı Ayşe. YANLIŞ
“Seni burada istemiyorum.” Ayşe, Ali’yi tutup kapı dışarı etti, sonra da kapıyı sertçe kapadı.”Buraya artık gelme pislik herif.” DOĞRU

  • yukarıdaki maddeyi sıfat/zarflara da uygulayabiliriz.

“çok yorgunum.” dedi. DAHA İYİ OLABİLİR.
“kolumu kıpırdatacak halim yok. kaç saattir yürüyorum. kendimi yatağa zor attım.” dedi. EH İŞTE. “ANLATMA, GÖSTER!”

  • okuma esnasında zihin “dedi”, “söyledi”, “sordu” gibi kelimeleri istemeden atar. sıkılmıştır yıllardır bunları okumaktan : )
  • o an hangi karakterin konuştuğu belliyse (ki net olmak önemlidir, bu kurallı göz önünde bulundur hep) ismini tekrar tekrar belirtmeye gerek yoktur.
  • fazlalıkları at:
    • gerek sözcükler, gerekse aynı anlama gelen cümleler, gerekse de amaçsızca tekrarlanan eylemler.
    • kurguyu ilerletmeyen şeyler.
    • cümlelerin basit olsun ama yavan olmasın.
    • tekrar bir amacı varsa iyidir. (godot’yu beklerken)
  • karakterin 3 cümleden fazla konuşmasına izin verme. Peki diyalog nasıl kesilir?
    • laf biter.
    • karşı taraf keser.
    • iç konuşmalar/düşünceler.
    • o an oluşan aksiyon/başa gelen başka bir durum.

DİYALOGU GELİŞTİRME/ÇEŞİTLENDİRME

  • bir soruya, soruyla karşılık ver. konu açılır.
  • diyalogu kes. (başka karakter girsin araya. başka bir durum/olay olsun)
  • ekola. sinirlendiğini, kızdığını, yalan söylediğini düşünürler.

a: “onun tatlı mı olduğunu düşünüyorsun?”
b: “tatlı mı?” (karşı çıkma içeriyor)

  • konuşmayı başka bir yere yönlendir, cevabı geciktir.
  • sessizliği de diyalog olarak kullan.
  • alt metin ekle.(laftaki nesne,kişi, olay veya karakterlere geçmişten gelen anlamlar yükle. onların da tarihi olsun.)
  • mizah/muziplik ekle.

şakalar, espriler, sarkastizm, yanlış anlamalar, süprizler vs..

  • çene çalımları, “hımss”gibi şeylerden uzak dur.

DİYALOGUN VAR OLMAYI HAKEDİYOR MU?

  • niçin diyalog kullanırız?
    • karakterin amacını, geçmişini, duygu ve düşüncelerini öğrenmek için.
    • karakterler arasında iletişimin devam etmesi için.
    • karakterler arasındaki ilişkiyi (sosyal ilişki) anlamak, sağlamak için. (anne,baba,patron vs.)
    • karakterin hangi rolü oynadığını öğrenmek için (iyi,kötü, aptal, hain vs.)
  • diyalog olayın akışını ilerletiyor mu?
    • karakterin amacına ulaşmasına yarayacak ya da engel olacak yeni bilgiler sağlamalı.
    • şüpheyi, çatışmayı, gerilimi artırmalı.
    • yeni zorluklar ortaya çıkarmalı.
    • bize sahnenin, karakterin, öykünün amacını hatırlatmalı.
  • temayı hatırlatan ve bir iki yerde karşımıza çıkan laflar olsun. örümcek adamdaki “güç sorumluluk getirir.” lafı gibi.

DİYALOGLA BİLGİYİ TAŞIMAK

  • diyalog bilginin taşınması için iyi bir yol. yalnız bağlama/hikayenin yapısına/konusuna uygun olmalı.
  • karakterlerin bildiği şeyleri söyleme
    “biz seninle iki yıl önce bu evi almak için kredi çektik.” dedi kocasına. YANLIŞ
  • konuşmaya/hikayeye katkısı olmayacak laflardan/sözcüklerden/cümlelerden uzak dur.
  • karakterler bazı bilgileri atlasın/unutsun. böylece gerilim yaratılır.
  • diyalog karaktere ait 3 boyutu yansıtmalıdır.

DİYALOGLARDA GERİLİM YARATMA

  • Karşıdaki karakterin başka bir gündemi/amacı olsun.  Böylece onla konuşana karşı sürekli bahaneler/karşı çıkışlar üretir.
    a: “konuşmamız lazım.”
    b: “şimdi olmaz. işim var. projeyi bitirmeliyim.”
  • karakterlerini “hemen paylaşımcı” yapma.
  • karakterlerinin tartışmalarına izin ver. aralarında bir hesaplaşma/çatışma/çıkar çatışması olmalıdır.

