basit bir yaratıcı düşünme tekniği / dilimle ve doğra

December 8, 2017

Gerek disiplinlerin içindeki (felsefede teknik bilgi denilen bilgi şekli), gerekse de gündelik hayatta (buna da filozoflar gündelik bilgi diyorlar ) kullandığımız bilgide muazzam bir artışın olduğu çağdayız. Disiplin için örnek verecek olursak bilgisayar bilimlerini düşünelim. Son 50 yıl içerisinde bu alan öylesine alt dallara ayrılmıştır ki, tıpla yarışır duruma geldi.Şifre çözme hevesiyle başlanılan bu bilim dalı, Yapay zekadan tutun da dijital para konusuna kadar, programlama paradigmalarından veri saklama yöntemlerine kadar birbirinden kopuk onlarca alt alana ayrılmıştır. Hatta veri saklama yöntemlerinde bile kendi içinde ciddi ayrışmalar olduğunu görüyoruz. Bir çok veri saklama yöntemi olup bunların her biri bilimsel bir dal niteliği kazanmıştır : hiyerarşik veri saklama, ilişkisel veri saklama, (relational database ) , ilişkisel olmayan veri saklama (NoSql) vs.. gibi.

Gerek uzmanlaşmalar gerekse de bilgideki yığılmalardan dolayı “yaratıcılık” kavramı ön plana çıkmaktadır. Peki neden? Tabii ki yeni alanlar, yeni ürünler ve de en nihayetinde yeni bilgilere ulaşmak için. Bazı düşünürlerin “yaratıcı insan olma özelliğinin” önümüzdeki yıllarda endüstri için yükselen trend olacağına dair iddiaları vardır. Kesin buna “homo creatus” gibi alengirli bir isim de bulurlar diyecektim ki öyle bir şeyler de varmış : ) işte burada

Neyse bu “standart linkedin geyiklerini” bir kenara bırakalım : ) Acaba yaratıcılık doğuştan mıdır? Bunun arkasındaki bilişsel süreçler nelerdir? Bu konu üzerine düşündüğüm bir alan. Beynin belirli bölgelerinin doğuştan bazı işleri yapmaya hevesli (yani programlı) olduğunu biliyoruz. Dil işleyen, kelimelerin anlamlarını bilen, duyguları yöneten, analiz eden, sayıları kullanan, zihinsel uzamda nesneleri yaratabilen alanlar… Biraz soyutlama yaparsak zihnimizin yaptığı en temel dört işlev olduğunu düşünüyorum. Bu işlevler:

1. Ayırır.
2. Değerlendirir.
3. Birleştirir.
4. Bunları bir referans ile yapar.

Peki neyi ayırır, neyi değerlendirir ve neyi birleştirir? Bunları ne oranda yapar? Bir disiplin bağlamında düşünelim hadi. Mesela felsefe alanında çalışıyoruz ve diyelim ki Aristo’nun Kategoriler kitabını okuyoruz. Ne yaparız? İlk önce bu kitaptaki temel kavramları bir yere “AYIRIRIZ” yani analiz yaparız. Daha sonra her bir kavramı “DEĞERLENDİRİRİZ”. Bu değerlendirme bizi Aristo amcayı haklı bulmaya götüreceği gibi, ona karşı anti-tez oluşturmaya da götürebilir. Ama gerek haklı kılma aşaması olsun, gerekse de karşı çıkma durumu olsun yaptığımız bir şey daha var. O da AYIRDIĞIMIZ ve DEĞERLENDİRDİĞİMİZ şeyleri kendi düşüncelerimiz/inançlarımız (REFERANS) etrafında BİRLEŞTİRMEK’tir.

Buradan hareketle de “yaratıcılık” alanında bu işlevleri kullanabiliriz. Tabi bu sanatsal bir yaratıcılık (yani sezgilere, rüyalara, ilhama dayanan) olmayacaktır. Buna “endüstriyel yaratıcılık” demek daha doğru olur. Gerçi sanatsal yaratıcılık da dönüp dolaşıp zihnin bu dört işlevine geliyor olabilir. Onların endüstriyel yaratıcılardan farkı bu durumu daha da içselleştirmiş olmaları olabilir. Bu konuda tam emin değilim. Düşünmek lazım.

Neyse şimdi uygulaması son derece basit bir yaratıcılık tekniğine gelelim. Michael Michalko’nun “Dilimle ve Doğra” adını verdiği bir teknik var. Bu tekniğin adımları basitçe şöyledir :

1. sorunu belirle.
2. sorunu analiz et. 
3. Mümkün olduğu müddetçe incelenen nesneye ait çokça nitelik listele.
Her bir niteliği teker teker ele alıp bunları değiştirme yollarını ara.
 3.1. Niçin bunun böyle olması gerekiyor?
 3.2. Bu başka ne şekilde yapılabilir?
4. yukarıdaki adımda belirtilen sorulara cevaplar ara. açık zihinli ol.

Bir örnek yapalım. Sadece kurşun kalemlerin olduğu bir çağda yaşadığımızı düşünelim. Bu kalemin özellikleri nelerdir?

gövdesi tahtadandır.
gövdesi silindir.
gövdesi yeşil/kırmızı gibi tek bir renge sahiptir.
tek bir renge sahip. bir kalem ya kırmızı ya da siyahtır vs..
kalem tıraş ile açmak gerekir.
üst ucunda silgi bulunur.
kokusuzdur.
belirli bir rengi vardır.
tahtanın içinde işaret bırakmaya yarayan grafit maddesi vardır.

şimdi düşünelim. kurşun kalemin gövdesi gerçekten tahtadan olmak zorunda mı? başka bir şey olamaz mı? belki yenilebilir bir maddeden yapılabilir. kalem tıraş ile açtıktan sonra yeriz : ) silindir şekli altıgen olamaz mı? ya da gövde rengi bulunduğu ortamın ışık seviyesine göre değiştirilemez mi? kalem kokulu bir hale getirilemez mi? bir zamanlar kokulu silgiler vardı hatırlarsanız. aynı zamanda bir kalem iki farklı renkte neden yazmasın? bir ucu siyah diğer ucu kırmızı olabileceği gibi, grafitin boydan ikiye bölünerek farklı iki renk de içerebilir. peki gerçekten kurşun kalemi açmamız mı gerekiyor? bu sorunu başka bir şekilde çözemez miyiz? durum üzerine düşünürsek belki grafiti dışarıdan entegre edebileceğimiz bir kalem tasarlayabiliriz (namı-diğer uçlu kalem) grafit kullanmak zorunda mıyız? başka bir maddeyle kağıt üzerinde iz bırakabiliriz belki de?

Biliyorum çok basit bir örnek oldu ama göstermek istediğim nokta şu. üzerinde çalıştığımız nesneyi niteliklerine ayırdığımız zaman ve bu niteliklere sorular (niçin/neden ve başka yolu yok mu? şeklinde) yöneltiğimiz zaman pasif olan zihnimiz birden harekete geçiyor. aslında yaratıcılık için önemli olan başka bir noktayla karşı karşıya geliyoruz: SORU SORMAK.

kaynak : https://www.mycoted.com/Slice_and_Dice

Advertisements

Algorithm of Hebb Net

November 20, 2017

Hebb net is the simplest and earliest learning algorithm. If the interconnected neurons are both “on” or “off“, then learning occurs by modification of the weights.