BAZI GENEL KONULAR

  • Lehçe,şive kullanımına dikkat et.
  • karakterlerin peltek vs.. olabilir.
  • küfür kullanımı, ağza yapışan bazı laflar. (doruk noktasında kullan. inandırıcı olur)
  • güçlü karakterler kendilerini eylemleriyle açıklarlar. pek laf etmezler. ancak yeri ve zamanı gelince konuşurlar. konuşacakları zaman huzursuzluk hissederler.
  • eğer hikayeye diyalog ile başlamayı düşünüyorsan, direkt konuya girmelisin.
  • duygu>aksiyon>diyalog sıralaması…
    “nerede bilmiyorum.” omuzunu salladı. YANLIŞ
    gözleri açıldı,soluğu kesildi. omuzunu salladı. “nerede bilmiyorum.” DOĞRU
  • diyalog arasına hissiyat/duraklatıcı ekleyebilirsin.
    “Burayı sevmedim.” Müzik onun tüm enerjisini almıştı. “Gitmek istiyorum. Hadi.”
  • aksiyon,diyalog.
    diyalog,takı.
    duygu,aksiyon,diyalog.
    aksiyon,diyalog.
  • direkt olmayan diyaloglar konuyu özetler. önemli mevzularda/durumlarda bunu kullanma.

kaynak : https://www.amazon.com/Dialogue-Busy-Writers-Guides-Book-ebook/dp/B00H17HGY8

“anlatma, göster!” nedir?

July 21, 2016

dramatik mevzulara (tiyatro, kurmaca yazımı,sinema vs..) ilgisi olanların hep karşına çıkan mottodur “anlatma, göster!”
bu lafın söylendiği yerlerde, fazla detaya girilmez, üstün körü geçiştirilir. şimdi detaylı olarak inceleyelim ne demekmiş bu.

karakter, kurmacadaki olayları yaşarken, o da bizim gibi deneyimler, his eder, düşünür. dışarıdan ona baktığımız zaman arabanın kapısını kapamış, anahtarı da kontakta unutmuştur. bu görülen şeyi olduğu gibi anlattığımızda okuyucular karakterin yaşadığı deneyimleri yaşamamış olacak, böylece eser de ilgi alaka yaratmayacaktır.
eğer olayı okuyucuların beş duyusuna, hayal gücünü ve duygularına hitap edecek şekilde yeniden düzenlersek başarıya ulaşırız: “ayşe, aniden arabadan çıkıp kapıyı hızla kapadı. gözleri camdan kontağa takıldı. anahtalar orada sallanıyordu.”Lanet olsun!” dedi.” evet olayı bu şekilde ifade ettiğimizde ayşe’nin arabadan nasıl çıktığını, anahtarı nasıl farkettiğini görüyor, ne söylediğini duyuyoruz.

toparlıyoruz.
anlatma => “ayşe, anahtarları arabada unuttuğunu farketti.”
gösterme => “ayşe, aniden arabadan çıkıp kapıyı hızla kapadı. gözleri camdan kontağa takıldı. anahtalar orada sallanıyordu.”Lanet olsun!” dedi.”

nasıl göstereceğiz? bunun cevabını kendimizi sanal gerçeklik dünyasında farz ederek arayacağız. hikayedeki karakterin başına gelen olayı sanki biz ilk kez tecrübe ediyormuşuz gibi hareket edip, bu tecrübeyi dile getirecek doğru kelimeleri/cümleleri bulmalıyız. bu deneyimde hissettiğimiz duygular, düşünceler neyden, nasıl ve niçin oluşuyor incelemeliyiz.

bir şeyi anlatırsak, onu okuyucuya dikte etmiş oluruz. bu, onları aptal yerine koymak, onların hayal gücüne güvenmemektir. ama bir şeyi gösterdiğimizde ise sadece o anki olay/duygu ve düşünceye ilişkin kanıtları sunmuş oluruz. bu kanıtların birleştirilip değerlendirilip yorumlanması ise okuyucuya kalmıştır. sonucu onlar çizer.

yani gösterme:

  • okuyucu zekasına saygı gösterir.
  • onu hayal kurmaya teşvik eder.
  • eğlendirir.
  • duyguların kolayca geçmesini sağlar.
  • yazma işini interaktif hale getirir. “noluyor lan burada?” sorusu sürekli kafada dönüp durur.

“ali sinirliydi.” direkt sonucu söyledik yani anlattık.
“ali sertçe elini masaya vurdu.” burada bir kanıt var. neyin kanıtı? ali’nin sinirli olduğunun kanıtı.

Kurmacada anlatma yaptığımız yerleri nasıl yakalarız?

Duyguları isimlendirmişsek

“Ali kızgındı” gibi bir ifade yanlıştır. yine yargıya varmış oluyoruz. bunun yerine kızgınlık belirten eylemleri, düşünceleri, hisleri anlatmamız lazım.
“Ali elindeki oyuncak arabasını hızlıca geri sürdü. halının tüm tüyleri tekerleklere toplanıyordu. durdu. arabayı yerden kaldırıp duvara fırlattı. bir taraftan da hıçkırarak ağlıyordu.” bu gözümüzde canlandı.

tanımlayıcı diyalog teknikleri kullanmışsak

eğer karakter tıslarsa, fısıldarsa vs.. bunu sıfat ve zarf kullanarak anlatma.
“fısıldayarak: ‘nasıl olduğunu bilirsin’ dedi.” => anlatma
“iki eliyle ağzını görünmeyecek şekilde kapattı. söylemek istediğini ben dışında herkesten saklamak istiyordu:’nasıl olduğunu bilirsin’ dedi. ” => gösterme

“için” kullanımı

“için” kelimesini kullanıldığı zaman olayın nasıl gerçekleştiğini göremiyoruz.
“Ali kılıcı almak için mağaraya gitti” => anlatma
“Ali mağaraya girdi. Duvara saplanmış kılıcı çekip aldı.” => gösterme. hem de basit cümlelere indirgendi.