Algorithm:

  1. initialize all weigths. w[i]=0
  2. for each input training vector and targer output pair, s:t, do steps 3-5
  3. set activation for output units: x[i]=s[i] i= 1 to n
  4. set activation for output unit : y=t
  5. adjust the weights (for each i) and bias :

         w[i](new) = w[i](old)+x[i]*y
         bias(new) = bias(old)+y

Java implementation of AND Logic in Hebb Net with bipolar representation is below:

public class Neuron {

	private int weight;

	public void updateWeight(int input, int targetValue) {
		weight += input * targetValue;
	}

	public int getWeight() {
		return this.weight;
	}

	public int fire(int inputValue) {
		return inputValue * weight;
	}

}


public class HebbNet {

	private Neuron[] _neurons;
	private int inputSize;
	private double bias;

	public HebbNet(int countOfInputNeurons) {
		this.inputSize = countOfInputNeurons;
		_neurons = new Neuron[countOfInputNeurons];
		for (int i = 0; i < countOfInputNeurons; i++) {
			_neurons[i] = new Neuron();
		}
	}

	public void train(int[] inputValues, int targetValue) {
		for (int i = 0; i < inputSize; i++) {
			_neurons[i].updateWeight(inputValues[i], targetValue);
		}
		updateBias(targetValue);
		// printNewWeights();
	}

	@SuppressWarnings("unused")
	private void printNewWeights() {
		for (int i = 0; i < inputSize; i++) {
			System.out.print(_neurons[i].getWeight() + " ");
		}
		System.out.println();
	}

	private void updateBias(int targetValue) {
		setBias(getBias() + targetValue);

	}

	public int giveAnswer(int[] inputValues) {
		int sum = 0;
		for (int i = 0; i < inputSize; i++) {
			sum += _neurons[i].fire(inputValues[i]);
		}
		return sum + getBias() > 0 ? 1 : -1;
	}

	public double getBias() {
		return bias;
	}

	public void setBias(double bias) {
		this.bias = bias;
	}
}


public class LearningLogicWithHebb {

	final static int _TRUE = 1;
	final static int _FALSE = -1;

	public static void main(String[] args) {

		int[] input1 = { _TRUE, _TRUE };
		int[] input2 = { _TRUE, _FALSE };
		int[] input3 = { _FALSE, _TRUE };
		int[] input4 = { _FALSE, _FALSE };

		HebbNet hebbNet = new HebbNet(2);

		hebbNet.train(input1, _TRUE);
		hebbNet.train(input2, _FALSE);
		hebbNet.train(input3, _FALSE);
		hebbNet.train(input4, _FALSE);
		System.err.println("----------------");
		System.err.println(hebbNet.giveAnswer(input1));
		System.err.println(hebbNet.giveAnswer(input2));
		System.err.println(hebbNet.giveAnswer(input3));
		System.err.println(hebbNet.giveAnswer(input4));
	}
}

Resource : Fundamentals of Neural Networks by Laurene V. Fausett

felsefe okuma rehberi

October 26, 2017

her şeyden önce yapılması gerekilen tek ve en önemli şey yöntemi öğrenmek ya da bir yöntem keşfetmektir. felsefe okuma ve anlama üzerine Nigel Warburton’un bu işi üstlendiği bir kitabı var. “felsefe okuma rehberi”

her ne kadar kitabın içinde felsefe kelimesi geçse de Nigel okuma,dinleme,tartışma ve yazma kapsamını ayrı ayrı ele alıp her bir bölümde öneriler sunmaktadır.

şimdi her bir bölümdeki önerileri inceleyeceğiz. ama ilk önce giriş yapalım.

GİRİŞ

felsefi düşüncelerle bir muhbir ya da mahalle dedikodusu gibi değil de filozof gibi uğraşmalıyız. peki “filozof gibi uğraşmak” tam olarak nedir?

filozoflar faaliyetlerinde,kendinden önceki fikirleri veyahut kendi çağındaki sorunları inceler, anlar, eleştirir, yorumlar ve yeni açıklamalar öne sürer. her filozofun vereceği cevaplar vardır. bu süreçte kavramlar geliştirip belirli yöntemlerle bu kavramları birbirlerine eklemleyerek yeni düşünceler üretir. örnek verecek olursak descartes’in uğraştığı temel sorun neyi kesin olarak bileceğimiz ve bunu hangi yöntemle ispatlayacağımızdır.o kuşkuculuk yöntemini kullanıp, düşünen kendisi dışında şüphe edeceği hiç bir şey olmadığını önerir. ve geri kalan fikirleri bu temel postulat üzerine kurar.

yukarıdaki açıklamayı özetlersek felsefi faaliyetler:

  • sorun ya da sorunları ele alıp kafaya takmak
  • çözüp için kavramlar üretmek
  • kavramlar çerçevesinde düşünmek
  • eleştirel bir tavır takınmak
  • yorumlama yapmak
  • ve açıklamaktır.

Bu faaliyetlerle filozoflar bize bazı fikirler iletmeye çalışırlar. bu noktada okuyucuya düşen şey iletiyi anlamak, filozofun ne tür düşüncelere tepki verdiğini fark etmek ve geçerli olan argümanlarını ortaya çıkarmaktır.

yani nihai amacımız :

  1. sorunu anlamak
  2. argümanları ve temel kavramları anlamak
  3. onlarla uğraşmak/eleştirmek/yorumlamak.

anlama sürecimizi 4 temel parçaya böleceğiz.

  1. aktif metin okuma
  2. aktif dinleme
  3. aktif tartışma
  4. aktif yazma

amacımız öğrenilmiş bilgiyi idrak edilmiş bir seviyeye çıkarmaktır. şimdi bu 4 temel parçayı teker teker ele alalım.

1. AKTİF OKUMA

argüman, bir sonuca yol açan nedenler ve kanıtlar göstererek yapılan açıklamadır. argüman net bir şekilde ortaya konulunca muhakeme süreci sağlıklı bir şekilde izlenir.

felsefi metin bir soruya/ya da sorulara cevap veren argümanlar zinciri üzerine kurulur. bu argümanlar kavramlardan oluşan mantık önermelerinin birbirlerine bağlanmasıyla oluşturulmuştur. dolayısıyla metin okumada bu kavramların ve argümanların tespit edilip eleştiriye tutulması gerekmektedir.

argümanlar ve kavramlar içeren cümlelerin altını çizebiliriz. bunlar üzerine düşünüp eğer farklı yaklaşımımız varsa metnin kenarına kendi antitezimi yazmalıyız. aynı zamanda o andaki temel sorunun ne olduğunu da not alabiliriz.

sürekli olarak aşağıdaki soruları aklımızda tutmalıyız (i):

  • yazar ne demek istiyor?
  • yazar haklı mı?
  • argümanlarının dayanakları ne?
  • temel varsayımları doğru mu?
  • hangi bakış açısıyla sorunu ele almış?
    gibi soruları sürekli aklımızda tutup bu gözle metni okumaktır.

bu soruları cevapladıktan sonra filozofun gerçekten hiç bir açık vermeden sonucu garanti ettiğini de kontrol etmeliyiz.

her şeyden önce kitabın kendisini de bir nesne olarak ele alıp aşağıdaki gibi değerlendirmeye tabi tutabiliriz. bu belki de en başta yapmamız gereken şeydir.

  1. kitabın adı : kitabın merkezi teması hakkında bilgi verir.
  2. kitabın arka kapağı : kitabın ana konuları, yazarın bakış açısı konusunda çok kısa bilgiler verir.
  3. kitabın giriş kısmı : kitabın ana çizgisi ve argümanın ana çizgilerini gösterir.
  4. içindekiler bölümü : kitabın yapısını gösterir.

ilgili kitabı ya da makaleyi okumadan önce direkt sonuç bölümünü okumak ve kitap/makale üzerine yapılmış çeşitli eleştirileri okumak da fayda sağlayacaktır. sonra genel bir göz gezdirmeden sonra (i) kısmında bahsettiğimiz soruları aklımızın bir köşesinde tutarak kitabı/makaleyi okuruz. bu arada unutmadan söyleyelim. yürümek zihin açar. kitaba ara verdiğimizde yürüyelim : )

iyi yazarların kullandığı bazı teknikler vardır. bu teknikler de kitabı anlamımızı kolaylaştıracaktır. bu teknikler:

  1. paragrafı, kılavuz düşüncelerini/temel argümanlarını ve kavramlarını sunarak açarlar.
  2. sonra bu argümanları nedenleriyle birlikte geliştirip paragrafları devam ettirirler.
  3. bir sonuca ulaşırlar.

2.AKTİF DİNLEME

felsefi metinleri dinlemek/izlemek/okumak genellikle zordur. bu zorluğun nedenleri :

  1. bilimle kıyasladığımızda felsefede olgu ve olayların sayısı çok azdır. dolayısıyla öğrenilmesi gerekilen şeyler felsefi fikirlerin kavramları ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkileridir.
  2. bu kavramların/fikirlerin öğrenilmesi yoğun bir okuma/dinleme/araştırma süreci gerektirir. okunulan metinde konuyu açıklayan iyi örneklere rastlamak bazen zordur.
  3. dinleme aşamasında ise daha ciddi bir sorun vardır: dinlerken hem düşünürüz hem de anlamaya çalışır hatta gerekiyorsa tartışırız.
  4. aynı zamanda felsefenin soyut bir düzeyde olması onun izlenmesini zorlaştıran başka bir etkendir.

filozof, “tikel bir videoyu sansürlemek ahlaki midir?” sorusuyla değil de daha çok “sansür her zaman yanlış mıdır?” tarzında tümel bilgi içeren sorularla uğraşır. tikellerle uğraşmak genel noktaları açıklar, derine inmez ve genellemeleri zayıflatan karşı-örnekler sunar.

dinleme eyleminden önce konu hakkında genel fikirler edinmeliyiz:

  • anahtar terimler nelerdir?
  • konuyla ilgili felsefi tartışmaların genel hatları nelerdir?
  • sözlük,ansiklopedi vs.. gibi kaynaklar gerekli midir?

arkadaşlarla yapılan tartışmalar dinleme eylemimizi geliştirecektir. böylece:

  • sınırlarımızın farkına varmış olacağız
  • aynı zamanda başka kişilerden gelen farklı sorularla muhatap olup, farklı bakış açıları elde edeceğiz.

3.AKTİF TARTIŞMA

öğrendiklerimize dair ne bildiğimizi yani fikirlerimizi araştırmayı, bunları açık ve kesin bir biçimde ifade etmeyi aynı zamanda düşüncelerimizi geliştirmeyi tartışma ile öğreniriz. bu süreç soru sorma ve verilecek cevaplandırmaları temellendirme üzerine kuruludur.

birisi bize karşı çıkana kadar aslında neyi savunduğumuzu tam olarak bilmeyiz. neye inandığımız bile tam olarak netleşmemiştir kafamızda. tartışma tam bu noktada bize yardımcı olur. kavramlarımızın aslında ne anlama geldiğini ve bunları birbirine nasıl bağlayacağımızı keşfederiz. dili – dil  (daha doğrusu sorulan sorular ) düşünme sürecini yönlendiren en güçlü şeydir – aktif olarak kullandığımız için en derin sorulara odaklanmış oluruz.

tartışma esnasında karşımızdaki kişiyi de incelemiş oluyoruz. fikirlerini nasıl savunuyor, bulunduğu konumdaki kusurlar nelerdir? yani bu sürecin en ayırt edici özelliği, birbirlerinin argümanlarını zayıflatan eleştiriler üretmektir. bundan dolayı dayanılan argümanların sağlamlığı önemlidir. felsefi tartışma retorikle ikna etme sanatı değildir, sağlam kanıtlar/nedenler sunma etkinliğidir.

felsefenin kökeninde, insanlığın durumundan doğal olarak çıkan zor sorular vardır. neden buradayız? neden varız? gerçeklik nedir? ahlaki olan nedir? modern sorular da vardır tabi: zihin nedir? nasıl anlarız?  bundan dolayı sorularımız insanlığı ilgilendiren zor hatta bu zamana kadar sorulmamış genele ters düşen sorular olmalıdır.

tartışmada kendimizi özlü bir şekilde ifade etmeliyiz. yanıtları kısa tutmak, etkileşime ve daha fazla berraklaşmaya zaman bıracaktır. argümanları berraklaştırmak demek eleştirmek ve geliştirmek demektir. bir konunun özünü kavramak demektir.

 

4.AKTİF YAZMA

yazmak düşünmektir. yani düşünme faaliyetinin bir parçasıdır.

deneme yazınca da:

  • sınırlarının farkına varırız
  • yapılandırmayı öğreniriz
  • dili ve kelimeleri ve de o an akla gelen soruları kullanarak kendimize karşı argümanlar üretiriz ve bunlara karşı kendimizi nasıl savunacağını fark ederiz. yani düşüncelerimizin kırılgan noktalarının farkına varırız.

felsefi kuramları:

  1. özetlemeliyiz
  2. eleştirmeliyiz
  3. başka teorilerle karşılaştırmalıyız
  4. yeni durum ya da vakalara uygulamaya çalışmalıyız.tikel bir şey bu teoriyle uyumlu mudur? ya da hangi tikel vaka bu teoriye uymaz? bu tarz sorular üretip cevaplar aramalıyız.

örneğin: faydacılık nedir? Ahlaka ilişkin yeterli bir açıklama sunar mı? işlevselciliğin ana argümanları nelerdir?
zihin doğuştan boş mudur? yoksa doğuştan bir şeyler var mı? bunu nasıl örnekleriz? bu fikirlere nasıl varırız?
ender bir bitkinin hakları olabilir mi?

yazmaya başlamadan önce plan yapmak gereklidir. her paragrafın ana konularını gösteren bir taslak olsun.

yazma edimi düşünceyi harekete geçirir.konuyu berraklaştırır, düşünceyi sorgular. yalnız şu tuzağa düşmemeliyiz: bilinç dışı bize sürekli eksik olduğumuzu, biraz daha okumamız/araştırmamız gerektiğini söyleyerek bizi yazmadan uzaklaştırır.

kime hitap ettiğimiz önemli olduğu için kelimeleri seçme ve cümleler oluşturmada dikkatli olmalıyız. bir cümle daha iyi nasıl ifade edilir? bunu sürekli aklımızın bir kenarında tutmalıyız.

ayrıca şu kavramların farkını bilmeliyiz. geçerli/geçersiz sözcükleri argümanlar için kullanılır. doğru/yanlış sözcükleri ise önerme ve kavramlar için kullanılır. ek olarak aşağıdaki kavramları bilmek ve tanımak da önemlidir :

  • çürütmek : bir önermenin yanlışlığını göstermek
  • reddetmek : önermeyi yadsımak
  • çelişki: iki önermenin aynı anda doğru olamamasıdır. ankara türkiye’nin başkentidir önermesi ankara türkiye’nin başkenti değildir önermesiyle çelişir.
  • karşıt: karşıt iki önerme aynı anda doğru olamaz. ama ikisi de yanlış olabilir. kediler en iyi evcil hayvanlardır. köpekler en iyi evcil hayvanlardır. ikisi de yanlış olabilir.. çünkü japon balığı da en iyi evcil hayvan olabilir.
  • tarafsız: ön yargısız
  • ilgisiz: lakayıt
  • ima etmek : öncüller bir sonucu ima eder ama çıkarım yapmazlar.
  • çıkarım : öncüllerden mantıksal yöntemlerle bir sonuç çıkarma işidir.

yazarken konuyu ima etmek yerine onu açıklamalıyız. örneğin : “descartes’in argümanı döngüsellik suçlamasına maruz kalır. bu suçlama tamamen haklıdır” son derece boş bir cümle yığınıdır. çünkü bunları okuduğumuz zaman:

  1. neden tamamen haklılar? destekleri ne?
  2. argümanları neler? belli değildir.

denemenin amacı savunma yapmaktır. varılan sonuçlar gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.

değinilen noktaların:

  • konuyla ilgisi ne?
  • kanıtları ne?
  • soruyla ilgisi ne? bunlar netleştirilmelidir.

karşı argümanları da incelemeliyiz. kendi örneklerimizi bulmalıyız. kaynakça eklemeyi de unutmamalıyız.