“yardımcı” ve “olma” fiileri

“olabilir, -dir,-idi,-dır ” gibi yapıları kullandığımızda yine bir yargıya varmış olacağız. okuyucunun kafasında hiç bir şey canlanmayacak.
“ali nefes alamıyor.” => anlatma
“ali’nin dudakları mavileşmeye başladı. göğüs kafesi daha az inip çıkıyordu. yüzü sarardı” => gösterme. hem daha fazla detay vermiş oluyoruz. direkt sonucu göstermek yerine okuyucuya kanıtlar sunuluyor.

“fark etti”, “merak ediyordu” gibi düşünceler

bu tarz kelimeler, karaktere ilişkin iç sesi vermiyor.
“ayşe köşeyi dönünce gözden kayboldu. ali, onu bir daha görüp göremeyeceğini merak ediyordu” => anlatma. ali’nin merak ettiğini söylüyor sadece.
“ayşe köşeyi dönünce gözden kayboldu. ali, onu tekrar görebilecek miydi? .. ” => gösterme. ali’nin gerçek niyetine ulaşıyoruz. hatta içsel / bedensel ifadelerle daha da zenginleştirilebilir.

“gördü”/”tattı”/”duydu”/”hissetti”/”dokundu”

bu kelimeler okuyucuya olayı/durumu tecrübe etmesine izin vermez.
“ali silah sesi duydu.” => anlatma. sonucu veriyor bize.
“silah sesleri dağlardan yankılandı.” => gösterme. durumu ali’yle birlikte biz de tecrübe ediyoruz. bu yaklaşım bize detayları girip, yoğun bir anlatım yapmamızı sağlar.

benzetmeler

“gibi, benzeri, aynısı ” gibi kelimeler.
“ezilmiş gibi hissediyorum.” => anlatma. bu tarz ifadelerin çok kullanımı da iyi değildir.
“ezilmiş bir et parçasıydım.” => bu da anlatma ama daha iyi.
“doğrama tahtasına yatırıldım. daha ne olduğunu anlayamamışken dövme aleti kafama kafama inmeye başladı. tabana biraz daha yaklaştım.”=> gösterme

“hemen”/”çabucak”/”sonuçta”

bu zarfları/kelimeleri o anki durum ve koşullardan yararlanarak başka bir şekilde anlat.
“ayşe hemen kapıya baktı.” => anlatma
“ayşe elindeki tabağı yıkamadan tezgahın üzerine koyudu. suyu kapamadan hızlı adımlarla kapıya yöneldi.” => gösterme

genelleştirilmiş sıfatlar/sıfatlar

bir şeyin nasıl olduğunu gösterir sıfatlar.
“sıcak bir gündü.” => “hayvanların su kapları bile buharlaşmıştı. köpekler gölgelik yerler arıyorlardı. insanlardan boş yer kalmamıştı. adım atsan ter içindeydin.”
“kalabalık ve gürültülü bir restorana geldik.” => “parti vardı. 5 yaşındaki bir çocuk, etrafında arkadaşlarıyla pastayı ortaya almışlar. adım atılacak yer yok. ses desen.. çocuk sesleri köpek havlamalarına karışmış, bebek ağlamalarıyla büyüklerin konuşmalarını ancak bastırıyordu.”
o anki olayın/kişinin bulunduğu çevresel koşulları kullanarak anlat.

Önemli Noktalar

  • dümdüz duraklamadan takılmadan düşünmeden yaz.
  • sonra yukarıdaki kriterlere göre metni düzelt, detaylara gir.
  • kurmacaya faydası olmayan detaylara, benzetmelere girme.
    • “ali arabayı ayşe’nin evine doğru sürdü.” => eğer trafik ve bu yolculuğun bazı detayları önemsizse bu lafa gerek yok.
      yerine => “ali yarım saat sonra ayşe’nin evindeydi.” de.

kaynak: https://www.amazon.com/Showing-Telling-Fiction-Writers-Guides-ebook/dp/B00J3CUEZM#navbar

beden

June 23, 2016

hayallere daldığında, kendisini zaman ve mekan içinde bir yere yerleştirmiyordu.
çünkü eklemlerinin;dirseklerinin;ayaklarının;bacaklarının; uyluk,elmacık ,çekiç-örs-üzengi kemiklerinin;kafasının;ellerinin;parmaklarının farkında değildi.
soyut olanı, boşlukta asılı duranı, fikirleri, felsefeleri düşünmüştü hep.
bedenin görevi bunları bilmekten ibaret zannederdi.