 

Eleştirel Düşünmenin Bileşenlerine Çok Hızlı Bir Giriş ve Yapay Zeka Disiplini Üzerinde Uygulaması

September 26, 2017

Düşünüyoruz. Sürekli Düşünüyoruz. Neyi? Çekip gitmeyi, karşılaştığımız problemi nasıl çözeceğimizi, hangi model araba alacağımızı, yeni bir ürün olarak piyasaya ne süreceğimizi…

Çoğu kez bu düşünmeyi bilinçsiz bir şekilde, yani fikri unsurlarına ayırıp her bir bileşeni belirli süzgeçlerden geçirmeden, çevresel koşulları göz ardı ederek yapıyoruz. Bilinçsiz bir şekilde üretilen fikirler ön yargılı, benmerkezci ya da toplum merkezci düşüncelerin eseri oluyor. Bunun örneklerini görmek için herhangi bir gazetenin web sayfasına girip yapılan yorumlara bakmamız yeterlidir.

Düşünme sürecimizi iyileştirmenin, düşüncelerimizi kaliteli hale getirmenin bir yolu yok mu peki? Var: Eleştirel Düşünme Yöntemi.

Peki eleştirel düşünme nedir? 3 tane üstada bu soru yöneltildiğinde alınan cevaplar aşağıdaki gibidir.

  1. “Eleştirel düşünme neye inanacağımıza veya ne yapacağımıza karar vermeye odaklanmış mantıklı yansıtıcı bir düşünmedir.” (Robert Ennis)
  2. “Eleştirel düşünme, iyi bir yargıya götüren becerili ve sorumlu bir düşünmedir, çünkü içinde bulunduğu bağlama duyarlıdır, kriterler üzerine kurulur ve kendini düzeltici bir yapıya sahiptir.” (Matthew Lipman)
  3. “Eleştirel düşünme, düşündüğünüz esnada düşünmenizi daha iyi bir hale getirmek amacıyla, kendi düşündükleriniz hakkında düşünmedir.” (Richard Paul – en üstad insan bu 🙂 )

Bu tanımlardan hareketle aklımıza şu sorular gelir.

  1. Madem düşünceleri değerlendirmemiz gerekiyor bu değerlendirme kriterleri nelerdir? (Bunlara ELEŞTİREL DÜŞÜNME STANDARTLARI diyeceğiz)
  2. Düşünce denilen şey hangi bileşenlerden oluşur? (Bunlara da DÜŞÜNCENİN BİLEŞENLERİ diyeceğiz.) Çünkü bir şeyi değerlendirebilmemiz için onun bir kavram olarak karşımızda olması gerekmektedir.

Bu soruların cevabı bizi “Eleştirel Düşünme” ye götürür. Yani eleştirel düşünmeye göre her bir düşünce çeşitli bileşenlerden, ve bu bileşenleri değerlendireceğimiz standartlardan oluşur.

Eleştirel düşünmenin üç boyutu vardır. Biz şimdilik sadece ANALİTİK BOYUTU ele alacağız. Tüm boyutları sıralayacak olursak:

  1. Düşünceleri bileşenlerine ayırmalıyız. ANALİTİK BOYUT
  2. Her bir bileşeni standartlar etrafında değerlendirilmeliyiz. DEĞERLENDİRİCİ BOYUT
  3. Hataları kusurları gidermeli/fikirleri geliştirmeliyiz. SENTEZ BOYUTU

ELEŞTİREL DÜŞÜNME BİLEŞENLERİ

Richard Paul/Linda Elder tüm bileşenleri tek bir cümleyle şöyle ifade etmiştir :”Akıl yürüttüğümüz her an, bir bakış açısı içerisinde bazı kavramlar ya da fikirlerkullanarak bir amacı yerine getirmeye çalışırsınız. Sonuca ulaşmak için varsayımlaradayanarak,eldeki verileri kullanarak ve bütün bunların bazı etkileri olan, bir sorukonu veya problem üzerine odaklanırsınız.”

Şimdi Yapay Zeka disiplini açısından bunu örneklendirelim.

AMAÇ

Makinelere buharla ruh verip belirli bir müddet gelişimini devam ettiren insanlık elektriğin keşfi ve mantıktaki/matematikteki ilerlemelerle, yani cümlelerin sembolik bir düzeye getirilmesi ve matematiksel hesaplama araçlarının (Turing, stack machine vs..) ortaya çıkmasıyla daha da ileri gidip, girdileri belirli kurallarla işleyip çıktı üreten fiziksel makineler ortaya çıkarmıştır. Eğer bir iş kesin adımlarla tariflenebiliyorsa bu bir bilgisayar programı yardımıyla otomatize edilebilir. Böylece insanlığa angarya olan ya da çözümü zor olan problemler programlar aracılığıyla cevaplanmış olur.

Bilgisayarlara dair bu kısa girişten sonra düşünmenin ilk bileşeninin AMAÇ olduğunu söyleyebiliriz. Bilgisayar fikrinin amacı (tabi iyi niyetli bir BAKIŞ AÇISIYLA) insan işlerini kolaylaştırmaktır. Turing biraz daha ileri gidip makinelerin, insanların düşünerek çözdüğü sorunları çözüp çözemeyeceğini tartışır. AMACI düşünebilen bir bilgisayarın ortaya çıkmasıdır.

SORULAR

Düşünen bir bilgisayarı amaçladığımız zaman cevaplamamız gereken bazı sorular vardır. Bunlar :

  • Düşünmek nedir ve nasıl gerçekleşir?
  • Bilgisayarda düşünme süreci nasıl modellenebilir?
  • Bir bilgisayarın düşündüğünü nasıl anlarız?

gibi sorular.

VARSAYIMLAR

Eğer bilgisayarların düşünebileceğini iddia edersek belirli bazı varsayımlara dayanmamız lazım. Bu noktadaki en temel varsayımlar:

  • Makineler düşünebilir.
  • Düşünme süreci modern mantık / matematik dizgeleriyle ifade edilebilir.

BAKIŞ AÇISI

Soruna baktığımız tepe diyebiliriz bakış açısı için. Varsayımlarla ilişki içerisindedir. Bilgisayar bilimcilerinin bakış açısı genellikle düşünme işinin bilgi-işlem süreci olarak ele alınabileceğini şeklindedir. Bundan dolayı nöroloji ve psikoloji gibi dallarla iş birliği içinde düşünme işindeki fonksiyonları belirleyip bunların programlanmasından yanadırlar. Tabi bu tarafta da çeşitli yol ayrımları mevcuttur. Bazı bilgisayar bilimcileri düşünme işini modelleyebilmek için mantığa dayanmamız gerektiğini (LISP, PROLOG gibi dillerin temel felsefesi budur) bazıları için de mantığa dayanmayan, küçük küçük bilgi işleyen parçacıkların birbirleriyle olan ilişkisiyle (bu ekolden de Yapay Sinir Ağları,Genetik Algoritmalar gibi yaklaşımlarla) elde edilebileceğini var sayarlar.

Eğer bir biyolog olsaydık belki elektronik devre tabanlı bilgisayarlar yerine biyolojik temelli malzemeler kullanmamız gerektiğini önerebilirdik. Hatta daha da farklı bakış açısıyla ele alalım olayı. Psikolog/sosyolog olduğumuzu hayal edelim. Bu durumda düşünceyi oluşturan şey belki de toplumsal ilişkilerimizdir. Dolayısıyla da bilgisayarda düşünme işlemine karşılık gelen bir model yaratırken bu ilişkilerden faydalanmamız gerektiğini benimseriz.

Görüldüğü gibi her bir disiplin kendi çerçevesinde sorunu ele almakla kalmıyor, çözümlerini belirli VARSAYIMLAR,BİLGİLER üzerine kuruyor. VARSAYIM ve BAKIŞ AÇISI birbiriyle ilişkilidir.

BİLGİ/KANIT/VERİ

Makinelerin düşünebildiğini iddia ediyoruz. Peki bunu neye dayanarak yapıyoruz? Hatırlarsanız giriş bölümünde buharlı makinelerden elektronik dünyasına doğru bir gelişmeden bahsettim. Aynı zamanda beyin üzerine yapılmış ciddi araştırmalar var. Bu araştırmalar düşünme, dil anlama, problem çözme gibi önemli bilişsel süreçlerin nasıl gerçekleştiğini içermektedir. Bu çalışmalar belirli matematiksel formüllerle ifade edilebilir durumdadır. Keza yapay sinir ağları beynin nörolojik yapısından esinlenerek ortaya atılmış bir algoritmik modeldir. Bir taraftan da mekatronikteki gelişmeler ile insan organlarına benzer organlara sahip robotlar üretiliyor ve bunlar üretim hatlarına dahil ediliyor. Sadece insan değil hayvan zekası üzerinde de çeşitli veriler ve araştırmalar mevcuttur.Tüm bu çalışmaları ve hatta daha fazlasını belirli kavramlar ve teoriler çerçevesinde modeller ortaya koyabiliriz.

KAVRAM/GÖRÜŞLER

Bu aşamada, önceki adımda elde ettiğimiz verileri kavramsallaştırıp belirli teorilerle ortaya “Düşünen makine modelleri” koyarız. Kullanacağız kavram ve görüşler bilgisayar bilimlerinden gelecektir. Tabii kendimiz de kavramsallaştırma yoluna gidebiliriz. Algoritma, kişisel bilgisayarlar, kuantum bilgisayarlar, sistem teorisinden vs..yararlanırız. Burada model dediğimiz şey aslında, elde ettiğimiz verileri kullanarak amacımıza nasıl ulaşacağımız belirleyen bir yoldur.

ÇIKARIMLAR ve YORUM

‘Elde ettiğimiz veriler neticesinde düşünme işlemi dile dayanmaktadır. Dil ise beynin şu şu şu özellikleri ile ortaya çıkmaktadır. Bu yapı ise sinir ağları ile beyinde tutulur. Dil kendisini cümleler, cümleler ise kavramların birbirine eklemlenmesiyle oluşur. Kavramlar ise özellik ve fonksiyonlardan oluşan varlıklardır.Özellik ve fonksiyonlar da şöyle şöyle bilgisayarda temsil edilebilir’ gibi verilere/kanıtlara dayanarak bir model oluşturuyorsak “Güçlü Yapay Zeka”nın savunucusu durumunda oluruz. Bu durumda da tüm çalışmalarımız dil anlayan bir sistem geliştirmeye odaklanır.

Tabii başka fikirler de mevcuttur. Örneğin bazı yapay zeka araştırmacıları/filozoflar insan seviyesinde zekanın mümkün olamayacağını da savunabilir mevcut bilgilerden /araştırmalardan yola çıkarak. Robotların yaptığı işi anlamadıklarını, belirli algoritmalara dayandıklarını iddia edip önemli olanın bilgisayarlara zor problemleri çözdürmek olduğunu iddia ederler. Bu durumda da “Zayıf Yapay Zeka”nın savunucusu olurlar.

İMA ve SONUÇLAR

Düşünme sadece belirli kavramları, varsayımları, bilgi ve bakış açılarını birbirine eklemleyip bir sonuca varmaktan ibaret değildir. Düşünenin bir sorumluluğu, düşüncenin ise sonuçları vardır. Tüm bu mantıksal süreç bizi nereye getirdi? Biz “Güçlü Yapay Zeka”yı savunuyorsak ve bu alanda araştırmalarımızı yapıyorsak bunun sonuçları neler olabilir? Olumlu ve olumsuz yanları neler olacaktır? İstediği her şeyi öğrenebilecek midir? Ya da çocuk sahibi olmak isteyecek midir? Tembellik yapıp işini askıya alır mı?

KAYNAKLAR

  • ELEŞTİREL DÜŞÜNME ve DİSİPLİNLERARASI ELEŞTİREL DÜŞÜNME REHBERİ / Gearld M. Nosich

yazarak hafifleyin – yeşim cimcöz

April 5, 2017

Teknikler 

Yeşim Cimcöz’ün “yazarak hafifleyin” isimli kitabından bazı öneriler var. bu önerilerin amacı bizi kağıdın korkutucu boşluğuna dalmayı teşvik etmek..

Serbest Yazı

  1. yazmanın yolculuk olduğunu kabullen.
  2. durmadan, yazdıklarını okumadan, üzerinde düşünmeden 6 dakika boyunca yaz.
  3. ortaya bir konu çıkmışsa, bu sefer onun üzerinde düşünerek ama fazla da kasmadan yaz sıkılana kadar.
  4. ikinci ve üçüncü adımdaki çıktıları oku, aralarında bağlantı kur. gereksiz cümleleri at. kalanları detaylandır ve bağlantılar kurarak birbirleriyle ilişkilendir.

Kümeler (Zihin haritaları)

  1. boş bir kağıt al.
  2. ortasına bir kelime yaz ve kelimenin etrafını elips ile kapat.
  3. o kelimenin sende çağrıştırdığı duygu, düşünce,kelime,cümle ya da resim/fotoğraf neyse etrafına yaz. bu yeni kelime/resmin de etrafını elips ile kapat ve ikisi arasında bir çizgi çiz.
  4. yeni kelime ya da ilk kelime için çağrışımlar varsa ikinci ve üçüncü yöntemi uygulamaya devam et.
  5. eğer üretim bitmişse:
    1. kümeler sende hangi duyguyu uyandırdıysa o konuda yaz.
    2. kümeler sana bir kurmaca öneriyorsa onu yaz.
  6. bu süreçte de hiç durmamak, düşünmemek önemlidir.

Cümle Sapları

  1. Bu çalışmada önceden yarım bırakılmış cümleleri tamamlamanız beklenmektedir.
  2. Bence herhangi bir kitabı alıp, içinden cümleler seçilip kendimiz de tamamlayabiliriz.

Listeler

  1. düşünmeden aklına gelen kelime, kelime grupları,cümleleri ya da resim/fotoğrafları alt alta yaz.
  2. mantıklı, tutarlı olmak zorunda değil.
  3. yüze kadar madde yazmayı amaçla.
  4. sonra maddelerin üstünden geç, onları grupla, analiz et.

 

dil ve arka fon

March 16, 2017

eğer bilim yapmıyorsak dilin yegane amacı düşünce nesnelerimizi tekil’leştirmektir. hangi nesne hakkında konuştuğumuzu o nesneyi diğer nesnelerden farklı kılarak belirtiriz. dolaptaki elma dolapta olmasıyla diğer elmalardan, kürk mantolu madonna ise en başta ismiyle diğer kitaplardan başka olduğunu belirtiyor. bu farklılığı kılmanın en etkin yolu ise sözcüğün içinde bulunduğu dünyadaki arka fonla ne kadar farklılaştığını göstermektir. çimenlerin içindeki bir çimen renk olarak farklı değildir. ama üzerinde uğur böceği olan bir çimen tekil’dir, yani diğer çimenlerden farklıdır. ve düşüncemiz bu tekille başlayıp başka bir tekil’e eklemlenir. tekil’lerin birbirini neden sonuç içinde takip etmesi ise hikayedir. “Sunless” adlı belgeseldeki giriş metnine bakalım. Metinde bahsedilen ilk görüntüyü diğer görüntülerden farklı kılan ne? Üç çocuk ve mutluluk ifadesi. Bu tekil’leştirmenin arkasından bir niyet geliyor: uzun siyah giriş parçasıyla kendisini diğer filmlerden ayıran bir yapımın başlangıcı olacak.

İlk bahsettiği görüntü; 1965’te, İzlanda’da, bir yoldaki üç çocuğa aitti.
Bunun kendisi için, mutluluğun resmi olduğunu ve diğerleriyle bu imge arasında birçok kez bağ kurmaya çalışmışsa da bunun hiç işe yaramadığını söyledi.
Bir gün, bunu bir filmin başına; uzun, siyah bir giriş parçasıyla birlikte öylece koymak zorunda kalacağını yazdı.
Resimdeki mutluluğu göremeyenler en azından siyahlığı görebilirdi.

text and role analysis

March 6, 2017

what is it and why?

text analysis is decomposition of text’s  meanging layers. with this method, player can define clearly how to act.

preparation

  1. read the text clear way.
  2. learn writer’s social, psychological and physiologic situation
  3. answer these questions about text:
    1. when/where/for what had it been writen?
    2. which is it from art school?
    3. what are ethical values in text?
    4. etc.. try to get meta-information about text.

steps of text analysis

  1. evaluate text from a literary point of view.
    1. had it been written as poetic or  prose?
    2. structure analysis of sentences like inversion or simple, or complex structure.
    3. dramatic/action value of text. when do characters be in conflict?
    4. value of  acting. Is it easy to perform text? does scene, costumes etc.. can be found easily?
  2. find genre of text
    1. tragedya, comedy or fantastic..
    2. this is important. the genre requires a certain attitude. for ex, if we play Moliere, we must play exaggeratedly, or if we play Shakespeare we must play fine tuned acting.
  3. identify dramatic structure
    1. find theme, subject and messages in text
    2. find exposition,climax and solution sections
    3. define how these are introduced fastly/slowly according to all text.
  4. analyze of characters
    1. what are the strongest and weakness specialities of each charachter?
    2. what are the 3-dimentions each character at begin of the text. While text finishing, are there any dimesion which changed?
    3. How/why are dimensions changed? (step-2 and step-3 are very important. because “drama means changing!”)
    4. Are characters changed by themselves or social or environmental conditions?
    5. what is the function of each character in text?
    6. Does each character has some symbolic functions like goodness, badness or wealth?
  5. list below
    1. events order
    2. relationship of characters
    3. reason and result each event
  6. now read again text with your character. answer below questions for this character
    1. how does he see himself?
    2. how does he see other characters?
    3. what does he think about other characters’ ideas for him?
    4. how does he  explain himself with body, speach, mimics and gesture?
    5. does he talk a lot or not? does he say each idea?
    6. is poetic, philosophical or sarcastic etc.. his dialogue?
    7. what kind of words does  he select while speaking or inner thinking?
    8. how  does he behave to other characters. why? when? where?
    9. what kind of relationship does he have. why? when? where?
    10. how does he affect the events?
    11. how is his perception,effect and response? how does he react to other characters speachs, actions and ideas?

understand character’s physiology

  1. apperance of the role : find physical apperance that fits to role
    1. healthy or unhealthy
    2. weak or strong
    3. fat or slim etc..
    4. attractive
    5. not like his body and clothes etc..
  2. stance : let’s think about ourselves. when we get angry, we elicit by shouting, fighting or being in silence .. so we must research this depend on role:
    1. what gesture/mimics or voice does role’s feelings explain?
    2. how dominant is his body and his actions? How aware is he in his emotional state?
    3. does he feel free? or is he in stress?
  3. the meaning of the body and the social attitude of the role : actions show feelings and thoughts. by asking below questions we can understand vision of character and how does it affect character’s general physical behavior.
    1. what kind of world does character live in? and how does it affect character? because of the world , he can be athesit, religious or optimistic etc..
    2. how is the social structure? is it agriculture, industrial or modern society etc ?
    3. who are the leading people in the society? why?
    4. how is information learned? by gossipy characters, newspaper, internet, town crier, gods,animals or magican etc..
    5. what are the daily living conditions? Food, warming, shelter etc..
    6. is character outspoken, secretive, influenced by others?
    7. the character can act differently when he is alone or with others.
      1. what is the reason for this behavior change?
      2. what are social positions other people in society and character’s life.
      3. what are 3-dimensions of others characters?
      4. for which expectation does character act differently?

The essence of the method described up to this point is to understand

  1. events and process of story
  2. character and other characters
  3. character’s point of view
  4. how does character see himself, world and other characters? why?
  5. how do world and other characters see character? why?

resource 

  1. http://e-dergi.atauni.edu.tr/ataunigsfd/article/viewFile/1025003173/1025003065

how to write dialogue

March 4, 2017

INTRODUCTION

  1. write a paragraph for each dialogue. This provides convenience for readers, also looks well. Readers don’t get tired while reading.
  2. use punctuation marks correctly.
    1. “I don’t like sweets,” girl said, “because they are unhealthy.”
    2. “Are you coming to cinema?” he asked.
    3. “I said to him –  ” (if dialogue is interruped, use -)
  3. just use words like “said”, “told”, “asked” … or use words that indicate action or situation.
    1. He raised his dog’s head. He said, “look this satan.” => WRONG
    2. He raised his dog’s head. “Look this satan.” => TRUE
    3. He said, “look this satan.” => TRUE
  4. DON’T TELL, SHOW
    1. don’t use words like “get angry, grunt” .. instead of these words, show this situation using words like painting.
      1. “Get out here” she grunt. => WRONG
      2. “I don’t want you here.” she said. After that she pulled out the door, then closed the door sharply. “Do not come here anymore, asshole.” => RIGHT
      3. “I am tired” he said. => CAN BE BETTER
      4. “I cant move my arm. I have walked all day. ” => VERY GOOD
  5. throw away longueur words/parts..
    1. for example most readers don’t read words like “said, told,asked”.. if speaker is known.
    2. repeated words, sentences or ideas. (if repeating something has a mission at story, you can use it. for ex: “Waiting for Godot”)
  6. each dialogues must improve story’s event and flows.
  7. sentences must be simple, but not be prosaic.
  8. don’t let characters speak more than three sentences. So how a dialogue is interrupted?
    1. with natural ending of speaking. there is nothing to tell about situation.
    2. another character interrupt.
    3. interior monologue / idea
    4. some events occur while speaking

DIALOGUE DEVELOPMENT AND DIVERSITY

  1. answer a question or answer with question. so this starts a topic.
    1. A : do you think it is good?
      B : good? do you know what does “good” mean?
  2. interrupt a dialogue with another character’s speaking or an event which is occuring at that time.
  3. redirect dialogue’s topic.
  4. use silience as dialogue.
  5. add subtext to sentences. Assign meanings to objects, history, feelings, peoples or events at dialogue.
  6. use jokes,sarkastizm, absurds, misunderstandings, surprises, etc ..

WHY IS DIALOGUE USED?

  1. to learns character’s aims, hopes, history, feelings and thoughts.
  2. to continue communication and interaction between characters
  3. to learns character’s role (like good, bad, or teacher ..) in story.
  4. to provide new information that helps or hinders to character.
  5. to increase suspicion and tension.
  6. to arise new challenges to character.
  7. to remind character’s , scene’s or story’s aim.

 DIALOGUE PASSES ALONG

  1. don’t say characters already know.
    1. “We loaned, two years ago to buy this house,” she said to her husband. => FALSE. because husbands knows that situation.
  2. don’t use words or sentences which won’t improve flow of story.
  3. some characters forget important information. So this creates tension.
  4. the dialogue should reflect the three dimensions of the character.

CREATING TENSION IN DIALOGUE

  1. let the another character has different agenda or purpose. thus, he constantly makes contradictions against the speaker.
    1. A : We must talk.
      B : I am very busy now. I must finish the project.
  2.  don’t let characters give required information immediately. They must debate for something. There must be conflicts between them.

OTHER SUBJECTS

  1. pay attention the dialect.
  2. characters can have slight lisp, or use jargon.
  3. strong characters explain themselves with actions, not lot of words. When they feel bad things, they speak.
  4. if you want to start with dialogue to your story, you must enter the subject directly.
  5. emotion>actions>dialogue order:
    1. “i don’t know where it is”. he shook his shoulder. => FALSE
    2. his eyes opened, his breath stopped. he shook his shoulder. “i do not know where.” => RIGHT
    3. “i dont like this place.” Music affected her mind energy. she said, “i wanna go home. let’s”
  6. action- emotion-dialogue orders:
    1. action – dialogue
    2. dialogue – action words (like said, told, asked)
    3. emotion – action – dialogue

resource

  1. https://www.amazon.com/Dialogue-Busy-Writers-Guides-Book-ebook/dp/B00H17HGY8

 

Ancient philosophy

February 15, 2017

Thales, who had already lived 2600 years ago, told us that the earth was swimming in the water.
Aristotle, who came 260 years later after Thales, showed that the soil was heavy than water. So Thales was false.

Now,it is October 28, 2015.
I am at a steamboat from Üsküdar to Beşiktaş.
Aristotle was also false.

deneme yazmanın temelleri

January 30, 2017

DENEME NEDİR?

dünya görüşüne sahip bir kişi olay, olgu ve durumları incelediğinde bazı iddialarda bulunabilir. savaşların, ahlaksızlıkların, yüksek fiyatların nedenlerine ilişkin çeşitli iddialar ortaya atıp, bunları kanıtlarla savunabilir. işte bu sürecin yazılı olarak yapılması sonucu ortaya çıkan esere “deneme” diyoruz. bu tanımdan yola çıkarsak deneme yazmanın temel postulatları şunlardır:

  1. yazarın bir dünya görüşü vardır.
  2. bu dünya görüşü çerçevesinde, olay ve olguları nedenlere dayanarak çözümler, açıklar.
  3. iddia sağlam delillerle ortaya konur.
  4. bu çözümleme esnasında karşı-argümanları da ele alır.

(burada deneme tanımını “Deneme Yazmanın Temel Kuralları” kitabından yola çıkarak yapıyorum.)

DENEMENİN SEMBOLİK FORMÜLÜ

deneme = iddia + delil1 + delil2+…+delilN + sonuç

delil = delil VEYA ihtiyaç/değer

DÜŞÜNCENİN BİLEŞENLERİ

denemenin “iddianın kanıtlarıyla birlikte açıklaması” tanımından yola çıkarsak şu düşünce unsurları karşımıza çıkar.

  • bakış açısı
  • varsayım
  • iddia
  • kanıtlar
  • karşı kanıtlar
  • örnekler ve karşı örnekler
  • bilgiler ve temel kavramlar
  • uygulamalar/sonuçlar

eğer “aç gözlüysem” bakış açım da böyledir. “bir insan fakirse bu onun beceriksizliğidir”, “ben her şeyin en iyisini hak ediyorum” varsayımlarıyla olaylara yaklaşırım. yolda üstünden başından fakir olduğu anlaşılan birisi, parasını düşürdüğü zaman, “bu para onun değil benim hakkım” şeklinde bir iddia ortaya atabilirim. kanıtlarım ise onun “fakirse beceriksiz olması”, “beceriksizse zaten bu parayı da kullanamaz” olacaktır. aç gözlü olduğum için karşı örnekleri (eline para geçse çok iyi şekilde değerlendirebilecek bir fakir insan olabilir ve zenginleşir ..) ve karşı kanıtları (insanları fakirleştiren sistemin sorgulanması …) ele almayacağım bile. diyelim ki aldım.. bunlara bile yine bir cevap üreteceğim. işte bu süreçteki düşünce unsurlarının işleyişi denemedeki işleyişi ile aynıdır. tek fark, deneme yazarının gerçekten hakikati hedeflemesi, açık bir zihin ve kalple bu yola çıkmasıdır.

iddia, sadece kanıtlarla yapılandırılmış bir sistem gibi düşünülmemelidir. iddianın bir görevi de karşı-kanıtlar ve karşı-örneklere karşı direnebilmesi, onları alt edebilmesidir. onu güçlü kılan şey bu olacaktır.

ÖN HAZIRLIK SÜRECİ

  1. konuya ait temel kavramlar için sözlükten yararlan.
  2. tanıtıcı, özeti anlatan yazılar okuyabilirsin.
  3. kağıt üzerinde düşün.
  4. denemenin gidebileceği olası yönleri tespit et.
  5. denemenin yapısını belirle. yani:
    1. soruyla ilgili bakış açını
    2. varacağın sonucu
    3. ana argümanı
    4. karşı argümanları
  6. yukarıdaki her bir aşamada sorudan uzaklaşıp uzaklaşmadığını kendine sor.

DENEME METNİNİN ÖZELLİKLERİ

  1. tutarlıdır.
  2. iyi argümente edilmiştir.
  3. net ve anlaşılırdır
  4. soruya yanıt verir.
  5. bağlantılı konuları da ele alır.

ŞABLON

  1. önerme için bir taslak ortaya koy.
  2. bu taslak çeşitli bileşenleri içerir
    1. iddia
    2. varsayımlar
    3. uygulamalar/sonuçlar
    4. bilgiler
    5. temel kavramlar
    6. çıkarımlar
    7. bakış açısı
  3. bu taslağın kusurlarını gider.
  4. yazmaya başla.
    1. ifade et
    2. ayrıntılandır
    3. örneklendir
    4. resmet.
  5. tüm sürece eleştirel bir gözle bak.
    1. taslaktan uzaklaştın mı?
    2. ana konudan saptın mı?
    3. yazının içeriği kusurlu mu?
  6. kusurları gider.

 

PARAGRAFLAR

Paragraflar düşüncenin yapı taşıdır. Her yeni bir düşünce yeni bir paragraf demektir. Yazar paragrafa konunun ne olduğunu belirterek başlar. Bahsettiği konudan ayrılmadan ilişkili şeyleri ele alır. Eğer bir gelişme paragrafıysa bu ilişkili şeyler argümanlar, karşı argümanlar, örnekler, karşı örnekler olacaktır. Aşağıda daha detaylı ele alınacaktır.

DENEMENİN YAPISI

Denemenin üçlü yapısını herkes biliyor. Bu üçlü yapı paragraflarla inşa edilir.

  1. Giriş
    Bir denemede neyin tartışılacağı, hangi bakış açısıyla ele alınacağı giriş aşamasında ortaya konur. Kanıtlardaki ve iddiadaki anahtar kavramlar bu aşamada sunulur. Eleştirel ve tarafsız bir niyet taşındığı gösterilir okuyucuya.
  2. Gelişme
    Kanıtların teker teker ortaya serildiği yerdir. Her paragrafta bir kanıt, sorunla ilişkili noktasıyla ve konusuyla, örnek ve karşı  örnekleriyle ele alınır. Paragraflara başlarken ilk bir-iki cümlede paragrafın savunduğu genel fikir verilir. Böyle yapmak okuyucuya sadece paragrafların ilk cümlelerini kullanarak bir kılavuz oluşturma imkanı sağlar.
  3. Sonuç
    Bu noktaya kadar okuyucunun her şeyi anladığı varsayılır. Kanıtlar, iddia, örnekler, karşı-örnekler ve karşı-kanıtlar çok kısaca ve net olarak bir araya getirilir. Küçük bir özet sunulur, resmedilir. Son izlenim en taze izlenim olacağından bu kısım çok önemlidir.

 

YAZMA SANATINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

  • sokak dilinden uzak dur.
  • noktalama işaretlerine dikkat et.
  • etken çatı kullan
  • sesli oku. kulağa hoş gelsin.
  • cinsiyetçi dilden uzak dur.
  • yok denecek kadar az zarf ve sıfat kullan
  • basit ve özlü ifadeler kullan
  • klişelerden uzak dur.

 

ÖRNEK BİR ŞABLON

Bileşenler

bakış açısı : popüler bilimin takipçisi bir yazar.

amacı : zeki makinelerin insan yerine kullanılabileceğinin mümkün olduğunu göstermek

varsayımı : insan seviyesinde zeka mümkündür.

bilgileri : bilimlerdeki insan beyni ve zekası ile ilgili çeşitli araştırmalar.

temel kavramları : zeki makineler, yapay zeka

soru : insan kadar zeki makineler mümkün mü?

uygulamalar/sonuçlar : zeki sistemlerin olduğu makineler, yazılımlar.. bunlar örnekle veriliyor.

çıkarım : bilimlerdeki çalışmalar ve uygulama örnekleriyle insan seviyesinde bir zekaya sahip makine mümkündür.

yazma sürecinde

modern bilim ile mühendislik kavramı da başlatılır. o dönemlerin makinelerinden bu dönemin makinelerine gelindiği anlatılır. sonraki paragraf bir gün düşünsel işlerimizi de sırtlayıp götürecek makinelerin de yapay zeka ile mümkün olduğu fikri ile açılır. bunu destekleyen bilimsel çalışmalardan ve örneklerden bahsedilir. sonra da konu tatlıya bağlanır.

 

ÖRNEK DENEME

Düşünen Makineler Yakındır

Descartes’in “düşünüyorum öyleyse varım” teziyle modern felsefenin, Newton’un yasalarıyla da modern bilimin kökleri atıldı yaklaşık 400-500 yıl önce. O tarihten bu yana mühendislik alanında da büyük keşifler oldu. At arabaları yerini buharı makinelere; mantığa dayalı tahminler yerini teleskop ve mikroskoplara bıraktı. Belki de en büyük atılım makinelerin hayatımıza girmesiyle oldu.

İlk zamanlarda makineler insanların emri altında bir çırak iken, “enformasyon bilimi, sibernetik ve hesaplanabilirlik teorileri” ile yoldaşı olmaya başladı. Şu an makineler herhangi bir ustanın komutlarını almadan ne yapacağını biliyor, nerede durması gerektiğine karar veriyor, kaliteli üretimi hedefleyebiliyor. Hatta endüstriyi bile aşan kullanımları var artık: kaybolunca nerede olduğumuzu söyler; benzinimizin ne kadar yol alacağını, en yakın benzinciye olan mesafemizi gösterir; kimle arkadaş olabileceğimizi önerir.

ilk iki paragraf giriş niteliği taşıyor. Konumuz iddiamız ile ilgili sürece kadar neler oldu kısaca ele aldık.

Tüm bu gelişme ve keşifler daha iyisi için umut vericidir. Yakın bir gelecekte makineler insanların yoğun düşünce gerektiren zor işlerini sırtlayıp götürecektir. Bunun için yapay zekâ alanında yapılan çalışmalara bakmamız yeterli.

iddia ortaya kondu. zeki makineler, yakın bir gelecekte bize yardım zor işlerde yardım edecekler..

İlk önce yapay zekâyı açıklayalım. Nedir? Yapay zekâ, insan gibi düşünen, karar veren ve davranan bir sistemdir. İngiliz matematikçi Turing, bir sistemin zekâya sahip olup olmadığını belirlememiz için bir test sunmuştur. Ayrı odalarda bir bilgisayar ve bir insan var. Biz de üçüncü odadayız. Diğer odalarla iletişimimizi ekran üzerinden yazarak sağlıyoruz. Eğer iletişimde iki odadan da bize ters gelen bir mantıksızlık yoksa karşımızdakilerin insanlar olduğunu düşünürüz. Ama bir odada makine var! Demek ki karşımızdaki başarılı bir yapay zekâ. Yakın zamanda Turing testini geçen yapay zekâ sistemleri başarılmıştır. Bu sistemin 13 yaşındaki bir çocuğun zekâsını taşıdığı belirtildi.

yapay zeka kavramı açıklandı. tarihçesi hakkında kısa bir bilgi verildi. nasıl test edileceğinden bahsedildi.

Araştırmalar sadece bilgisayar bilimleri tarafında ilerlemiyor. İnsan beyninin tüm karmaşıklığını ve etkisini çeşitli alanlar ele alıyor. Antropologlar çeşitli insan topluluklarını inceleyip insanlığın çevresiyle olan ilişkisini açığa çıkarıyor. Psikologlar da birey üzerinde çalışıyor. İnsanın düşünme eylemini nasıl gerçekleştirdiklerini, diğer insanlarla olan iletişimini, davranışlarının nedenlerini gündemlerine alıp açıklamaya çalışıyorlar. Hatta biyologların ve hayvan bilimcilerin konusu olan diğer canlıların nasıl yaşadıkları, davrandıkları bile yapay zekâ alanı için önemlidir. Çünkü bahsedilen bu disiplinlerdeki keşifler bilgisayar bilimcileri tarafından modellenip bilgisayar sistemlerinde modellenip zeki, iletişime geçen, problem çözebilen bir sistemin yaratılması hedeflenmektedir. Kısacası yapay zekanın beslenmesi dört bir koldan yapılmaktadır.

zeki bir sistemin başarılması için ilgili tüm disiplinlerde araştırmalar yapıldığı gösterildi. aynı zamanda insan beyni ne kadar karmaşık olursa olsun çeşitli alanlarda konu olarak ele alındığı gösterildi.

Bu çalışmalara örnek boldur. Karınca kolonisi sistemleriyle maliyetleri düşüren yazılımlar; insan beynindeki sinir sistemlerinden esinlenip yapılmış öğrenebilen sistemler; çevresel koşullara uyum sağlayabilen robotlar vardır.

diğer disiplinlerdeki çalışmaların bilgisayar bilimlerinde kullanım örnekleri verildi.

Şu an belirli sorunları çözse ve genel bir zekâ eğilimi göstermese bile, gerek yapay zekâdaki gerekse de diğer disiplinlerdeki çalışmalar son derece umut vaat etmektedir. Bir gün bir robotla otobüs durağında işe gitmek için aynı otobüsü bekleyebiliriz.

 iddiamızı bu alanlardaki yoğun çalışmalar ve başarılı örneklere dayandırarak ispatladık. sonuç aşamasında buna kısaca değinip , bir resimle – iş arkadaşımızın robot olduğu  – bitiriyoruz.

yazarın bakış açısı çok popüler bilim temelli iyimser bir bakış açısıdır. Yazar dünyadaki hiç bir kötülüğü görmez, tüm bilim insanların zor işlerini sırtlanmak için çalışıyormuş gibi düşünür. ama bu denemenin pek de bilimsel ve felsefi olduğu söylenemez. gazetelerin cumartesi eklerinde yer kaplasın diye çıkar : )) en azından yukarıda ele aldığımız kurallara uyuyor. zaten dünyanın en kötü denemesidir bu 😀 ama denemedir sonuçta..

daha iyileriyle görüşmek üzere…

 

kaynaklar

  1. Deneme Yazmanın Temel Kuralları , Nigel Warburton
  2. Eleştirel Düşünme Rehberi, Gearld M. Nosich